1950 Yılların da kurulan Avrupa Birliğine, TÜRKİYE 1959 yılında müracaat etmiş ancak bugüne kadar Türkiye’nin AB ye alınmamasında ki en büyük engel FRANSA olmuştur.Ama bugün gelinen noktada ABD Başkanı Trump'ın NATO ve BM'den ayrılacağını söylemesi AB’yi Türkiye’ye mecbur kılmıştır
Fransa ve Türkiye arasındaki Jeopolitik Rekabet, Bölgesel ve Küresel Stratejik Dinamikler Yarışması
Fransa ve Türkiye arasındaki jeopolitik rekabet, son yıllarda bölgesel güvenlik meselelerinde, enerji stratejilerinde ve askeri politikalarda belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Bu rekabet, yalnızca iki ülke arasında değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinde de büyük bir rol oynamaktadır. Fransa'nın Avrupa'daki liderlik hedefleri, nükleer kapasitesi, askeri gücü ve Avrupa Birliği'ndeki stratejik rolü ile birleşirken, Türkiye de bölgesel bir güç olma yolunda attığı adımlar, Kafkaslardan Doğu Akdeniz'e, Libya'dan Orta Doğu'ya kadar birçok alanda Fransa ile karşı karşıya gelmesine neden olmuştur. Fransa ve Türkiye arasındaki bu rekabet, yalnızca diplomatik ve askeri değil, ekonomik, enerji ve stratejik güvenlik alanlarında da derinleşmiştir. Ayrıca, Fransa'nın Ermenistan, İran ve Irak ile olan stratejik işbirlikleri ve Türkiye'nin bu ülkelerdeki etkisi, bu rekabetin boyutlarını daha da karmaşıklaştırmaktadır.
Fransa'nın Avrupa'daki Stratejik Rolü
Fransa, Avrupa'daki stratejik rolünü güçlendirmeyi hedefleyen, askeri ve nükleer kapasitesiyle dikkat çeken bir ülkedir. Avrupa'nın ikinci nükleer gücü olan Fransa, yalnızca kıta Avrupa'sında değil, küresel ölçekte de önemli bir stratejik oyuncu olma amacını sürekli olarak vurgulamaktadır. NATO üyesi olarak, Avrupa'da nükleer kapasiteye sahip tek ülke olarak, bölgesel güvenlik meselelerinde ve küresel düzeyde etkin bir aktör olarak konumlanmaktadır. Fransa'nın askeri gücü ve nükleer kapasitesinin yanı sıra, Avrupa Birliği'ndeki liderlik hedefi, Fransa'nın küresel güvenlik ve ekonomik düzeydeki etkisini artırmaya yönelik stratejilerinin temel taşlarıdır. Bu bağlamda Fransa, enerji güvenliği, askeri kapasite ve diplomatik ilişkilerdeki etkinliğini birleştirerek, Avrupa'nın küresel politikadaki yerini belirlemeyi hedeflemektedir.
Türkiye’nin Küresel Güç Olma Hedefi
Türkiye, son yıllarda bölgesel bir güç olma yolunda önemli adımlar atmış ve Orta Doğu, Kafkasya, Akdeniz ve Afrika gibi stratejik bölgelerdeki etkisini artırmaya yönelik kapsamlı bir dış politika izlemiştir. Türkiye’nin bölgesel güvenlik stratejileri, enerji güvenliği ve denizcilik politikaları, Fransa’nın çıkarlarıyla çelişen unsurlar oluşturmuştur. Türkiye'nin güçlü askeri kapasitesi, Orta Doğu'daki genişleyen etkisi ve özellikle Libya ve Doğu Akdeniz'deki aktif tutumu, Fransa için büyük bir stratejik tehdit teşkil etmektedir. Aynı zamanda, Türkiye’nin NATO içindeki güçlü konumu ve bölgesel istikrarı sağlama yönündeki hamleleri, Fransa ile olan jeopolitik rekabetin bir diğer boyutunu oluşturmaktadır.
Fransa ve Türkiye'nin Orta Doğu’daki Rekabeti
Fransa'nın Orta Doğu'daki stratejik ilgisi, bölgedeki enerji kaynakları ve güvenlik meseleleriyle doğrudan ilişkilidir. Fransa, özellikle Irak, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerdeki etkinliğini artırmaya yönelik diplomatik ve askeri adımlar atmaktadır. Türkiye ise, bölgedeki askeri operasyonları ve siyasi nüfuzunu artırmak amacıyla aktif bir politika izlemektedir. Fransa’nın, PKK ve YPG gibi gruplarla kurduğu ilişkiler, Türkiye’nin terörle mücadele stratejilerini doğrudan hedef alırken, Fransa’nın bu gruplarla olan işbirliği, bölgedeki güvenlik denklemini değiştirmektedir. Fransa'nın Orta Doğu'daki askeri varlığı, Türkiye’nin bölgedeki etkinliğine doğrudan müdahale etmeyi amaçlarken, Türkiye'nin karşılıklı stratejik adımları, Fransa'nın çıkarlarını kısıtlamaya yönelik bir karşı hamle olarak şekillenmektedir.Fransa’nın, Irak ve Suriye'deki yerel güçlerle geliştirdiği ilişkiler, Türkiye’nin bölgedeki askeri faaliyetlerini dengelemeyi hedeflerken, Türkiye de bu ülkelere müdahale ederek kendi bölgesel güvenliğini sağlamaya çalışmaktadır. Fransa ve Türkiye arasındaki bu rekabet, özellikle bölgedeki enerji hatları ve güvenlik meselelerinde giderek daha belirgin hale gelmiştir.
Doğu Akdeniz’deki Stratejik Mücadele
Fransa ve Türkiye'nin Doğu Akdeniz’deki rekabeti, bölgedeki zengin enerji kaynaklarına ve denizcilik haklarına odaklanmaktadır. Doğu Akdeniz, stratejik deniz yolları, doğal gaz rezervleri ve denizcilik hakları açısından büyük bir öneme sahiptir. Türkiye, Doğu Akdeniz’deki enerji rezervlerini keşfetme ve bu bölgede etkinlik gösterme amacındayken, Fransa özellikle Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile olan yakın ilişkileri ve bölgedeki enerji keşiflerine yaptığı yatırımlarla bu rekabette önemli bir oyuncu olmaktadır. Fransa'nın, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile olan stratejik işbirlikleri, Türkiye'nin bölgedeki enerji hatlarına erişimini sınırlamayı amaçlayan bir politika izlemesine neden olmaktadır. Türkiye, deniz yetki alanlarında kendi haklarını savunurken, Fransa ise bölgedeki enerji hatlarını kontrol etmeyi hedeflemektedir.
Fransa ve Türkiye arasındaki bu rekabet, yalnızca enerji kaynaklarıyla sınırlı kalmamaktadır. Doğu Akdeniz’deki denizcilik hakları, enerji keşifleri ve denizaltı kaynaklarının paylaşımı, bölgedeki stratejik denklemi derinden etkilemektedir. Fransa’nın bölgedeki askeri varlığı, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu sınırlama amacını taşımaktadır. Bu durum, bölgedeki jeopolitik gerilimleri daha da artırmaktadır.