ANKARA- 02.02.2026- Sektörün başarılı Sunucu -Spiker ve Tv Programcılarından aynı zamanda Öğretmen olan Gözde ŞAHİN, Ankara Sincan İlçe Millî Eğitim Müdürü Alican Kılıç ile gerçekleştirmiş olduğu, eğitimde fırsat eşitliği, okul yatırımları, ekran bağımlılığıyla mücadele ile sahada yürütülen sosyal ve kültürel çalışmalar başta olmak üzere ilçede eğitimin birçok yönünü ele almış oldukları , eğitimin bugünü ve geleceğine dair önemli röportajı sizlerle…

-İlçemizde gerçekleştirilen okul ziyaretleri ve sahadaki gözlemleriniz doğrultusunda eğitimin güçlü yönleriyle geliştirilmesi gerektiğini düşündüğünüz alanlar nelerdir?
-İlçemizdeki okullarımızın tamamına yakınını düzenli olarak ziyaret ediyoruz. Okul yöneticilerimiz ve öğretmenlerimizle sık sık bir araya geliyor, öğretmenler odasında birebir sohbet etme imkânı buluyoruz. Sahadaki gözlemlerimiz doğrultusunda söyleyebilirim ki, en güçlü yönlerimizin başında öğretmenlerimizin ve idarecilerimizin alanlarına hâkim olmaları geliyor. Mesleki yeterliliklerinin yüksek olması, işlerini severek ve büyük bir sorumluluk duygusuyla yapmaları bizim için son derece kıymetli.

Bununla birlikte, eğitim camiamızda güçlü bir çözüm odaklı yaklaşım olduğunu açıkça görüyoruz. Karşılaşılan sorunlar karşısında mazeret üretmek yerine çözüm arayan, eğitime karşı yüksek bir ilgi ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bir kadroya sahibiz. Yürüttüğümüz projelerde, düzenlediğimiz etkinlik ve eğitim çalışmalarında bu gayreti ve iyi niyeti net bir şekilde gözlemliyoruz.Bizim için en önemli unsur; öğretmenlerimizin ve yöneticilerimizin samimiyetle, iyi niyetle ve çözüm odaklı bir anlayışla hareket ediyor olmasıdır. Sahadaki ziyaretlerimizde edindiğimiz en temel ve en güçlü izlenim de bu yöndedir.

- İlçemiz genelinde kalabalık sınıflar önemli sorunlardan biri olarak görülüyor. Hâlen bu tür sınıflarla karşılaşıyor musunuz? Bu konuda yeni derslik yapımı, okul yatırımları ve planlamalara ilişkin yürütülen çalışmalar nelerdir?
Sincan, özellikle Organize Sanayi Bölgesi'nin yoğunluğu nedeniyle hızla büyüyen ve sürekli göç alan bir ilçe konumunda. Ankara'nın diğer 24 ilçesiyle kıyasladığımızda, yaşanan nüfus hareketliliğinin önemli bir bölümünün Sincan'a yöneldiğini görüyoruz. Bu durum, bazı bölgelerde nüfus yoğunluğunu artırırken doğal olarak okullaşma ve derslik ihtiyacını da beraberinde getiriyor.Bu tabloyu yakından takip ediyoruz. Kalabalık sınıflar meselesi, özellikle göç alan bölgelerde zaman zaman karşımıza çıkabiliyor. Ancak bu soruna çözüm üretmek adına, devletimizin imkânları doğrultusunda yatırım planlamalarımızı nüfus hareketliliğini dikkate alarak yapıyoruz. Yeni derslik yapımları, okul yatırımları ve kapasite artırıcı projeler bu planlamaların önemli bir parçasını oluşturuyor.

Elbette bu süreç yalnızca kamu kaynaklarıyla yürütülebilecek bir süreç değil. Zaman zaman hayırsever iş insanlarımızdan da bu konuda destek talepleri geliyor. Bizler de hem kamu kaynaklarını hem de hayırseverlerimizin katkılarını bir araya getirerek, bu ihtiyacı daha hızlı ve etkili şekilde karşılamaya çalışıyoruz. Bu iş birliği sayesinde önemli bir mesafe kat ettiğimizi ve önümüzdeki süreçte de kalabalık sınıfların azaltılması yönünde somut adımlar atmaya devam edeceğimizi söyleyebilirim.

-Peki ekran bağımlılığı diye bir problemimiz var biliyorsunuz. İlçemizde öğrenciler açısından da artan bir risk haline gelmeye başladı. Peki okullarımızda bu konuyla ilgili somut olarak alınan önlemler nelerdir?
Ekran bağımlılığı yalnızca çocuklarımızı değil, yetişkinleri de etkileyen ciddi ve giderek artan bir sorun. Dijital ekranların kontrolsüz kullanımı; bağımlılıktan sanal kumara kadar uzanan çok farklı riskleri de beraberinde getiriyor. Bu nedenle konuyu yalnızca okul içi bir mesele olarak değil, toplumsal bir sorun olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda Kaymakamlığımızın himayelerinde, Ankara Kalkınma Ajansı'na sunduğumuz ve kabul edilen bir proje hayata geçirildi. Proje kapsamında oluşturulan bilgilendirme aracımız, Sincan'ın farklı bölgelerinde, okul önlerinde ve vatandaşlarımızın yoğun olarak bulunduğu alanlarda dolaşıyor. Yeşilay'ın da aktif rol aldığı bu çalışmada, alanında uzman ekiplerimiz halkımızı, velilerimizi ve yetişkinleri bilinçlendirmeye yönelik bilgilendirme faaliyetleri yürütüyor. Belediyemiz yürüttüğümüz her faaliyette yanımızda yer almakta; bu iş birliği sürecin sahaya yansımasını son derece kıymetli hâle getirmektedir. Sincan'da kurumlar arası iş birliğinin bu denli güçlü ve uyumlu şekilde işlemesi, yürüttüğümüz çalışmaların etkisini artıran en önemli unsurlardan biridir

Sincan geniş bir coğrafyaya ve yüksek nüfus potansiyeline sahip bir ilçe. Bu nedenle okullarımızda da çok yönlü çalışmalar yürütüyoruz. Öğrencilerimizin ekran dışı sosyal alanlarını güçlendirmek amacıyla özellikle ilkokul düzeyinde, dördüncü sınıf öğrencilerimize yönelik mahalleler arası futbol turnuvaları düzenliyoruz. Mahalle muhtarlarımızın da sürece dâhil olduğu bu çalışmalarla; mahalle kültürünü, aidiyet duygusunu ve sosyal etkileşimi güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu proje Sayın Kaymakamımızın da çok önem verdiği çalışmalardan biri ve iki yıldır oldukça olumlu geri dönüşler alıyoruz. Bunun yanında öğretmenlerimize yönelik kitap okuma kulüpleri oluşturduk. Seçilen kitaplar büyük ilgi görüyor ve ayda bir kez bir araya gelerek bu eserleri birlikte değerlendiriyoruz. Bu sürece ben de dâhil oluyorum; Sayın Kaymakamımız ve Belediye Başkanımız da imkân buldukça bu çalışmalara katılıyor. Bu kulüpler sayesinde eğitim camiamız içinde çok sayıda yazar öğretmenimizin olduğunu da keşfetmiş olduk. Bu bizim için son derece kıymetli bir kazanım.

Öğretmenler Günü vesilesiyle düzenlediğimiz öğretmenler arası voleybol turnuvası da yine ekran bağımlılığına karşı sosyal ve sportif etkileşimi artırmayı hedefleyen çalışmalardan biriydi. Yoğun katılım sağlandı. Bu turnuva daha sonra Sayın Kaymakamımızın öncülüğünde kurumlar arası voleybol turnuvasına dönüştü ve İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü olarak bu turnuvayı şampiyonlukla tamamladık.

Günümüzün bir diğer önemli başlığı ise yapay zekâ. Bu alanda da eğitimcilerimizi yalnız bırakmıyoruz. Alanında uzman akademisyenler tarafından, yapay zekâ kullanımı ve yapay zekâ etiği konularında öğretmenlerimize yönelik eğitimler düzenliyoruz. Özellikle okullarda sosyal medya ve kurumsal dijital mecraları yöneten öğretmenlerimizin bu etik çerçevede bilinçlenmesini önemsiyoruz. Sanatsal ve kültürel faaliyetler de ekran bağımlılığıyla mücadelede önemli bir yer tutuyor. Öğretmenlerimizden oluşan halk oyunları ekibi, tiyatro çalışmaları ve öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz Roman Kahramanları Festivali bu anlayışın ürünleri. Geçtiğimiz yıl 270 öğrencinin katıldığı bu festivali, bu yıl 2.230 öğrencimizle gerçekleştirdik. Şehrimizin merkezinde yapılan yürüyüş ve sahne etkinlikleriyle çok güçlü bir farkındalık oluşturduk. Yine il genelinde katılım aldığımız ve her sene 1500 öğrencimizin katıldığı İnovasyon Atölyemiz, öğrencilerimizi ekrandan ayırıp üretime teşvik ediyor. Ek olarak 2 hafta süren ve yaklaşık 2000 öğrenci ve öğretmenin katıldığı Sanat Festivalimiz ile de ekran yerine dramanın, müziğin ve resmin gücünü hatırlatıyoruz.

Tüm bunların yanında velilerimizi de sürecin aktif bir parçası hâline getiriyoruz. Alanında uzman kişiler tarafından verilen aile ve baba destek eğitimleri, özellikle okul öncesi dönemde büyük ilgi görüyor. Velilerimiz iş çıkışı akşam saatlerinde, 14 hafta boyunca bu eğitimlere katılıyor. Bu da eğitime verilen önemin en somut göstergelerinden biri. Kısacası ekran bağımlılığıyla mücadeleyi yalnızca yasaklayıcı değil, sosyal, kültürel, sportif ve eğitsel boyutlarıyla ele alıyoruz. Öğrenci, öğretmen ve velilerimizin birlikte dâhil olduğu bu bütüncül yaklaşımın, kalıcı ve sağlıklı sonuçlar üreteceğine inanıyoruz.

- İlçemizde velilerden eğitimle ilgili gelen en sık şikayet ve talepler hangi başlık altında yoğunlaşıyor?
İlçemizin sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısından kaynaklanan bazı bölgesel farklılıklar elbette mevcut. Velilerimizden gelen talep ve beklentiler de zaman zaman bu farklılıklar doğrultusunda şekillenebiliyor. Ancak biz bu farklılıkları bir ayrışma unsuru olarak değil, eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmemiz gereken alanlar olarak görüyoruz.

Bu nedenle tüm çalışmalarımızı, İlçe Kaymakamımızın öncülüğünde ve riyasetinde, ilçemizin her bölgesine eşit mesafede durarak yürütüyoruz. Temel hedefimiz; hangi mahallede olursa olsun, her çocuğumuzun eğitimin tüm imkânlarından aynı ölçüde yararlanmasını sağlamak. Velilerimizin taleplerinde de en çok bu eşitlik beklentisinin öne çıktığını görüyoruz.

Sincan'ın Organize Sanayi Bölgesi yoğunluğu olan bir ilçe olması, bu noktada bizim için önemli bir avantaj. Özel sektörün sahip olduğu birikimi ve imkânları sahaya yansıtmak adına ciddi bir gayret içerisindeyiz. Son dönemde bu alanda çok olumlu gelişmeler yaşanıyor. Organize Sanayi Bölgelerimizin ve iş dünyamızın eğitim projelerine artan ilgisi ve desteği bizleri son derece memnun ediyor.

Bu iş birliklerinin somut örneklerini, Roman Kahramanları Festivali gibi geniş katılımlı etkinliklerde ve Sayın Kaymakamımızın himayelerinde düzenlenen Sincan İyilik Ödülleri programında açıkça gördük. Bu ödüller yalnızca eğitimcilere değil; toplumun her kesiminden, iyiliği ve sosyal sorumluluğu önceleyen bireylere verildi. Kamu kurumları, özel sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarının bu süreçlere aktif katılımı, eğitimde fırsat eşitliği anlayışının toplumsal bir karşılık bulduğunu gösteriyor.Velilerimizden gelen taleplerin odağında adaletli, erişilebilir ve kapsayıcı bir eğitim beklentisi yer alıyor. Biz de kamu, özel sektör ve sivil toplum iş birliğiyle bu beklentiyi karşılamak ve eğitimin imkânlarını ilçemizin her noktasına eşit biçimde ulaştırmak için kararlılıkla çalışıyoruz.

-Eğitimde fırsat eşitliği bağlamında, ilçemizde dezavantajlı bölgelerde eğitimi gören öğrencilerimiz var. Onlar için yürütülen destek programları kapsamından da bahseder misiniz?
Bizim için tüm bireyler eşittir. Her öğrencimizin, eğitimin tüm imkânlarından aynı ölçüde yararlanması temel ilkemizdir. Bu anlayış hem anayasal bir haktır hem de 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun temel hükümleriyle güvence altına alınmıştır. Biz de çalışmalarımızı bu çerçevede yürütüyoruz.

Bu noktada en çok önemsediğimiz yaklaşım, "bize gelemeyene biz gidelim" anlayışıdır. Öğrencilerimizi eğitimin içinde tutabilmek ve onları doğrudan destekleyebilmek adına sahada aktif çalışmalar yürütüyoruz. Bunların başında da veli ve ev ziyaretleri geliyor. İlçemizin birçok noktasında okul yöneticilerimizle birlikte ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Bu ziyaretler, özellikle çocuklarımız için çok kıymetli. Çünkü bir çocuk, belki hayatında ilk kez devletin kendisini önemsediğini, değer verdiğini ve evine kadar geldiğini hissediyor. Bu duygunun eğitime olan bağlılığı güçlendirdiğine inanıyoruz ve bu çalışmaları ciddi biçimde takip ediyor, teşvik ediyoruz.

Bunun yanı sıra, alanında uzman akademisyenler ve eğitimciler tarafından velilerimize yönelik bilgilendirici eğitimler düzenliyoruz. Bu çalışmaları bölgesel planlama anlayışıyla gerçekleştiriyoruz. Şehrin her noktasından velilerimizin tek bir merkezde toplanmasının zor olabileceğini biliyoruz. Bu nedenle dezavantajlı bölgelerdeki okullarımızı, yine o bölgeye yakın salonlarda bir araya getiriyoruz. Okul yöneticilerimizle yapılan planlamalar sayesinde çok sayıda okulun katıldığı, verimli ve yoğun katılımlı eğitim programları hayata geçiriyoruz.

Ayrıca vatandaşlarımızı yalnızca örgün eğitimle sınırlı bırakmıyoruz. Yaygın eğitim faaliyetleriyle de destekliyoruz. Halk eğitim merkezlerimiz aracılığıyla hem yüz yüze hem de uzaktan eğitim imkânları sunuyoruz. Vatandaşlarımız, bilgisayar, tablet ya da telefon aracılığıyla bu eğitimlere katılabiliyor, sertifika sahibi olabiliyor ve geçmişte kaçırdıkları fırsatları telafi edebiliyor. Dezavantajlı bölgelerdeki öğrencilerimizi, velilerimizi ve tüm vatandaşlarımızı kapsayan, sahaya inen ve erişilebilir bir anlayışla eğitimde fırsat eşitliğini güçlendirmeye devam ediyoruz.