Büyük İskender, yakalanan korsana: “niçin denizi kötü niyetle kullanıyorsun” Der. Korsan da: “Sen bütün dünyayı eline geçiriyorsun? Ben bu işi küçük bir gemiyle yaptığım için bana haydut deniyor, sen aynı işi büyük bir filoyla yapınca neden imparator diye anılıyorsun” (Aziz Augustinus, De Civitae Dei, Kitap IV, Bölüm 4)
ABD, egemen bir devlet olan Venezuela devlet başkanı Maduro ve eşini mafya usulü bir operasyonla kaçırdı. Kaçırılışta içeriden satın alınanlar, kaçırmaya yardım edenler kimlerdi? kaçıran ekibin özellikleri, operasyonun perde arkası, kısaca bu hikâyenin filmleri yapılabilir, hakkında romanlar yazılabilir. Onlar bu yazının konusu değil. Bizim konumuz “dünya iyi bir yöne gitmiyor, dünyanın çivisi çıktı”olarak özetlenebilir.
Hukukun gücü yerine, güçlü olanın hukuku yürürlüktedir. Maduro’nun yargılanması, Venezuela’da sistem değişikliği, demokrasi vb. tamamen tiyatral gösteridir. Mesele tektir. ABD’nin bir timsah gibi Venezuela’nın zenginliklerini yutma hamlesidir. Aynı filmi Irak’ta seyrettik. Saddam devrildi ama asıl devrilen Irak petrolleri oldu. İkinci körfez savaşından buyana Irak’ta petrol ve doğalgazda yüzde 80 civarında büyük pasta ABD ve İngiliz şirketlerinin elindedir. Bu şirketlerin adlarını ve yöneticilerini bu sitede 2021 yılında yayımlanan bir yazımda belirtmiştim ABD aynı oyunu sahneliyor.
( https://www.sosyaltv.com.tr/zehirden-sifa-abdden-vefa-beklenmez-1 )
ABD kamuoyu oluşturmak için önce karşısındakini şeytanlaştırır ve aslı astarı olmayan suçlama yapar. Bir Amerikan fıkrası ile anlatalım ki akıllarda kalsın!
New York, Central Park'ta bir köpeğin küçük bir kıza saldırdığını gören adam, koşar köpekle boğuşur, kendisi de yaralanır ama kızı kurtarır. Olayı gören ABD polisi adamın yanına gelir, sarılıp teşekkür eder ve “Sen bir kahramansın, yarın bütün gazeteler seni Cesur New Yorklu küçük kızın hayatını kurtardı.' diye yazacaklar der.
Adam: “Ama ben New Yorklu değilim!” der.
O zaman, “Cesur Amerikalı küçük kızın hayatını kurtardı” yazarlar.
Adam: “Ben Amerikalı da değilim”der. Polis peki sen nerelisin? Ben “Iraklıyım!'
Iraklı adam ertesi gün ABD gazetelerinde: “Fotoğraftaki Radikal İslamcı, Central Parkta masum bir Amerikan köpeğini hunharca öldürdü” manşeti ile karşılaşır.
Bütün dünya ABD’nin Venezuela petrol ve madenlerine çökmek için bu eşkıyalığı yaptığını biliyor. Trump ve senatörlerde gizleme gereği duymuyor artık ve küstahça! Venezuela’yı biz yöneteceğiz diyor.
15 Temmuz darbe girişiminde maazallah Türkiye işgal edilebilirdi. Boyutu çok mevzii de olsa bir iç savaş görüntüsü bahane edilerek NATO şemsiyesi altında işgale girişirlerdi dediğimizde “Abartmayın! olur mu öyle şey”diyenler; hegemonik devletlerin son hareketlerine baksınlar anlarlar. Trump: “Gazze'yi satın almaya ve sahiplenmeye kararlıyım” dedi.Şimdi de “Maduro’yu yakaladık. Venezuela’yı artık biz yöneteceğiz” diyor. Taviz versen de elinle beslesen de Ayılar evcilleşmez saldırır.
Körfez ülkeleri ABD’yi Petro-Dolar ile elleriyle besliyorlar ama ABD’ye güven olur mu? Nitekim İsrail, Katar’da ateşkes için gelen Hamas ekibine düzenlediği bombalı saldırıda, Katar’ın ABD’den aldığı ne uçaklar ne de silahlar çalışmamıştı. Suikastı Türkiye gördü ve 8 dakikanız var. Telefonlarınızı bırakın binayı terk edin diyerek Hamas heyetini kurtarmıştık.
İkinci dünya savaşından sonra ABD ve Sovyetler Birliği NATO ve Warşova Paktıyla soğuk savaş dönemini başlatmıştı. ABD’li yazar Jeff Sharlet “Soğuk Savaşın yaptığı şey, net olarak tanımlanmış bir düşman sağlamaktı ve bu düşmanlık etrafında da örgütlenmek çok kolaydı” Demiştir. Kapitalist blokla Sosyalist blok arasında yaşanan rekabetin galibi kapitalizm olmuştur. Sistemlerin tarifini de en eğlenceli yapan kişiWinston Churchill şöyle der. “Kapitalizmin ahlaksızlığı; nimetleri adaletsiz paylaşmasıdır, sosyalizmin faziletiyse sefaleti eşit paylaşmasıdır”
Bu dönemde dünya görünüşte iki kutuplu olup bir denge söz konusu idi. Berlin duvarının 9 Kasım 1989 tarihinde yıkılışından sonra 1991 yılında Varşova paktı dağıldı. Rusya kendini yeniden toparlama yoluna gitti ve bu süre Putin’in başkan oluşundan sonra da bir süre devam etti. ABD tek kutuplu dünyanın dümeninde tek kalmıştı ve savunma sanayiinde Rusya ile arayı bayağı açtı.
Dün “soğuk savaş” vardı. Bugün ise “soğuk barış” dönemi yaşanıyor ve Trump anaç bir haydut gibi davranıyor. Uluslararası hukuk, sözleşmeler vb. hiçbirini tanımıyor. Padişahların “buyruğumdur”diyerek açıkladıkları kararlar, Tramp’ın yanında hafif kalır. Beyaz Saray'da düzenlenen Yahudi bayramı Hanuka etkinliğinde konuşurken; Suriye devletine ait “ Golan Tepelerini” İsrail'e devrettiğini açıkladı.
Dünyanın en büyük örgütü olan Birleşmiş Milletlerin amacı aşağıdaki şekilde yazılıdır. BM; dünya barışını, güvenliğini, sosyal ilerlemeyi, yaşam standartlarını yükseltmeyi, insan haklarını desteklemeyi ve dostane ilişkileri geliştirmeyi amaçlayan bir kuruluştur. Savaşları ve barışa dönük tehditleri önlemek, ülkeler arasında dostane ilişkiler kurmak ve uluslararası ekonomik ve sosyal iş birliğini sağlamak temel amaçlarıdır. “Adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma, sosyal eşitlik” haklarını tüm ülkelere eşit oranda sağlamak, temel amacıdır.
Bugün dünyada yaşananlara bakınca bu metni okuyup gülmeyecek insan yoktur! BM’de en güçlü organ Güvenlik konseyidir. Üye ülkeler arsında Güvenlik ve Barışı korumakla yükümlüdür. BM de diğer organlar sadece tavsiye kararı alırken, BM Güvenlik Konseyi kararları, tüm üye ülkeler açısından bağlayıcılık taşımaktadır. Güvenlik Konseyi on beş ülkeden oluşmakta olup, bu üyelerden beşi daimî üyestatüsündedir ve mutlak veto yetkisine sahiptir. Karar alabilmesi için 9/15 oranı gereklidir, Bunun için de daimî üyelerden birinin aksi yönde oy kullanmaması gereklidir. Peki; kimdir bunlar? ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin (En çok silah satan ülkeler) Bütün dünyanın kaderi bu beş ülkenin kararına bağlıdır. Bu ülkeler olaylara nasıl bakar? Sorusuna yine Winston Churchill’le cevap arayalım “Büyük devletlerin dostları ve düşmanları olmaz. Onların sadece çıkar ilişkileri vardır.” der.
ABD nasıl bir dost? Onu da Temel Dursun’la anlatalım
Temel eşkıyalık yapıp dağlarda yaşamaktadır. Çocukluk arkadaşı Dursun kestirme gideyim derken yolunu kaybeder dağda Temel’in adamları tarafından bulunup huzura çıkartılır. Temel Dursun’u görünce çok sevinir sarılır hasret giderir ve bu gece bir yere gidemezsin der ve av hayvanlarından keserler yer içerler. Sabah Dursun yolcu yolunda gerek der kalkar. Temel: Silahını çeker. “Ha buradan bedava geçilmez, dostluğumuz arkadaşluğumuz bakidur ama bir şey vereceksun,” der. Bunu bir yerde anlattım. Bir arkadaş CB Erdoğan niçin “dostum Trump”diyor diye sordu. Ben de Trump’da “Erdoğan benim dostum” diyor. Bunlar tamamen diplomatik sözlerdir. Bu sözlere inanıp hareket edilmez. Karşılıklı çıkar ilişkisine dayanır.
Gazeteci Ertuğrul Özkök: "Son 15 yılda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da vizyonuyla Aselsan’da, Tusaş’ta olağanüstü ilerlemeler kaydedildi. İstediğiniz kadar muhalif olun bunlarla övünmemiz gerekir. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi dünyada etkili ve güçlü ülkelerden biri haline getirdi" Başarılı bir liderlik var. Yani kimsenin inkâr etmeyeceği inanılmaz işler yaptı. Şu geçen gün denize indirilen Anadolu Gemisi, Türkiye’nin geldiği sanayi…Yapılan yollar, altyapılar, köprüler, bunları kimse inkâr edemez. Bir de inkâr edilmeyecek bir tarafı var; Erdoğan, Türkiye'yi gerçekten bütün dünyanın kafasına ‘Türklerle oynamayın, Türkiye büyük devlettir’ imajını yerleştirdi.
Sömürgen devletler tek yumurta ikizi gibidir.
Gazeteci Tunca Bengin bir yazısında olayı şöyle özetler: Rusya Ukrayna savaşı için Putin’in yapmış olduğu işgal ve ilhakın uluslararası hukukta hiçbir karşılığı yoktur.
BM Antlaşması’nın 2. maddesine göre de kuvvet kullanarak toprak ilhakı yasak.
Yani oralarda Rus vatandaşları var, ben onların haklarını korumak için müdahale etmek zorunda kaldım deyip egemen bir ülkenin topraklarını işgal etmek, sonra da referandum yutturmacasıyla oldubittiye getirip artık oralar benim toprağım duyurusuyla çökmek yok hükmündedir. Açıkçası Putin’in yaptığı zorbalık, hukuk tanımazlık asla kabul edilemez bir durumdu. Nitekim dünyanın her yerinden anında tepki ve kınama mesajları gelmişti. Avrupalı liderler dönemin ABD başkanı Biden NATO Genel Sekreteri çok sert açıklamalar yaptılar ama Putin tınmadı işine baktı.
Venezuela olayında gördük ki Rusya çok ciddi bir tepki vermedi. Öyle görünüyor ki; ABD ile Rusyaarasında başka ülkelerin topraklarını paylaşmaya yönelik kirli bir temasbile söz konusu olabilir. Trump bu haltı yerken Çin ve Rusya’ya bilgi verdiğine dair ciddi bir kanaat oluşmuştur.
Sömürgen ülkelerin adalet anlayışı “hep bana” anlayışıdır.
Mesnevide geçer. Hatırımda kaldığı kadarı ile nakletmeye çalışayım.
Aslan, kurt ve tilki ava çıkarlar. Aslan bir yaban öküzü, dağ keçisi ve tavşan yakalar. Yemek vaktidir. Aslan Kurt’a şunları adil bir şekilde dağıt der. Kurt: Efendim yaban öküzü çok büyük o sizin hakkınız. Dağ keçisi bana münasiptir. Tavşan ise Tilki için uygun düşer. Aslan kükreyip Kurt’a; benin olduğum yerde senin adın nasıl geçer, tilkinin adı nasıl geçer der ve bir pençe ile kurdu yere serer. Tilkiye döner sen dağıt der. Tilki de: Yaban öküzü kralımızın sabah kahvaltısı, dağ keçisi öğlen yemeğiniz, tavşan ise hafiftir gece rahatsız etmez akşam atıştırmanız olsun der. Aslan pek memnun olur ve sorar: Bu adaletli taksim yapmayı kimden öğrendin?Tilki de şu yerde yatan kurttanöğrendim der.
ABD yayınlanan videolarlaMaduro’yu madara ederek dünyaya parmak sallıyor. Zaten Venezuela’ya attığı pençe ile Kolombiya Küba Meksika gibi ülkelere siz mi teslim olursunuz? Ben mi teslim alayım dedi.
Saddam Hüseyin (ABD elçisinin sinsiliği ve kışkırtması ile) Kuveyt’i işgal etmeye kalktığında TBMM’de konu tartışılıyordu. Demirel konuşmasında Kuveyt’in ve Emirliklerin Saddam’ın gözüne “besili bıldırcın” gibi gözüktüğünü söylemişti. Trump eşkıyasının gözünde de yeraltı zenginliği olan ülkeler besili bıldırcın gibi gözüküyor.
Dünya bu anafordan nasıl çıkar? Tarih boyu despotların akıbetleri berbat olmuştur. Dünyanın bir araya gelip bu çeteleşmeyi yenmesi, bir araya gelmesi zor görünüyor. Ancak o ülkelerin içinde insan kalanların iş başına gelmesi ile bu mümkün olur.
Türkiye olarak biz olabildiğince savunma sanayiine yatırıma devam etmeliyiz.
