Hayaller kuran, mücadele eden, bekleyen ama belirsizlikle sınanan bir neslin hikâyesi…
Bugünün gençliği belki de tarihin en çok seçenek sunan, ama en az güven veren döneminde yaşıyor..
Önlerinde sayısız yol, sayısız hayal ve sayısız hedef var. Fakat bu yolların nereye çıktığı her zaman net değil. İşte tam bu noktada genç zihinlerin içinde büyüyen o soru yankılanıyor!..
Çalışmaya devam mı, yoksa vazgeçmek mi?
Eskiden çalışmak, çoğu zaman emeğin karşılığını almak demekti…
Bugün ise birçok genç için çalışmak; sabretmek, beklemek ve belirsizlikle mücadele etmek anlamına geliyor.
Yıllarca okuyan, sınavlara giren, umutla mezun olan gençler…
Ellerinde diplomalarıyla hayata atıldıklarında karşılarında çoğu zaman kapalı kapılar buluyor. İ
İş arayan, bekleyen, umut eden ama karşılık bulamayan binlerce genç…
İşte vazgeçme duygusu en çok burada büyüyor…
Bir üniversite diploması artık tek başına yeterli olmuyor. Mezun olup işsiz kalan gençlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Kimi kendi alanında iş bulamıyor, kimi hayal ettiği mesleğe ulaşamıyor, kimi ise defalarca denediği hâlde geri dönüş alamıyor.
Her reddediliş, genç bir yürekte biraz daha yorgunluk bırakıyor. Çalışmış olmak, çabalamış olmak bazen yetmiyor gibi hissediliyor.
Ve gençlik, umut ile hayal kırıklığı arasında sıkışıp kalıyor.
Vazgeçmek çoğu zaman dışarıdan bir zayıflık gibi görülür. Oysa vazgeçmeyi düşünen genç, genellikle defalarca denemiş olandır.
Yorulan, kırılan, beklediğini bulamayan…
Ama yine de insanı ayakta tutan şey, tam da bu kırılma anlarında verdiği karardır. Çünkü vazgeçmek bir son, çalışmaya devam etmek ise her zaman yeni bir ihtimaldir.
Gençliğin en büyük savaşı belki de dış dünyayla değil, kendi içindedir.
“Yapabilir miyim?”, “Değer mi?”, “Sonunda ne olacak?” soruları onların omuzlarında görünmeyen bir yük gibi durur.
İşsizlik yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda bir umut ve kimlik meselesidir.
Çalışmak isteyen ama fırsat bulamayan bir gencin sessizliği, aslında duyulmamış bir çığlıktır.
Bugün geldiğimiz noktada bu ikilem yalnızca gençlerin değil, toplumun da meselesidir.
Çünkü gençliğin umudu, bir ülkenin yarınıdır.
Günümüz şartlarında hayat zor, rekabet sert, beklentiler yüksek…
Ama bütün zorluklara rağmen ayakta kalanlar, vazgeçmeyenlerdir.
Belki yol uzundur, belki kapılar hemen açılmaz; fakat emek, sabır ve direnç bir araya geldiğinde yeni yollar mutlaka doğar.
Bugünün şartları gençleri vazgeçmeye değil, daha güçlü durmaya çağırıyor.
Çünkü vazgeçenler hikâyeyi yarım bırakır, direnenler geleceği yazar.
Gençlik için gerçek seçim, vazgeçmek ile çalışmak arasında değil; umutsuzluk ile yeniden ayağa kalkmak arasındadır.
Gözde Şahin- Eğitimci/Sunucu
