TÜRKİYE'NİN SURİYE OPERASYONU VE KERKÜK GELİŞMELERİ
İnsan hakları ihlallerinin yaşandığı ve daha fazla özgürlük talepleri ile 2010 ortalarında Tunus’ta başlayan halk hareketleri Mart 2011’de Suriye’ye de sıçramıştır. Deraa’da başlayan ilk olaylarla birlikte Şam, Halep, Hama, Lazkiye ve Banyas’ın ardından hızla ülke geneline yayılması ile polis ve ordu birlikleri çok sert müdahalede bulunmuştur.
Etnik ve dinî olarak heterojen bir yapı sergileyen muhalefeti destekleyen çeşitli devlet ve örgütlerin de dâhil olmasıyla Suriye adeta iç savaş ile bölün- menin eşiğine gelmiştir. Uluslararası çalışmalar sonuç vermemiş ve nihayet; Suriye’nin etnik ve dinî yapı olarak karmaşıklığından istifade ederek rahat hareket edebileceğini düşünen birçok radikal gruplar ve terör örgütleri Suri- ye’de faaliyetlerini sürdürme fırsatı elde etmişlerdir.
Suriye olaylarının artık küresel bir sorun halini alması ile bölge ülkeleri içerisinde en fazla etkilenen Türkiye-Rusya ve İran; 2015’te başlattıkları ve sonuncusu 14-15 Eylül 2017’de olmak üzere altı kez bir araya gelerek Kazakis- tan’ın başkenti Astana’da çözüm arayışlarında bulunmuşlardır. Bu görüşmeler sonucunda “Üçlü Garantörlük Sistemi”[1] ortaya çıkmış ve bu kapsamda Türki- ye 7 Kasım 2017 günü İdlib Operasyonu’nu başlatmıştır.
Hatay sınırlarından Heyet Tahrir Şam (HTŞ) örgütünün temizlenmesi için Özgür Suriye birliklerinin ardından[2] Türk Komandolarının Idlib’e girdiği duyuldu. İlerleyen zamanda Türk askerlerinin “Çatışmasızlık bölgesi ilan edi- len Suriye’nin İdlib kentine; ateşkesin tesis, gözetim ve devamını sağlamak, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve yerlerinden edilenlerin evlerine dönmesi için uygun şartları temin etmek amacıyla ve bölgede görev yapacak Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarının, gözlem noktalarını teşkil faaliyetlerine başladığı”[3] bilgileri basında yer almaya başlamıştır. Çok şükür TSK şu ana kadar fiili bir çatışma yaşamamıştır. Keşke 21/22 Şubat 2015’te yapılan “Şah Fırat Operasyonu” planlanırken, 24 Ağustos günü başlatılan ve 7 ay süren “Fırat Kalkanı” operasyonu ile son yapılan “İdlib Harekâtı” top yekûn birlikte planlansaydı da Şubat 2015 öncesinde icra edilmiş olsaydı daha iyi olmaz mıydı? Demekten alamıyoruz kendimizi…
5 İsmail SOYSAL, “Türkiye’nin Siyasal Adlaşmaları”, C.1, ss.312-327, Türk Tarih Kurumu Bası- mevi, Ankara, 2000.


