Hayrettin ÇAKMAK


DİLİMİZ DİLİM DİLİM

Bizi biz yapan kodlarımızdan hızla uzaklaşıp kimlik kaybediyoruz. Gençlerimiz Türkçe yazmıyor. İnternet sayesinde yeni bir yazma konuşma anlaşma alfabeleri var. Emoji.


Dr. Lütfi Doğan (1972-1976 dönemi Diyanet ileri başkanı, 1977 seçimlerinde CHP listelerinden Milletvekili seçilmişti.) Göreve geldiğinde Türkiye’de tek TV kanalı vardı. Siyah beyaz yayın yapan TRT. Dini içerikli bir programda Diyanet İşleri Başkanı olarak konuşuyor. Konuşmasında dinde “olması imkânsız bazı konuları anlatırken” yumuşak bir ses tonuyla “olanaksızdır, olasılığı yoktur kardeşlerim” diye hitap ediyordu.

O tarihler imkân kelimesinin yerine uydurulan olanak kelimesini, Bülent Ecevit’ten sonra ilk kullananlar arasına girdiğine eminim. O konuşma sayesinde adeta uyduruk kelimelere (devlet argosuna) zımnen (dolaylı olarak) kullanılabilir fetvası verildi demek yanlış olmaz. 

Fetva konusunu niçin zikrettim? bir hatıramı anlatarak açıklayayım. Ben Rize ili İkizdere ilçesine bağlı eski adı Komes olan köyde doğmuşum. Ben köyden çıktığımda her mahallesine yol ve elektrik gelmemişti.  Bizim köyden kendisini solda tarif eden biri ısrarla olanak, olasılık kelimelerini yalan yanlış kullanıyordu. Olanağı ve olasılığı yoktur gibi vurgulu ve zorlama cümleler kuruyordu. Bu kelimeleri kullanmak; ona bir itibar (statü) kazandırır inancındaydı. Ben de ona “sosyete sosyalisti” dediğimi hatırlıyorum. Kendisini hafif yollu alaya alarak dedim ki; Allah’ın Komes’lisi niçin mis gibi imkân kelimesi varken ısrarla olanak, olasılık diye zırvalıyorsun? Meğer o da Diyanet işleri başkanını TV’de seyretmiş. Beni Diyanetle vuracak ya: Bana dedi ki; “Sen diyanet işleri başkanından dahamı iyi biliyorsun” 

Aradan elli yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen imkân kelimesi olanak uydurması karşısında adeta direnmiş dilden sökülüp atılamamıştır. Hatta “imkân ve olanağı yoktur” gibi ikisinin bir arada kullanıldığı mizah konusu saçmalıklara şahit oluyoruz.

C. Yakup Şimşek (Dilin tetiği bozuldu ve RİT LÜGATI (Resmi İkameli Türkçe lügatı kitaplarının yazarıdır) Türkçe Nasıl Hasta Oldu? Başlıklı makalesinde; Cumhuriyet ilan edilmiş yeni rejim bir karar almıştı: Osmanlıyı anlatan ve hatırlatan ne varsa üstüne sünger çekilmeli; bunlar görülmemeli, okunmamalı ki; hâfızalardan silinmeliydi. Bunu başarmak için en kestirme yol “dil” idi. Dili kesilen millet, geçmişi anlayamaz, anlatamazdı.

Peki, bu dilin ayarları nasıl değiştirilebilirdi?

Tabii ki genleriyle oynanarak...

Peki, Türkçenin genleriyle nasıl oynandı?

Devlet tarafından önce harfler değiştirildi.

TDK (Türk Dil kurumu) kuruldu, hemen ardından RİT (Resmî İkameli Türkçe/ Öz Türkçe/ uydurukça) faaliyeti başlatıldı.

Harfleri devlet kararıyla değiştirilen bir dilin kelimeleri de devlet gücüyle pekâlâ değiştirilebilirdi.

Nitekim öyle oldu.

Yüzlerce, yıldır milyonlarca, insanın dilinde ve elinde nesilden nesle gelen; onların iradesi, ifadesi ve müsaadesiyle yürüyen Türkçe, 1930'larda hâkim gücün emir kumanda zincirine bağlandı. Ataların sözlerine, anaların ninnilerine, genç kızların mânilerine, şairlerin şiirlerine, âşıkların türkülerine, dervişlerin ilâhîlerine, dertlilerin ağıtlarına kadar yerleşen, onlarla birleşen ve gürleşen binlerce kelimeye “Osmanlıca ve yabancı” yaftası vuruldu. Yerlerine sürü sürü, turfa (leş, değeri düşük, işe yaramaz, çürük) kelime uyduruldu. TDK’nın 1935'te çıkardığı "Osmanlıcadan Türkçeye Cep Kılavuzu" bu kılavuzda 8.752 kelime yer almaktaydı. Vatandaşlara deniyordu ki: Ey vatandaş! Osmanlıca-yabancı olan bu 8.752 kelimeyi bırak, yerine bizim istediğimiz öz Türkçe kelimeleri kullan!..

Dikkat ediniz “Osmanlıcadan Türkçeye” diyor. Almancadan, İngilizceden, Rusçadan, Yunancadan vb. demekten farksızdır. Yani Osmanlının kullandığı dil yabancıdır. Osmanlı subaylarının yönettiği yeni rejimde ana dil yabancı dil oluverdi. Atatürk Nutuk adlı eserinde 20 bin civarında köken olarak Arapça ve Farsça kelimeye yer vermiştir. Bu devlet Osmanlı’nın devamıdır. Sadece rejimi değişmiştir. Hanedanlıktan (Monarşi) Cumhuriyete geçilmiştir. Osmanlı’nın borçlarını bile kabul edip 1954 yılına kadar taksit taksit öde. Sonra da Osmanlı’yı tanıma

Türkçe 70-80 yılda büyük bir değişikliğe uğratılmış, bu ülkede âdeta “yeni bir dil” icat edilmiştir. Başka bir dilde 800 yılda ancak görülebilecek değişme, Türkçeye 80 yılda yaşatılmıştır. Nitekim 1930’lardan beri Türkiye’de her neslin kelime hazinesi bir öncekinden farklıdır. RİT (uydurukça) ile okutulan, yetiştirilen nesiller babalarının, dedelerinin birçok sözünü anlamıyor. Babalar meselâ "Mektep, maarif, muallim," diyordu; fakat RİT gelince evlât ve torunlara "Okul, eğitim, öğretmen," dedirttiler.

Prof. Dr. Mustafa S. KAÇALİN, TDK başındayken: “Tarihinden uzak, kendi tarihini okuyamayan, kendi annesinin Türkçesini konuşamayan bir nesil var.” Demiştir.

Kurulduğu günden beri, ideolojik bir kadrolaşmayla “Uydurukça Dil” icadının merkezi, haline gelen Türk Dil Kurumu, 1945’te “çok daha büyük bir dil felaketi” ne sebep oldu. O tarihte yayınladığı ilk Türkçe Lügat (Türkçe Sözlük), 20. yüzyılın başlarında Türkçede var olan yüz binin üstündeki kelimelerin sayısı, “bunlar bizim kelimelerimiz değildir” düşüncesiyle 15 bine indirilerek yayınlanmıştı. Bu 15 bin kelimenin yarısı da zaten uydurukça kelimelerdi.  Şemsettin Sami’nin 1900’da yayınlanan “Kamus-ı Türki” sinde 100 bin, 1922’de ikinci baskısı yapılan, İngilizce -Türkçe Redhouse Sözlüğünde” ise 135 bin Türkçe kelimenin İngilizce karşılıkları yer almıştı. Dikkat ediniz 135 binden 15 bine indirdiler. Buna inkılap denmez buna iflas denir.

Dilde Musikide inkılap (devrim) olmaz. Evdeki hesap çarşıya uymadı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu: Atatürk, Türkçenin arınmaya başladığı sıralarda, bir gün bize, yani yanında bulunan gazete yazarlarına bir emir verdi: “Yarından itibaren bütün yazılarınızda bir tek Arapça-Farsça kelime kullanmayacaksınız” dedi. O zaman, Dil Kurumu henüz bir sözlük çıkarmadığı için bu emri yerine getirmekte büyük zorluklar çektiğimizi tahmin edersiniz. Nihayet, muayyen bir zamandan sonra artık yazamaz, yazılanları anlayamaz, istediklerimizi anlatamaz olmuştuk.  İşte bu durumu gören Atatürk, “Bu iş bana çıkmayacak gibi görünüyor. Ben arkadaşlarımın böyle bir zahmete katlanmalarına artık taraftar değilim. Mutlaka başka bir yol bulmalıyız” demişti.” (Hisar Dergisi, Kasım 1966)

Ahmet Cevat Emre: Bu uydurma dil bir müddet yazılarda tecrübe edildi, hatta böyle konuşmalar bile olurdu. Kâzım Dirik Paşa bu dili çıtır çıtır konuşurdu. Bir akşam sofrada, böyle konuşmuştu.  Gazi yüzüne bakmış gülümsemiş, Birbirimizi anlayamaz olduk demişti.  O geceden itibaren özleştirme (uydurukça) Gazi için iflas etmişti. Fakat geri dönmek de çok güçleşmişti… Milyonların anladığı, milletin konuşmada, yazıda, sahnede ve hatip kürsülerinde kullandığı dilde inkılap yapılmayacağına inandıktan sonra Atatürk bir irtica hareketi saydığı özleştirmeciliğe nasıl bir fren verebileceğini düşünüyordu.” (Ahmet Cevat Emre, Atatürk’ün İnkılap Hedefi ve Tarih Tezi, İstanbul, 1956, s. 35-52)

Falih Rıfkı Atay: “Çocuk beni dinle, dedi. Türkçenin hiçbir yabancı kelimeye ihtiyacı olmadığını söyleyenlerin iddiasını tecrübe ettik. Bir çıkmaza girmişizdir. Dili bu çıkmazda bırakırlar mı? Bırakmazlar. Biz de çıkmazdan kurtarma şerefini başkalarına bırakamayız” dedi.  (Falih Rıfkı Atay, Işık, Dünya, 17 Temmuz 1966)

İsmail Habip Sevük: “Bu dil işi, bu tutumla (uydurukça ile demek istiyor) sökmeyecek; ben öldükten sonra döneceklerine ben kendim dönerim.” (İsmail Habip Sevük, Dil Davası, İnkılap Kitabevi, İstanbul, 1949, s. 47)

Türkiye’de “Uydurukça Dil” yanlışından ikinci bir yanlış olan “Güneş–Dil Teorisi” ile dönüldü. Bu teoriye göre, dünyadaki bütün diller Türkçeden gelmiş, Türkçe onlara ana kaynaklık etmişti. Öyleyse; Arapça ve Farsça dilleri de Türkçeden türemiştir. Bu dillerin kelimeleri de bizim kelimelerimiz olabileceği için bu kelimeleri konuşup, yazmakta bir mahzur yoktur. Üstelik dönüş yaparken milliyetçilik rüzgarını da arkamıza almış oluyorduk. Bütün dillerin ebeveyni Türkçedir! 

Batılı çocuklar anadilinde birkaç asır önce yazılmış eserleri okuyabiliyor. Ellerinde milli benliğini besleyen bir hazine var. (Bozulmamış, genleriyle oynanmamış bir dil) Biz ise Dilimizi dilim dilim etmiş baltalamışız.  Gençlerimiz bırakın asırlar öncesini okumayı, ebeveyninin dilini anlamaktan uzaktır. Bugün geldiğimiz nokta: Teknoloji sosyolojiyi değiştiriyor. Sadece seyrediyoruz, tedbir alamıyoruz direnemiyoruz.

Bizi biz yapan kodlarımızdan hızla uzaklaşıp kimlik kaybediyoruz. Gençlerimiz Türkçe yazmıyor. İnternet sayesinde yeni bir yazma konuşma anlaşma alfabeleri var. Emoji.

  Emoji kelimesi Japoncada “resim” anlamına gelen e ve “harf, karakter ya da yazılı karakter” anlamına gelen moji kelimelerinden türetilmiştir. 2015 yılında emojiyi yılın kelimesi olarak seçen Oxford Sözlüğüne göre emoji, “dijital iletişimde bir duyguyu ve fikri anlatmak amacıyla kullanılan dijital simge” anlamına geliyor.

Maalesef genç kuşakların alfabesi önceki ifade ile Elif-Ba’sı bugün emojidir.

NETANYAHU: KARMAŞIK VE ZORLU GÜNLER YAŞIYORUZ

MEKSİKA'DA UYUŞTURUCU KARTELİ LİDERİ ÖLDÜRÜLDÜ

MALEZYA'DA 7.1 BÜYÜKLÜĞÜNDE DEPREM

GRÖNLAND BUZ TABAKASININ ALTINDA GÖMÜLÜ GİZLİ ABD ÜSSÜ

ABD İRAN GERİLİMİNDE YENİ TAKTİK

NETANYAHU: HAMAS SİLAH BIRAKMADAN GAZZE İNŞA EDİLMEYECEK

TRUMP UZAYLI VE UFO DOSYALARININ AÇIKLANACAĞINI SÖYLEDİ

AB KONSEYİ İRAN DEVRİM MUHAFIZLARINI TERÖR ÖRGÜTÜ LİSTESİNE ALDI

PENTAGON HAZIR KARAR TRUMP'TA

GAZZE BARIŞ KURULU'NUN İLK TOPLANTISI BUGÜN ABD'DE BAŞLIYOR

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 23 17 2 4 38 55
2.FENERBAHÇE A.Ş. 23 15 0 8 31 53
3.TRABZONSPOR A.Ş. 23 14 3 6 18 48
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 23 12 4 7 15 43
5.GÖZTEPE A.Ş. 23 11 4 8 11 41
6.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 23 10 7 6 14 36
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 23 7 6 10 -2 31
8.KOCAELİSPOR 23 8 9 6 -3 30
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 23 7 9 7 -10 28
10.CORENDON ALANYASPOR 23 5 7 11 -2 26
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 23 5 9 9 -7 24
12.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 23 6 12 5 -6 23
13.TÜMOSAN KONYASPOR 23 5 10 8 -8 23
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 23 6 12 5 -14 23
15.İKAS EYÜPSPOR 23 5 12 6 -16 21
16.KASIMPAŞA A.Ş. 23 4 11 8 -12 20
17.ZECORNER KAYSERİSPOR 23 3 10 10 -25 19
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 23 3 16 4 -22 13

YAZARLAR