“Tımarhaneden Mektuplar”
Taburcu oldular.
“Dosyalarına normalleşme tamamlandı”yazıldı. İmza atıldı. Kapı açıldı. Çıktılar.
Dışarıda hayat akıyordu. Gürültülü, aceleci ve kendinden emin. Onlar da kalabalığa karıştı. En azından öyle göründü.
Konuşmaları gerekiyordu, konuştular.Gülmeleri gerekiyordu, gülümsediler.Baş sallamaları gerekiyordu, baş salladılar.Ama içlerinde bir yer hâlâ bekleme salonundaydı.
Taburcu olmak kolaydır. Hayata karışmak zordur.
Çünkü içeride öğrendikleri bazı şeyler, dışarıda da işe yarar:
Sessiz kalmak.
Uyum sağlamak.
Fazla soru sormamak.
Bir kafeye oturdular. Yan masada hararetli bir tartışma vardı. Kimse kimseyi dinlemiyor ama herkes haklıydı. Bu manzara yabancı değildi. Duvarlar sadece renk değiştirmişti.
Markette sıraya girdiler. Kimse kimsenin yüzüne bakmıyordu. Telefon ekranları güvenli birer sığınaktı.Burasıda farklı değildi. İçeride de göz teması bazen gereksiz risk demekti.
Bir toplantıda biri “Bu konu çok boyutlu” dedi.Masadakiler başını salladı. Kimse “Nasılyani?” diye sormadı.
Tanıdık geldi. İçeride de anlaşılmayan cümleler itiraz edilmeden kabul edilirdi.
İşte o an ilk şüphe düştü içlerine:Biz gerçekten dışarı mı çıktık?
Belki de mesele dışarının değişmemesiydi.
Belki de mesele, içeride öğrenilen teslimiyetin dışarıda da makbul sayılmasıydı.
Kimse yüksek sesle konuşmuyor ama herkes tetikte.
Kimse bağırmıyor ama ortada huzuryok.
Kimse “Bilmiyorum” demiyor.Ama çoğu kişi gerçekten bilmiyor.
Taburcu olup hayata karışamayanların en belirgin özelliği görünmez olmalarıdır. Dışarıdan bakıldığında gayet uyumludurlar.
İşlerine giderler, faturalarını öderler, selam verirler. Ama içlerinde küçük bir cümle dolaşır durur:
Ben mi değiştim, yoksa sadece alıştım mı?
Cevap hemen gelmez. Çünkü alışmak, bazen iyileşmekle karıştırılır.
Oysa hayata karışmakilk kez “Bilmiyorum” diyebilmektir.
Bazen gerçekten merak etmektir. Bazen de herkes başını sallarken durup düşünmektir.
Taburcu olmak bir kapıdan çıkmaktır.
Hayata karışmak ise kapının dışındaki kuralları da sorgulamayı gerektirir.
Kapı açık olabilir.Ama yön aynıysa mesafe değişmez.
Tımarhaneden şimdilik bu kadar.
Gelecek hafta, başka bir serviste buluşacağız: Onay Bağımlılığı Polikliniği.
Orada herkes iyi görünür.
Kimse itiraz etmez.
En sağlıklı görünenler, en çok baş sallayanlardır.
Ve kimse alkışın bir tedavi yöntemi olup olmadığını sormaz.
Biraz cesarete selamet.
Eğitimci / Şair-Yazar / Davranış Bilimci
Rıza CEYLAN – R.C.
