Tarih: 05.02.2026 13:59

YENİ BULGULAR KAHVENİN KALP SAĞLIĞINA İYİ GELECEĞİNİ GÖSTERİYOR

Facebook Twitter Linked-in

İNGİLTERE - 05.02.2026- Yeni bir randomize çalışmaya göre kahve tüketimi, en yaygın ritim bozukluklarından biri olan atriyal fibrilasyon riskine karşı koruyucu olabilir. Bu rahatsızlık düzensiz kalp atışlarına yol açıyor ve tedavi edilmezse kalp yetmezliği ile bunama riskini artırabiliyor. Araştırmanın başyazarlarından, Avustralya Adelaide Üniversitesi'nden kardiyoloji profesörü Christopher Wong, geçmişteki yaklaşımı şöyle özetliyor:

Kardiyologlar yıllarca bu hastalara kahveyi azaltmalarını ya da tamamen bırakmalarını önerdi. Çünkü kafeinin uyarıcı etkisi nedeniyle hızlı ve düzensiz atımları tetikleyebileceğini düşünüyorduk.

Risk yüzde 17 daha düşük çıktı

Yaklaşık 200 hastayla yürütülen ve yazı tura yöntemiyle iki gruba ayrılan çalışmada, katılımcıların yarısından her gün en az bir fincan kahve içmeleri, diğer yarısından ise tamamen kaçınmaları istendi. Sonuçlara göre her gün kahve içen grupta atriyal fibrilasyon ataklarının tekrarlama riski yüzde 17 daha düşük çıktı ve ilk atağa kadar geçen süre daha uzun oldu. Wong, bu etkinin olası nedenleri arasında kahvenin 'diüretik' yani idrar söktürücü etkisiyle kan basıncını düşürmesini ve kişilerin günlük hareketliliğini artırmasını gösteriyor. 

Kahve ve iltihaplanma ilişkisi

Kronik inflamasyon, kalp hastalıkları ve damar sertliği ile bağlantılı kabul ediliyor. Kahve ise çok sayıda biyoaktif bitkisel bileşik ve antioksidan içeriyor. Wong, "Kahve yüzlerce hatta binlerce biyoaktif bileşen içerir. Bunların bir kısmı antioksidandır ve daha düşük inflamasyon ile daha iyi kalp sağlığıyla ilişkilidir" diyor. British Heart Foundation'dan kıdemli diyetisyen Tracy Parker ise benzer yararlı bileşiklerin meyve ve sebzelerde de bulunduğunu hatırlatarak, kafeinin bazı kişilerde çarpıntı ve huzursuzluk yapabileceğini vurguluyor. 

Fiziksel aktiviteyi artırabilir

Kafein bir uyarıcı olduğundan günlük hareket miktarını da artırabiliyor. Araştırmalarda kahve tüketen kişilerin, tüketmeyenlere kıyasla günde ortalama yaklaşık bin adım daha fazla attığı görüldü. Wong, "Daha fazla fiziksel aktivite hem vücut hem kalp sağlığı için olumlu. Bu da kahve içen grupta daha az ritim bozukluğu görülmesini kısmen açıklayabilir" değerlendirmesini yapıyor. 

Bağırsak mikrobiyotası ve kalp

Son yıllarda 'bağırsak-kalp ekseni' olarak anılan çift yönlü ilişki üzerine yapılan çalışmalar da arttı. Nature Microbiology dergisinde yayımlanan bir araştırma, kahve tüketimi ile 115 farklı bağırsak bakterisi türü arasında pozitif ilişki buldu. Kahvenin 'prebiyotik' etki gösterdiği, yani yararlı bakterileri beslediği belirtiliyor. Parker, "Sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotası, dolaylı olarak kalp sağlığı açısından da fayda sağlayabilir" diyor. Bağırsak bakterilerinin ürettiği kısa zincirli yağ asitlerinin inflamasyonu azalttığı ve tansiyonu iyileştirdiği biliniyor. 

Tansiyon üzerindeki etkisi

Kahvenin tansiyonu yükselttiğine dair yaygın bir kanı bulunsa da uzmanlar bu etkinin çoğu kişide kısa süreli olduğunu söylüyor. Parker, "Kafein tansiyonda geçici bir yükselmeye yol açabilir ancak bu genellikle yaklaşık yarım saat sürer" diyor. Kahve ve kafein aynı zamanda diüretik etki gösteriyor. Diüretik ilaçlar da tansiyon tedavisinde kullanılıyor. Vücuttan fazla sıvının atılması, damarların gevşemesine ve tansiyonun düşmesine katkı sağlayabiliyor. Düzenli kahve tüketiminin uzun vadede tansiyon üzerinde dengeleyici etki yapabileceği belirtiliyor. 

Kilo kontrolüne katkısı var mı?

Bazı çalışmalar kafein tüketiminin kilo, vücut kitle indeksi ve vücut yağ oranında azalmayla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni olarak kafeinin metabolizma hızını artırıcı etkisi gösteriliyor. Wong, ayrıca "Kafein alan kişilerde ortalama kilo kaybı biraz daha yüksek görünüyor. Bunun kahvenin metabolizmayı hızlandıran uyarıcı etkisinden kaynaklandığını düşünüyoruz" şeklinde konuşuyor.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —