Zeynep DURAK


Biz Açık Değil, Seçeneksiz Bırakıldık"

Kadınlar artık kendi bedenleriyle barışık değil; çünkü o beden artık kendilerine ait değil.


Geçtiğimiz günlerde üniversite sınavına giren genç bir kızın kıyafeti üzerinden başlayan tartışmalar, birkaç gün içinde toplumsal bir yaraya dönüştü. Kimileri özgürlük savunuculuğuna soyundu, kimileri ise değerlerin yok oluşundan dem vurdu. Fakat her iki taraf da aynı noktayı gözden kaçırdı: Bu kız neye göre, hangi imkanlar içinde, hangi seçenekler arasında bu kıyafeti giydi?

 

İçimi en çok acıtan da işte bu: Bu tartışmalarda hep kadının "neden böyle giyindiği" konuşuluyor ama "başka ne giyebilirdi?" sorusu kimsenin aklına gelmiyor.

 

Ben bir kadın olarak, sıradan bir gün bile alışverişe çıktığımda bunu acı bir şekilde hissediyorum. Vitrinlere bakıyorum; kısa, dar, yırtmaçlı, askılı, vücudu saran kıyafetler... Renkler bile bir başka artık. Ya fosfor gibi bağırıyor ya da transparanla içli dışlı olmuş. İnsanın ruhuna dokunacak bir zarafet yok, bir sükûnet yok. Gömlek almak istiyorum; düğmelerin arası açık, yakası boynumdan aşağıda. Bir etek bakıyorum; sanki yürüdüğümde utancım yürüyüşümden önce gidecekmiş gibi hissettiriyor.

 

Ve bu sadece “moda” denilerek geçiliyor. Ama mesele moda değil. Mesele dayatma. Mesele, moda adı altında kadına kendi vücudunu unutturmak. Onu sadece bakılan bir varlık hâline getirmek. Giydiğimiz kıyafetin bedenimizi örten değil, bedenimizi sergileyen bir hale bürünmesi boşuna değil.

 

Bugün moda endüstrisinin kadınlara sunduğu görüntü, adeta tek tip bir vitrin mankeni. Güya “özgürlük” adı altında sunuluyor, ama asıl özgürlüğün—yani seçenek özgürlüğünün—elimizden alındığını kimse görmüyor. Kadın bedenini örtmenin de bir tercih olduğunu; örtünmenin, kendini saklamak değil, kendine ait kalmak anlamına geldiğini hiç kimse konuşmuyor.

 

Üniversite sınavına giren o genç kızın üzerine kıyamet koparanlar, ona o kıyafeti dayatan sistem hakkında tek kelime etmiyor. Oysa mesele ne o kızın kişiliği, ne ahlakı. Mesele, ona dayatılan tek tip “güzel kadın” imajı. Mesele, her yerde ekranlarda, dizilerde, reklamlarda gördüğü “ancak böyle olursan beğenilirsin” mesajı.

 

Kız çocukları artık makyajla büyüyor, ayna karşısında göğüslerini bastırarak değil, daha fazla görünür kılmak için uğraşarak büyüyor. Çünkü güzellik, iffet, zarafet gibi kelimelerin yerini artık “çekicilik”, “cesurluk”, “trend olmak” aldı. Ve bu değişim bir tercih değil; ince ince işlenmiş bir programın sonucu.

 

Kadınlar artık kendi bedenleriyle barışık değil; çünkü o beden artık kendilerine ait değil. Sektörün, algoritmaların, filtrelerin, ekranların istediği biçime ait. Bizim hissettiğimiz bedenler değil; onların görmek istediği bedenler kıymetli.

 

Ve toplum bu acı gerçekle yüzleşmiyor. Kadını yargılıyor, ama sistemi asla sorgulamıyor. Kimse şunu söylemiyor: Belki o kız örtünmek istiyordu ama örtünecek uygun kıyafet bulamadı. Belki sade bir elbise giymek istiyordu ama vitrinlerde bir tane bile yoktu. Belki toplumun ondan beklediği gibi giyinmek istemiyordu ama moda endüstrisinin ona başka seçenek sunmadığı bir dünyada yalnız kaldı.

 

İşte biz bu yüzden yalnızız. Bu yüzden bazen bir gencin üzerinde yanlış kıyafet var diye değil, kıyafet seçeneği yok diye içimiz acıyor. Bu yüzden açık değil, seçeneksiz bırakılmışız.

 

Ben artık utanmak istemiyorum. Dar olduğu için değil, içime sinmediği için almadığım bir kıyafetin yokluğu yüzünden gözlerimin dolmasını istemiyorum. Alışverişte kendimi sakınan değil, kendini ifade eden bir kadın gibi hissetmek istiyorum. Ama bunun için bize sadece “açık” değil, “saygın”, “zarif” ve “özgün” kıyafetler de sunulmalı.

 

Kadınları ya tamamen örtünmeye ya da tamamen açılmaya mecbur bırakan bu ikilemin ortasında bir boşluk var. O boşluk bizim hayat alanımız. Ne teşhircilik, ne yasakçılık. Sadece kendin olma hakkı. Sessizce, sadece, gösterişsizce... Ama kendince.

 

Ve bir gün, kadınların kendi bedenlerine yeniden sahip çıkabildiği; ne giyeceği konusunda gerçekten özgürce karar verebildiği bir dünya mümkün olacaksa... Bu, vitrinlerin değil, vicdanların değişmesiyle mümkün olacak.

İSRAİL'DE FİLİSTİNLİ MAHKUMLAR İÇİN İDAM CEZASI KARARI

ABD'DEN İRAN'A 15 MADDELİK ÇATIŞMALARI SONLANDIRMA PLANI

SAVAŞIN 26.GÜNÜ: ORTADOĞU'DA BOMBALAR PATLAMAYA DEVAM EDİYOR

SAVAŞIN 25.GÜNÜ: ORTADOĞU'DA ÇARPIŞMALAR DEVAM EDERKEN PETROL FİYATLARI YÜKSELMEYE DEVAM EDİYOR

TRUMP: İKİ TARAFTA BİR ANLAŞMA YAPMAK İSTİYOR

Savaşın 24. günü: İran Hürmüz'ü kapatacağı uyarısı yaparken İsrail, Lübnan'da bir köprüyü havaya uçurdu

PAPA'DAN DÜNYAYA MESAJ: SAVAŞLAR İNSANLIK İÇİN UTANÇ

SAVAŞIN 23. GÜNÜ: İRAN MİSİLLEME SALDIRILARINI ARTTIRDI

ABD KENDİSİ İÇİN TEHDİT OLUŞTURAN BEŞ ÜLKEYİ AÇIKLADI

ORTADOĞU GERİLİMİNDE 22.GÜN

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 27 18 3 6 24 60
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 27 15 5 7 18 52
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 27 12 8 7 14 43
6.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 27 9 12 6 -9 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.CORENDON ALANYASPOR 27 6 8 13 1 31
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
12.TÜMOSAN KONYASPOR 27 7 11 9 -8 30
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 27 6 14 7 -9 25
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 27 6 14 7 -18 25
15.KASIMPAŞA A.Ş. 27 5 13 9 -15 24
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 27 4 12 11 -27 23
17.İKAS EYÜPSPOR 27 5 15 7 -19 22
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 27 4 18 5 -23 17

YAZARLAR