Avrupa, son dönemde Trump’ın tek taraflı politikaları ve küresel düzeyde değişen güç dengeleri nedeniyle dikkat çekici bir eşikte bulunuyor. Trump’ın Grönland ve Venezuela gibi başlıklarda attığı adımlar, Avrupa açısından sadece anlık hamleler değil, daha geniş bir stratejik çerçevenin işaretleri olarak okunuyormudur..
.Bu gelişmeler, Avrupa’nın güvenlik, bağımsızlık ve ittifak dengelerini yeniden düşünmesine yol açıyor. Yeni bir dönemin eşiğinde olunduğu yönünde güçlü bir algı oluşmuş durumda.
UKRAYNA VE AVRUPA’NIN DÖNÜŞÜMÜ
Avrupa’nın Çin ve Rusya ile ilişkilerini derinleştirme ihtimalinin tartışılması, doğal olarak Ukrayna’nın konumunu da gündeme taşıyor. Rusya ile daha yakın bir ilişkinin, Ukrayna’nın Batı ile kurduğu bağları zayıflatabileceği ihtimali Avrupa’da giderek daha fazla konuşuluyor. Bu durum, Avrupa güvenliğinin geleneksel Batı ekseninden uzaklaşıp farklı bir denge arayışına girmesi şeklinde de yorumlanıyor. Ortaya çıkan tablo, Avrupa’nın karşı karşıya olduğu stratejik kaymanın sonuçlarını daha görünür hale getiriyor.
AVRUPA, ÇİN VE RUSYA İLE YAKINLAŞIRKEN NE KAYBEDİYOR
Trump’ın izlediği politikaların, Avrupa’yı Çin ve Rusya ile daha yakın ilişkilere zorlayan bir etki yaratıp yaratmadığı sıkça tartışılıyor. Avrupa, ekonomik ve stratejik çıkarları doğrultusunda bu iki aktörle temaslarını artırırken, mevcut Batı ittifaklarının nasıl etkileneceği sorusu da beraberinde geliyor. Çin ve Rusya ile kurulabilecek daha derin bağların, Avrupa’nın küresel sistemdeki rolünü nasıl dönüştüreceği henüz netleşmiş değil. Bu belirsizlik, Avrupa açısından hem fırsat hem de risk barındıran bir alan olarak görülüyor.
BİRLEŞİK AVRUPA MI, BAĞIMSIZ AVRUPA MI
Avrupa, geçmişte benimsediği güvenlik ve dış politika reflekslerini yeniden değerlendirme ihtiyacı hissediyor. Bir yanda Trump kaynaklı baskılar, diğer yanda Çin ve Rusya ile gelişen ilişkiler bulunuyor. Bu tablo, Avrupa’nın birlik, bağımsızlık ve ittifak kavramlarını yeniden tartışmasına neden oluyor. Ortaya çıkan soru, Avrupa’nın hangi dengeyi ne ölçüde koruyabileceği noktasında yoğunlaşıyor.
TRUMP’IN BASKILARI VE AVRUPA’NIN STRATEJİSİ
Trump’ın Avrupa’yı kendi öncelikleri doğrultusunda yönlendirme çabası, Avrupa başkentlerinde dikkatle izleniyor. Bu baskıların uzun vadede Avrupa’yı daha fazla içe kapanmaya ya da alternatif ortaklıklara yöneltip yöneltmeyeceği henüz net değil. Ancak bu sürecin, Avrupa’nın mevcut stratejik konfor alanını zorladığı açıkça görülüyor.
AVRUPA’NIN KARAR AŞAMASI
Avrupa, bugün yaşanan gelişmeleri bir sonuçtan ziyade bir süreç olarak okuyor. Çin ve Rusya ile ilişkilerin derinleşmesi ihtimali, bazı alanlarda imkanlar sunarken, Batı ile kurulan dengelerin nasıl korunacağı sorusunu da canlı tutuyor. Avrupa’nın önündeki tablo, kesin tercihlerden çok, olası yönelimlerin ve sonuçların tartışıldığı bir karar aşamasına işaret ediyor.
Avrupa ile Amerika arasındaki ilişkinin tarihsel seyri, ayrışmadan çok birlikte hareket edildiği dönemlerde daha güçlü ve daha dengeli sonuçlar üretildiğini gösteriyor...
