16781,65%0,50
43,65% 0,03
51,96% 0,27
7107,62% -0,40
11727,26% 0,00
ANKARA- 12.02.2026- Televizyon karşısında daha az vakit geçirmek ve bu süreyi başka aktivitelerle değiştirmek, depresyon riskini azaltabilir. Daha önceki çalışmaların genellikle hareketsiz yaşam ile depresyon arasındaki ilişkiye odaklandığı ifade edildi. Araştırmada, televizyon izleme süresinin günde 60 dakika azaltılıp başka aktivitelere kaydırılmasının, majör depresyon gelişme olasılığını yüzde 11 düşürdüğü belirtildi. Sürenin 90 ya da 120 dakikaya çıkarılması halinde riskteki azalmanın yüzde 25’in üzerine çıktığı kaydedildi.
En büyük etki orta yaş grubunda görüldü
En dikkat çekici sonuçların orta yaş grubunda elde edildiği aktarıldı. Bu grupta televizyon süresinin günde bir saat azaltılmasının depresyon riskini yaklaşık yüzde 18 düşürdüğü bildirildi. Sürenin 90 dakikaya çıkarılmasıyla bu oranın yüzde 29’a, iki saate çıkarılmasıyla ise yüzde 43’e kadar ulaştığı ifade edildi.
Televizyon süresinin sporla değiştirilmesinin en güçlü etkiyi gösterdiği belirtildi. Fiziksel aktivitenin iş ya da okul ortamında yapılmasının, yürüyüş gibi günlük hareketlerin ve hatta uykunun artırılmasının da riski düşürdüğü bildirildi.
Gençlerde ve yaşlılarda etki daha sınırlı
Yaşlı yetişkinlerde televizyon süresinin başka günlük aktivitelerle değiştirilmesinin genel olarak anlamlı bir fark oluşturmadığı, ancak sporun yine istisna olduğu belirtildi. Sporla yapılan değişimlerde depresyon olasılığının ölçülebilir biçimde düştüğü ifade edildi. Genç yetişkinlerde ise televizyon süresinin azaltılmasının depresyon riskinde belirgin bir değişim yaratmadığı kaydedildi. Araştırmacıların, genç grubun zaten daha aktif olması nedeniyle ek etkinin sınırlı kalmış olabileceğini değerlendirdiği aktarıldı.
Çalışmanın, başlangıçta depresyonu bulunmayan 65 binden fazla yetişkini dört yıl boyunca takip eden geniş kapsamlı bir nüfus araştırmasına dayandığı bildirildi. Katılımcıların günlük aktivitelerini bildirdiği ve depresyon tanılarının klinik görüşmelerle belirlendiği ifade edildi. Avrupa Psikiyatri Birliği adına yayımlanan ve European Psychiatry dergisinde yer alan çalışmada, özellikle orta yaş grubunda dikkat çekici sonuçlar elde edildiği aktarıldı.