(10 Altın Kural)
Bizler biliyoruz ki zor zamanlar zayıf bağları koparır, güçlü bağları ise daha da sağlamlaştırır. Gerçek güç; maldan, makamdan değil birlikten gelir. Bu nedenle aşağıdaki prensipleri bir yaşam kültürü olarak benimsiyoruz:
1- Panik yok, bilinç var.
Kriz dönemlerinde korku ile değil, akıl ve sağduyu ile hareket edeceğiz. Panik zarar verir; tedbir ve akıl kazandırır.
2- Dayanışma en büyük gücümüzdür.
Hiç kimse yalnız değildir. İhtiyaç halinde maddi, manevi ve bilgi alışverişi ve desteği sağlanacaktır. Güçlü bireyler, güçlü toplumu oluşturur.
3- İsraf değil tasarruf.
Gösteriş için değil, ihtiyaç için harcayacağız. Gereksiz tüketim azaltılacak, planlı harcama esas alınacaktır.
4- Gıda güvenliği önceliklidir.
Toplumda her birey ve aile temel ihtiyaçlar konusunda tedbirli olacaktır. Amaç: Kimseyi muhtaç bırakmadan birlikte güçlü kalmaktır.
5- Kırgınlıklar değil birlik güçlenecek.
Küskünlükler son bulacak, bağlar yeniden kurulacaktır. Kriz zamanlarında en büyük tehlike, iç ayrışmalardır. Birlik korunacak, iletişim güçlendirilecektir.
6- Maneviyat güçlendirilecek.
Bu süreç sadece ekonomik değil, aynı zamanda iç muhasebe dönemidir. Sabır, ahlak, ibadet ve anlam arayışı artırılacaktır. Manevi gücü yüksek toplumlar krizden güçlenerek çıkar.
7- Çocukların psikolojisi korunacak.
Çocuklara korku değil güven verilecektir. Sokakta, işte, evde ortam sakin, güvenli ve destekleyici olacaktır. Verilecek mesaj nettir: “Birlikteyiz ve güçlüyüz.”
8- Herkes katkı sunacak.
Herkes bildiğiyle destek olacaktır: Tamir, eğitim, sağlık, üretim, organizasyon… Her beceri, ortak güce dönüşecektir.
9- Olağanüstü durumlarda birlikte hareket edilecek.
Gerekirse birlikte yaşar, birlikte paylaşır, birlikte çözüm üretiriz. Çünkü paylaşılan ekmek bereketlenir.
10- En büyük gücümüz birliktir.
Bizim gücümüz ne paramızdır ne makamımızdır. Gerçek güç, birbirimize sahip çıkmamızdır.
Zor zamanlar bizi zayıflatmaz, aksine daha güçlü yapar.


