S. Tarkan BOZKURT


Türkiye Uydu Değildir

Artık her söylenen emir telakki edilmiyordu. Millet sorguluyor, hesap soruyor ve sandıkta faturayı önüne koyuyordu.


ABD, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra küresel sahnede görünür oldu. İkinci Dünya Savaşı ve sonrasında ise kendisini “süper güç” olarak dünyanın merkezine yerleştirdi. Türkiye’nin ABD ile yoğun ve çok katmanlı ilişkileri de tam bu dönemde başladı. Özellikle savaş sonrasında ABD’nin, dünyayı “demokratikleştirme” iddiası altında yeniden dizayn etme ve ülkeleri kendi yörüngesine alma politikalarının hedeflerinden biri de Türkiye oldu.

Sovyet tehdidinden bunalan Türkiye, 1946’dan itibaren tek parti rejiminden çok partili hayata geçerek fiilen ABD hinterlandına dâhil edildi. NATO üyeliğiyle birlikte bu ilişki, askerî ve siyasî boyutları aşarak zihinsel, bürokratik ve sosyolojik bir bağımlılık hâlini aldı. Zamanla bu bağlar, ortaklıktan çok, iradeyi aşan bir tâbiiyete dönüştü.

Ancak bu ilişkinin hiçbir zaman karşılıklı ve dengeli olduğu söylenemez. ABD’ye duyulan sadakat, daima tek taraflı bir bağlılık olarak sürdü. Bu, karşılığı olmayan, hatta çoğu zaman muhatabı tarafından ciddiye dahi alınmayan platonik bir aşktı. ABD, Türkiye ile eşitler arası bir ortaklık değil; gerektiğinde emir verebileceği, çizdiği sınırlar içinde hareket etmesini beklediği bir “uydu”yu tercih etti.

Bu yüzden Türkiye–ABD ilişkileri, hemen her dönemde bu çerçevede yürüdü. Türkiye’nin iç dengeleriyle oynandı. Gladyo tipi yapılar üzerinden sosyal karışıklıklar ve siyasal mühendislik projeleri devreye sokuldu. Siyasî liderlerin, hatta hükümetlerin Washington’un onay süzgecinden geçirilmesine özen gösterildi. Demokratik yolların kifayet etmediği anlarda ise askerî ve bürokratik aparatların devreye sokulduğunu acı tecrübelerle gördük.

Peki, kritik soru şu:

ABD güdümüne girmeden önce Türkiye gerçekten bağımsız mıydı?

Hayır.

ABD, Türkiye üzerindeki nüfuzunu sıfırdan kurmadı. Bu “intifa hakkı”nı, kendisi gibi Anglosakson olan İngiltere’den devraldı. İngiltere’nin küresel ölçekte geri çekilmesiyle patronluk ABD’ye geçti ve Türkiye, “stratejik müttefik” etiketiyle yeni efendisinin kucağına bırakıldı. Bu açıdan bakıldığında, Türkiye üzerindeki Anglosakson vesayetin bir sürekliliğinden söz etmek mümkündür.

Bu nedenle Türkiye, uzun süre ABD tarafından kendi hedefleri ve iradesi olan müstakil bir devlet olarak değil, yörüngede tutulması gereken bir yapı olarak görüldü. Ne zaman bu yörüngeden sapma emaresi belirse, darbelerle, muhtıralarla, ekonomik ve siyasal operasyonlarla denge yeniden kuruldu.

Menderes dönemi bu açıdan bir kırılma noktasıdır. Demokratikleşme meselesi, Anglosaksonların kurduğu temel düzeni zorlayacak kadar ileri götürüldü. “Yeter söz milletin” denildiği anda, büyük patron bu sözün ilelebet kesilmesine karar verdi. Sonrasında ABD, işi şansa bırakmadı; Demokrat Parti geleneğini, kendi çizdiği sınırlar içinde sürdürebilecek aktörleri sahaya sürdü.

Özal dönemi ise ikinci bir istisna oldu. Özal, ABD ile ilişkileri iyi bilen ve yöneten bir figür olmasına rağmen, Türkiye’ye biçilen rolü zorladı. Ekonomide, toplum yapısında ve bürokratik dengelerde millet lehine ciddi kırılmalar oluşturdu. Ancak bu açılımlar kurumsal bir zemine oturtulamadı. Özal’ın devreden çıkmasıyla süreç tersine çevrildi. 28 Şubat’ta millet lehine kazanılan ne varsa geri alındı.

Fakat gözden kaçırılan bir gerçek vardı:

Bu iki dönem, milletin gözünü açmıştı.

Anadolu insanı artık oyunun farkına varmıştı. Kara Türklerden yeni bir orta sınıf doğdu. Eğitim seviyesi yükseldi, ticaret ve ihracat öğrenildi, dünya ile temas arttı. Dün belli alanlara sokulmayanların çocukları bugün her alanda söz sahibi olmaya başladı. Bu sosyolojik dönüşüm, bürokratik elitler ve onların dış bağlantılı patronları açısından ciddi bir tehdit oluşturdu.

Artık her söylenen emir telakki edilmiyordu. Millet sorguluyor, hesap soruyor ve sandıkta faturayı önüne koyuyordu.

Bugün gelinen noktada, İngiltere’den ABD’ye devredilen kripto ecnebilere ve aristokratik azınlıklara dayalı sistem iflas etmiştir. Millet, Amerika karşıtı söylemlerle konuşup fiiliyatta ABD’ye göbekten bağlı olanları ayırt edebilecek bir bilinç seviyesine ulaşmıştır. Kimin milli, kimin gayri milli olduğu artık sloganlardan değil, eylemlerden anlaşılmaktadır.

Türkiye’nin sosyal dokusu, entelektüel yapısı, sermaye kompozisyonu ve demokratik bilinci köklü biçimde değişmiştir. Bu değişim herhangi bir partiye ya da hükümete indirgenemez; bu tarihsel ve sosyolojik bir dönüşümdür. Türk milleti ne ABD’nin, ne İngiltere’nin, ne de başka bir gücün uydusu olmak istemektedir.

21.      yüzyıl, eksen kaymalarının yaşandığı bir çağdır. Dünya artık tek kutuplu değildir. Küresel güç dengesi Batı’dan Asya’ya doğru kaymakta, Batı medeniyeti ekonomik, siyasal ve kültürel bir çözülme yaşamaktadır.

Türkiye bu yeni dünyada, doğru okunduğu takdirde etkin bir özne olabilir. Devlet geleneğiyle, tarihî tecrübesiyle ve geniş coğrafyalara nüfuz edebilen kültürel hafızasıyla Türkiye, dünyanın kronik problemlerine çözüm üretebilecek nadir ülkelerden biridir.

Eğer ABD gerçekten Türkiye ile “özde stratejik” bir ortaklık istiyorsa, klasik bakışını terk etmek zorundadır. Türkiye’yi bir kapıkulu gibi görmekten vazgeçmeli; bu topraklarda millet iradesini bypass eden azınlıklarla iş tutma alışkanlığını terk etmelidir.

Türkiye uydu değildir, maşa değildir, vekil değildir…

Her masada Asıldır. 

 

S. Tarkan Bozkurt 

 

İSRAİL'DE FİLİSTİNLİ MAHKUMLAR İÇİN İDAM CEZASI KARARI

ABD'DEN İRAN'A 15 MADDELİK ÇATIŞMALARI SONLANDIRMA PLANI

SAVAŞIN 26.GÜNÜ: ORTADOĞU'DA BOMBALAR PATLAMAYA DEVAM EDİYOR

SAVAŞIN 25.GÜNÜ: ORTADOĞU'DA ÇARPIŞMALAR DEVAM EDERKEN PETROL FİYATLARI YÜKSELMEYE DEVAM EDİYOR

TRUMP: İKİ TARAFTA BİR ANLAŞMA YAPMAK İSTİYOR

Savaşın 24. günü: İran Hürmüz'ü kapatacağı uyarısı yaparken İsrail, Lübnan'da bir köprüyü havaya uçurdu

PAPA'DAN DÜNYAYA MESAJ: SAVAŞLAR İNSANLIK İÇİN UTANÇ

SAVAŞIN 23. GÜNÜ: İRAN MİSİLLEME SALDIRILARINI ARTTIRDI

ABD KENDİSİ İÇİN TEHDİT OLUŞTURAN BEŞ ÜLKEYİ AÇIKLADI

ORTADOĞU GERİLİMİNDE 22.GÜN

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.GALATASARAY A.Ş. 26 20 2 4 44 64
2.FENERBAHÇE A.Ş. 27 17 1 9 33 60
3.TRABZONSPOR A.Ş. 27 18 3 6 24 60
4.BEŞİKTAŞ A.Ş. 27 15 5 7 18 52
5.RAMS BAŞAKŞEHİR FUTBOL KULÜBÜ 27 12 8 7 14 43
6.GÖZTEPE A.Ş. 26 11 5 10 10 43
7.SAMSUNSPOR A.Ş. 26 8 7 11 -2 35
8.KOCAELİSPOR 27 9 12 6 -9 33
9.GAZİANTEP FUTBOL KULÜBÜ A.Ş. 27 8 10 9 -10 33
10.CORENDON ALANYASPOR 27 6 8 13 1 31
11.ÇAYKUR RİZESPOR A.Ş. 26 7 10 9 -4 30
12.TÜMOSAN KONYASPOR 27 7 11 9 -8 30
13.NATURA DÜNYASI GENÇLERBİRLİĞİ 27 6 14 7 -9 25
14.HESAP.COM ANTALYASPOR 27 6 14 7 -18 25
15.KASIMPAŞA A.Ş. 27 5 13 9 -15 24
16.ZECORNER KAYSERİSPOR 27 4 12 11 -27 23
17.İKAS EYÜPSPOR 27 5 15 7 -19 22
18.MISIRLI.COM.TR FATİH KARAGÜMRÜK 27 4 18 5 -23 17

YAZARLAR