İSTANBUL- 01.02.2026- Türk müziğinin unutulmaz ismi Barış Manço, 1 Şubat 1999'da geçirdiği kalp kriziyle hayatını kaybetmişti. Aradan geçen yıllara rağmen şarkıları, sahne duruşu ve bıraktığı izlerle hafızalardaki yerini koruyan usta sanatçı, vefatının yıl dönümünde anıldı.

2 Ocak 1943'te Zeynep Kamil Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi'nde dünyaya gelen Manço, çocuk yaşlardan itibaren müziğe ilgi duymaya başladı.
Usta sanatçının müzikle tanışmasında en büyük etkenlerden biri annesi Rikkat Manço oldu. Devlet Konservatuvarı Klasik Türk Sanat Müziği sanatçısı, hocası ve yazar olan Rikkat Manço'nun, konservatuvarda Zeki Müren'e de hocalık yaptığı biliniyor. Annesinin desteğiyle müzik tutkusunu daha da geliştiren Barış Manço, kariyerinin ilk adımlarını 1957'de Galatasaray Lisesi orta bölümünde attı.
İlk gruplar, ilk besteler
Barış Manço, 1958'de ilk grubu Kafadarlar'ı kurdu ve bu dönemde "Dream Girl" adlı ilk bestesini yaptı. Bu eserle ödül kazanan Manço, 1959'da ise ikinci grubu Harmoniler'i kurarak ilk konserini verdi. Aynı yıl babası Hakkı Manço'yu kaybetmesi, onun için büyük bir kırılma noktası olurken, sanatçı bu acının ardından müziğe daha da sıkı sarıldı.
Harmoniler ile konserlerden sonra Grafson şirketinden üç adet 45'lik çıkaran Barış Manço, eğitimini Belçika'da sürdürmek isteyince grup dağıldı. Bu grubun kaydettiği "Kızılcıklar Oldu mu?" ve "Urfa'nın Etrafı Dumanlı Dağlar" ise yıllar sonra yayımlandı.

Avrupa yılları ve yükseliş
Manço, 1963'te yüksek öğrenim için Belçika Kraliyet Akademisi'ne gitti. Paris'te dönemin ünlü caz sanatçısı Henri Salvador ile yaptığı görüşme ise onun hayatında önemli bir dönüm noktası oldu. Salvador'un Fransızcasını ve dış görünüşünü yetersiz bulması üzerine Manço, kendini geliştirmeye karar verdi; zayıfladı, yabancı dile yöneldi ve zamanla 5 yabancı dili Türkçe kadar iyi konuşabilecek seviyeye ulaştı.
Belçika'da resim, grafik ve iç mimarlık eğitimi alan Barış Manço, bu süreçte geçimini sağlamak için farklı işlerde çalıştı. Ancak asıl hedefinin müzik olduğunu kısa sürede bir kez daha fark etti. 1964'te Rigolo Plak ile anlaşarak Jacques Danjean Orkestrası ile çalışmaya başlayan sanatçı, aynı yıl dört şarkılık iki Fransızca plak çıkardı. Bu plaklar Türkiye'ye ulaştığında Barış Manço'nun "Fransız sanatçı" olarak tanıtılması dikkat çekti.
12 Ocak 1965'te Paris'in ünlü konser salonu Olympia'da sahne alan Manço, kendi bestesi "Babysitter" ile büyük bir çıkış yakaladı. Konser sonrası onu izleyen Henri Salvador'un tebrik etmesi, sanatçının yaşadığı dönüşümün en net göstergelerinden biri oldu.

Plaklarına yasak, zor günler
Avrupa'da adından söz ettirmeye başladığı dönemde Barış Manço, bu kez beklenmedik bir engelle karşılaştı. Fransızca aksanının beğenilmediği gerekçesiyle plaklarının çalınmasının yasaklandığı belirtildi. Bu süreçte L'Alba adlı grup ve Andre Soulacie'nin, birlikte yazdıkları şarkıyı seslendirerek Manço'ya destek verdiği aktarıldı.
Türkiye'ye dönüş ve Kaygısızlar dönemi
Belçika Kraliyet Akademisi'ni birincilikle bitiren Barış Manço, Belçikalı sevgilisi Marie Claude ile Türkiye'ye dönerek İstanbul'da nişanlandı. Ardından Mazhar Alanson ve Fuat Güner'in gitaristleri olduğu Kaygısızlar grubuna katılan Manço, "Ağlama Değmez Hayat" adlı 45'liğin 50 binden fazla satmasıyla Altın Plak Ödülü kazanarak geniş kitlelere ulaştı.
Bu başarı, Fransız plak şirketleri Philips ve Barclay'in dikkatini çekti. Barış Manço, yıllar önce aksanı nedeniyle dışlandığı Fransa'ya bu kez "aranan isim" olarak geri döndü. Plak şirketinin isteğiyle sahne adı "Barıshango", Kaygısızlar ise "Possibility" olarak tanıtıldı.

Bıyıklarının ardındaki neden
Barış Manço'nun yıllar içinde kendisiyle özdeşleşen bıyıklarının ortaya çıkışında ise bir trafik kazasının etkili olduğu biliniyor. Hollanda'da geçirdiği kazada dudağında oluşan derin yarığı gizlemek için bıyık bırakmaya başladığı ifade ediliyor.
"Türk müziğini Avrupa'ya taşımak" hedefi
Barış Manço'nun Türkiye'de de bir grubu olması gerektiğini düşünen sanatçı, "Dağlar Dağlar"ın büyük ses getirdiği dönemde müziğini daha geniş kitlelere ulaştırma hedefiyle yoluna devam etti. Bu dönemde Moğollar ile ortak hedeflerinin, Türk müziğini Avrupa'ya taşımak olduğu vurgulandı.
Barış Manço, geride bıraktığı eserleri, tarzı ve farklı kuşaklara dokunan müziğiyle vefatının yıl dönümünde bir kez daha saygı, özlem ve minnetle anılıyor.