Akın Gürlek son günlerin çok konuşulan isimlerinden. Adı bazı siyasilerin dilinden düşmüyor, basında da sık sık telaffuz ediliyor. Orta Anadolu’nun şirin bir ilinin az ilgi görmüş bir ilçesinin çocuğu.
Akıllı, azimli ve kararlı çizgisiyle okumuş, hayatın zorlu basamaklarını başarı ile geçmiş bu günkü konumuna gelmiş. Siyasi bir desteği var mı? Mutlaka vardır. Siyasi bir destek olmadan bir yerlere tırmanmak, bir noktaya gelebilmek dün zordu, şimdilerde çok, çok, çok zor.
Önce Adalet Bakan yardımcılığı, devamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı…
Yeni görevi Adalet Bakanlığı. Hukuk ve adaletin uygulamasının yapıldığı kurumların başı olan yer.
Öyleyse yazımıza hukuk ve adalet kavramlarının tanımlarını hatırlayarak devam edelim.
Hukuk: “ Devletin yetkili organları tarafından konulan, toplumsal ilişkileri düzenleyen, adalet sağlamayı amaçlayan ve uyulması kamu gücü (yaptırım) ile desteklenen yazılı ve yazısız kurallar bütünüdür. Bireylerin birbirleriyle ve devletle olan ilişkilerini düzenleyerek, toplumsal barışı ve güvenliği sağlayan bağlayıcı normlar sistemidir.
Hukukun Temel Özelliği: Kurallara uyulmaması durumunda devlet tarafından ceza ve zorlama (müeyyide) uygulanır. (adalet.gov.tr.)
Adalet: “ Adalet en güncel tanımıyla herkese hak ettiğini verme, eşitlik, denge ve doğruluk ilkesidir. Hukukta ve bireylerin haklarını korunması ve toplumsal düzeni sağlanması amacıyla, kanunların hakkaniyetli (vicdani) bir şekilde uygulanmasıdır. Adalet, hukukun temel amacı olup; sadece yasaların uygulanmasını değil, vicdani, eşit ve insancıl bir düzeni ifade eder.
Hukukta Adalet Kavramının Boyutları. Herkese eşit işlem yapılmasını, hak ve ehliyetinin eşit olmasını öngörür.
07.03.2026 günlü Sözcü Gazetesinde üstat gazetecilerden Saygı Öztürk’ün Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek ile yaptığı söyleşiyi birkaç defa okudum.
İki bölümde fikrimi açıklamak isterim.
Birinci bölüm; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı dönemindeki İBB soruşturmasıyla ilgili.
Diğeri de, konusuna hâkim ve ne yapacağını bilen birinin gerçekleştireceği çalışmalar hakkında verdiği bilgiler.
İBB ve ona dayalı gelişmeler hakkında yeterli ve gerçek bilgilerim olmadığı için görüşlerimi yazmam yanlış olur. Sayın Bakan yapılan işlemlerin fiziki ve siyasi takiplerinin yapıldığı ve sonuca göre hareket edildiğini söylüyor. Vicdani kurallara uymayan gelişmeler yok mu? Var elbette. Hasta olan ve kaçma şüphesi olmayan kişilerin denetimli serbestlikle bırakılmaması gibi. Ama bu yargının konusu.
Sayın Gürlek adalet sistemindeki eksiklikleri ve onların bir kısmına yapılması gereken düzeltmelerden bahsetmiş. Parmak bastığı konular toplumun uzun süredir düzeltilmesini beklediği konular. Bunlardan başka düzletilmesini veya değiştirilmesini gerektiren yasalar yok mu? Elbette var…
Sayın Bakan söyleşide belli konular üzerinde açıklamalarda bulunmuş. Örneğin terörsüz Türkiye ile ilgili soruya verdiği cevap devlet umuru ve hizmeti görmüş, devlet geleneklerini ve işleyişini bilenlerin verdiği cevap. “Olmazsa olmazımız örgütün silah bırakması ve daha sonra da örgütün feshedilmesi. Bununla ilgili makamlar tarafından teyit edilmesinden sonra yasal düzenlemeye geçilmesi gerekir” Diyor. İlgililerin yapılması gerekenlerin yapıldığını teyit etmesi halinde düzenleme yapmaya geçilebileceğini söylüyor.
Siyasilerin “kurucu önder”, “statü verilmeli” dediği yerde, Adalet Bakanı yine görevi çerçevesinde konuşmuş.
Uzun süredir toplumun konuştuğu boşanma süresi, çekilen sıkıntı ve boşandıktan sonra ömür boyu süren nafaka yarasına da parmak basmış. “Davaların uzun sürmesi şikâyet ve güvensizliğin başında geliyor” tespiti, bize Rahmetli Karakoç’un Hâkim Bey şiirinde; “Bu dava babamdan kaldı hâkim bey” diye serzenişte bulunduğu yaranın artık tespitinin yapıldığını ve çözüme yürünmesi gerektiğini anlatıyor.
Davaların uzun sürdüğünden bahisle yeni mahkemeler kurulacağını ve hâkimlerin biraz zorlanacağını da söylüyor. Bu söz Bakan Beye ait: “ Hâkimlerin şahsından kaynaklanan bir sorun olabilir. Disiplin hükümlerini işleteceğiz. ‘9 ayda bitmesi gereken davayı 4 yılda bitirememişsin. Kusura bakma sonuçlarına katlanırsın diyeceğiz.”
Son zamanlarda toplumumuzu ve aileleri endişelendiren suça yönelmiş gençler konusunda ise önceden alınacak tedbirler olduğunu söylerken kendi bakanlığı ile ilgili de şimdi yetersiz ve caydırıcı olmayan yasaların caydırıcı olabilecek noktaya getirileceğini anlatıyor.
Uyuşturucudan mahkûm olmuş çocuğun tahliye olmadan en az altı ay önce cezaevindeyken AMATEM sürecinin başlatılması gerektiğini düşündüklerini söylemesi çok önemli. Bir başka yazımda belirtiğim gibi “çocuk suç işlemeden önce eğitilmeli, suçu işledikten sonrada, cezası bitmeden önce yine eğitimden geçirilmeli diye düşündüğümü yazmıştım.”
Kısaca bahsettikleri konular ve özellikle bakış açısı iyi şeyler yapacağını gösteriyor. Akıl ve mantık çizgisinde ki düşüncesi, eksiklikleri giderme inancı ve iradesi ümit verici.
İnşallah siyasi çizginin geçici olduğunu, hukuk çizgisinin kendini devamlı iyi olarak hatırlatacağını unutmaz.
Toprağımın insanı, Sayın Bakan’ın dediklerini yapabilirse önemli hizmetler yapmış olacağına inanıyor ve başarılar diliyorum.
