Hasan Yakup CANGÜVEN


VAR’OL SAYIN BAŞKANIM…

Bir çiftçinin sabahın erken saatlerinde tarlasına attığı ilk adım, aslında ülkenin kalkınmasına doğru atılmış bir adımdır. Tarımda sürdürülebilirliği sağlamak, üreticiyi desteklemek, toprağı layıkıyla işlemek, bir milletin bağımsızlığını ve geleceğini teminat altına almaktır.


Hayatta her şey zıddıyla kaimdir. Allah (c.c.) varlık âleminde yarattığı her şeyi zıddıyla yaratmıştır. Varlıkların ve kavramların anlam kazanmaları,idrak edilebilmeleri ve devam edebilmeleriancak karşıtlarının ve zıtlarının olmasıyla mümkündür. Yani hayat varsa ölüm vardır. Sıcak varsa, soğuk vardır. Gece varsa, gündüz vardır. Aydınlık karanlığa, iyilik kötülüğe, hakikat yalana karşı her zaman savaş halinde olmuştur. Bir yerde iyilik ve kötülük varsa, diğer tarafta güzellik ve çirkinlik vardır. Dolayısıyla, insanlık, tarihi boyunca ve birey yaşamı boyunca bu karşıtlarve zıtlararasında kendine bir yol seçmek zorunda kalmıştır. Ya ışığı, aydınlığı, gündüzü, güzel,iyi ve hak olan tarafı seçipyerli, milli, manevi, geleneklerine, göreneklerine sıkı sıkı bağlı,en küçük bir etkileşimde bozulmayacak kadar güçlü, ahlaklı, iyi bir insan olacaksınız,ya da karanlığı, çirkin, kötü ve batıl olanı seçip milli ve manevi değerlerinden uzak, gelenek ve göreneklerinden kopmuş, en küçük bir dezenformasyon karşısında zihni çarçabuk bulanan zayıf bir insan olarak,katıldığınız sürünün içinde eriyip, silikleşip kaybolacaksınız.

Bunun ortası, bir açıortayı, gri bir alanı yok. 

**

Okumamış bile olsanız, sadece edebiyat dünyasında değil, aynı zamanda modern toplumlarda da derin izler bırakmış olan William Shakespeare'in ölümsüz eseri Hamlet’te geçen “Olmak ya da olmamak” sözünü mutlaka duymuşsunuzdur. Prens Hamlet’in bu sözü sadece bir tiyatro repliği değil, bireylerin, toplumların ve milletlerin kendi varoluşlarını sorgulamasını sağladığı bir düsturdur aslında. Tabii buradaki gizemianlayanlar, hissedenler ve satır aralarını okuyanlar için…

Peki, var olmak nedir? 

Var olmanın ne demek olduğunu anlamak için “varlığa” yalnızca somut gözlerle bakmak yeterli midir?

Veya tersinden şöyle soralım: “Var olmanın” ne demek olduğunu yalnızca bir çift somut gözle bakarak görmek ve anlamak mümkün mü?

Gerçek anlamda var olmak, riskleri göğüslemek, sorumluluk almak, cesur adımlar atmak, bir işte, bir şey de, bir konu da, inandığı bir davada kararlılıkla yürümektir.

Ben, sen, o, biz, siz, onlar, bizler, sizler, bu, şu, o, bunlar, şunlar, onlar, öteki(ler), beriki(ler)için bütün mesele tam da burada başlıyor. Hayata, karşınıza çıkardığı zorluklarına karşı (kendi çapınızda) ya mücadele edeceksiniz, direnerek ayakta kalacak ve geleceğe bir iz bırakacaksınız, ya da rüzgârın önünde savrulan bir yaprak misali akıntıya kapılıp ruhsuz kalabalıklar arasında kaybolacaksınız…

Var olmak demek;nefes almak, yaşam belirtisi taşımak, hayatta olmak değil, bu dünyada geride hatırlatacak bir iz bırakmak, anlam taşıyan bir varlık olduğunu göstermek, bir yerde bedenen bulunmak kadar ruhen, manen ve kalben de orada olmak ve gıyaben anılmak demektir.

Var olmak demek; her şeyiyle tüm zorlukları ve bütün riskleri göze alıyorum, eksikleri ve hatalarıyla sorumluluğu üstleniyorum, bunun altından kalkacağıma inanıyorum demektir. Başkalarının ne düşündüğüne bakmaksızın büyük bir cesaretle yola çıkıyor, bu yola baş koyuyorum demektir.

Evet, var olmak demek; tam bir kararlılık ve bağlılığın, sadakat ve vefanın, inancın ve duruşun, ilham olmanın, cesaretin, özgüvenin ve insanın kendi gücüne inanarak adım atmasının kendisi demektir… 

Var olmamak yani yok olmak ise; olan bir şeylerigörmezden gelmek, işitilen sesleri duymazdan gelmek, kalben, ruhen, imanen ve fikren tepki vermemek, doğrudan uzaklaşıp, eğriye yakınlaşmak, bir kenara çekilmek, sorumluluktan kaçmak, korkmak, sinmek vekendi bireysel tarihinden bile silinmek yani geride ne bir iz ne bir işaret ne de kendini anımsatacak bir hatıra bırakmakdemektir…

**

Size şimdi, Anadolu’nun tertemiz ruhunu taşıyan, hayatı boyunca toprağa sevdalı kalmış, inandığı yolda en küçük bir sapma yapmadan yürümüş,sorumluluk almaktan kaçmamış, inandığı yolda kendi gücüne inanarak büyük adımlar atmışbir kişiden, mücadelesiyle birçok insanın kendi yaşamından izler bulabileceği bir çiftçiden, seçimle işbaşına gelmiş ehliyet ve liyakat sahibi seçkin bir yöneticiden bahsetmek istiyorum…

O;Türkiye’nin önemli çiftçi kuruluşlarından Türkiye Ziraat Odaları Birliği Eskişehir Ziraat Odası Başkan Vekilliğinden başlayarak, Eskişehir Tarım Kredi Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanlığı, Kütahya Bölge Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerinde bulunmuş, ardından Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı’na kadar yükselmiş bir mücadele insanı…

O; özelde sahip olduğu konfora,maddi imkânlara rağmen, gündelik yaşamında varlığın vemakamın verdiği güçten zehirlenmeden, asaletindenve duruşundan taviz vermeden,sıradan,olağan, mütevazı yaşamınısürdürmüş, teni toprağıntabii kokusuyla yoğrulmuş koca yürekli bir Anadolu insanı…

O;işinin ve mesleğinin zorluklarına, yılların bedeninde biriktirdiği yorgunluğa rağmen “güzel ülkemin güzel insanları iyi beslensin, yedikleriyle doysunlar”düşüncesiyle, kışın yüzüne vuran keskin ayazına, yazın tenini yakan kavurucu sıcağına aldırmadan tarlasınıkarık karık işleyen, traktörün direksiyonuna geçtiğinde rüzgârın yüzüne savurduğu toprağın tozunda hayat bulan bir çiftçi, makama geçtiğinde ise erdem sahibi, örnek bir yönetici…

Onu ilk kez 2011 yılında Merkez Birliği’nin olağan Genel Kurulu'ndadokuz kişilik Yönetim Kurulu Üyeliğineseçildiğinde ve ardından yönetim kurulunun kendi aralarında yaptıkları oylamayla Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği'ne seçilmesiyletanıdım.Oyıllarda benGenel Müdürlük bünyesinde Strateji Müdürlüğünde şef olarak görev yapıyordum.Kayseri Bölge Birliği Müdür Yardımcılığına atanana kadar ne selamlaşacak kadar bir yakınlaşmamız,ne kendimi tanıtacak kadar bir fırsatım, ne de tek bir cümle edecek kadar sohbetimizolmadı. Taa ki, Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla Kayseri Bölge Birliğine yaptığı bir dizi inceleme ve ziyarette tanışma imkânı bulabilene kadar…

Dün gibi hatırlıyorum. Eşimin memuriyeti, çocuklarımda Ankara’da iyi bir okulda eğitim gördükleri için tayin ve nakillerini Kayseri’ye taşımamıştık. Bu yüzden ya izinli olduğum zamanlarda ya da bir toplantı veyahut bir görev sebebiyle Merkez Birliği’ne geldiğimdeeski mesai arkadaşlarıma uğrar, onlarla hal hatır sorar, ardından aynı gün içerisinde Kayseri’ye görevimin başına dönerdim. YineAnkara’da bulunduğumböyle bir günde, Yönetim Kurulu Başkanımıza bir merhaba demek için makamına uğramıştım. Ancak Özel KalemMüdürüBaşkanınyoğun mesaisinden bahisle,gün içindeki randevularının dolu olduğunu, beklememin sonucu değiştirmeyeceğini ve kendisiyle görüşemeyeceğimisöyledi. Başkanın kurum numarasınıÖzel Kaleminden istediğimde iseadeta benimle dalga geçercesine “İnan ki, bende de yok” diyerek alaycı bir şekilde gülümsemiş,nazik bir şekilde beni makamdan uzaklaştırmıştı. (Böyle bir tutuma ya Başkanın izni ve talimatı doğrultusunda girmiş olabilir, ya da Başkanla doğrudan bir bağlantı kurmamın önüne geçmek için!)

Daha sonraları, Sayın Başkana bir şekilde ulaşıp özel kaleminin bu tavrını kendisine anlatmış olsaydım, adım kadar eminim ki bugün tanıdığım o güzel yürekli insan buna kayıtsız kalmaz, kendisini çok özel zanneden özel kalemini;“ziyaretçilerimden neden haberim yok? Beni neden ziyaretçilerimle görüştürmüyorsun? Kiminle görüşüp, kiminle görüşmeyeceğime sen mi karar veriyorsun.”diyesert bir şekilde uyarır,ağzının payını verirdi. 

İlerleyen zamanlarda bir vesileyletelefon numarasına ulaşıp, ilk kez arayıp kendimi tanıttığımda ise her cümlesiylesamimiyet dolu memnuniyetini dile getirmiş, beni hatırladığını, kendisini her zaman arayabileceğimi, Ankara’ya geldiğimde de mutlaka uğramamı söylemişti.

Görev süresi boyunca kendisinden hiçbir talebim olmadı. Özel kalemininbana karşı sergilediği kabalıktan, beni uzak tutma çabasından, kendisiyle görüştürmemesindenhiç bahsetmedim.Çünkü sayın başkan beni yeterince tanımıyordu ve üstelik üst düzey makamlar her fırsatta aranacak, hal hatır sorularak meşgul edilecek, ya da şikâyet mercileri olarak görülecek yerler değildir. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki: Üst düzey yöneticilerin görüşmelerini düzenleyen, randevularını ayarlayan, özelyazışmalarını yürüten, onlara adeta gölgeleri kadar yakın olan özel kalemler, istemedikleri insanları makamla görüştürmeyecekleri gibi, onları bir şekilde makamdan uzak tutarlar ve hatta onların görevde yükselmelerine de engel olurlar.

                                                                                                                         Başkan Varol Yıldız

İşte o koca yürekli insan, Merkez Birliği’nintakip eden ilk olağan yönetim kurulu seçiminde,organizebir tezgâhla hak etmediği Genel Müdürlük makamına oturan sözde bir genel müdürün hazırladığı sözde yönetim kurulu listesine girmek için bırakın çaba göstermeyi, bunu aklının ucundan bile geçirmemiş, birçok imkânı elinin tersiyle itmiş, o sözde genel müdürün seçtiğikurulla çalışmayı kendine zül saymış, yaşadığı Eskişehir’in gurur kaynağı, adı gibi onurlu, kişiliğiyle örnek bir isim olan Varol Yıldız’dır. 

Toprağı kokusundan tanıyan, ona duyduğu sevdayı başarılı bir çiftçi olmasının en büyük sırrı ve en büyük etken olarak gören, toprağı sadece ekip biçilecek bir alan değil, adeta bir yaşam kaynağı olarak gören Varol Yıldız, bugün sahibi olduğu onlarca dönüm arazisinde Eskişehir’in bereketli topraklarına en uygun buğdaydan tutun arpaya, nohuttan tutun çavdara varıncaya kadar Mısır, Kuru Fasulye, Yulaf, Kuru Soğan ne varsa onlarca tarımsal ürün deseninden hangilerinin yetiştirileceğinin, hangi üretim planının tercih edileceğinin planlamasını yapmakta, ekim ve hasat sürecinibüyük bir ustalıkla yönetmekte, takip eden sezonu titizlikle planlamakta, toprağın kendisine sunduğu her nimeti, emeğiyle yoğurarak berekete dönüştürmekte,çiftçiliği sadece bir meslek değil, geçmişten devraldığı bir emanet, geleceğe bırakacağı en büyük miras olarak görmektedir.

Türk çiftçisinin zorluklarla kazandığını çok iyi bilenVarolYıldız, Gücün ve makamın zehirine kapılmadı. Başkanlık makamında bulunduğu sürede, makamın getirdiği gücü nalıncı keseri gibi kendine ve yakınlarının lehine yontmadı.

Görev tahsislimakam aracını iş seyahatleri ve resmi toplantılar dışında hiçbir özel işinde kullanmadı.Hatta Eskişehir-Ankara arasındaki seyahatlerinde, Yüksek Hızlı Tren (YHT) abonman kartı kullanarak, kurumunun menfaatlerini gözeten asil bir davranış sergiledi.

İşine ve sorumluluğuna odaklanarak, hiçbir gayri resmi gezinin parçası olmadı. 

Müsrif yöneticilerden biri olmayı reddetti. Lüzumsuz harcamaların önünü aldığı gibitemsil ve ikram giderlerinde tasarrufa gitti ve aşırı israflardan kaçındı.

Beş yıldızlı otellerde yapılan lüks istişare toplantılarında ailesiyle birlikte konaklamayı, orada yapılan eğitim programlarının masraflarını Türk çiftçisinin en büyük kuruluşu olan Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği’ne fatura etmeyi aklından bile geçirmedi. 

Ayrıca, görevli gittiği yerlerde hak ettiği harcırahlarını, dönemin Genel Müdürü Bedrettin Yıldırım’ın üniversite öğrencisi kooperatif ortağı çocuklarına burs sağlamak amacıyla kurduğu Tarım Kredi Kooperatifleri Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı’na (TAREKSAV) bağışladı.

**

2015 yılında yapılan Bölge ve Merkez Birliği seçimlerinde yönetime tekrar aday olmamasından sonrada Varol Başkanım ile görüşmelerimiz devam etti.

Bir yaz tatilinde, misafirim olan yeğenim ve ailesiyle birlikte, tarihi ve turistik yerleri gezmek amacıyla Eskişehir’e günübirlik bir ziyaret gerçekleştirmiştik. Orada, doğal ve tarihi mekânların yanı sıra, Büyükşehir Belediyesi’nin ünlülerin mumyalarını sergilediği müzeyi de gezmiş, buradaçekildiğimiz bir fotoğrafı, “an itibariyle etiketiyle” telefon durumumda paylaşmıştım. Paylaşımımın üzerinden birkaç saat geçmeden telefonum çaldı. Arayan Varol Başkanım’dı. Emin olmak için Eskişehir’de olup olmadığımı sordu. Yanımda eşim, yeğenim ve ailesi olduğu halde misafiri olmamı, ikramda bulunmadan bırakmayacağını söyledi. Sağ olsun Varol Başkanım, bizi Eskişehir’in Şelale Parkı’ndaki ünlü lokanta ve kafeteryasında ağırlamak üzere davet etmişve o gün çok samimi, içten bir sohbet eşliğinde çok güzel bir zaman geçirmiştik.

**

Mimiklerinde ve davranışlarında; kıskançlık, nefret, çekememezlik, kibir, ukalalık gibi insan ruhunu yoranolumsuz duyguların sürüklediği en küçük emareyi göremeyeceğinizVarol Başkan; doğruluğu, dürüstlüğü alçakgönüllü olmayı, adaletli davranmayı, sevgi ve saygıyı ilke edinmiş, bulunduğu makamın onurunu daima korumuş, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinde Yönetim katında başkanlık düzeyinde olması gerektiği gibi yalnızca işini yapmış, yüksek kalitede hizmet üretmiştir. 

                                                                   Başkan Varol Yıldız, yaz kış demeden traktörün başında tarlasını büyük bir sabırla işliyor...

Varol Başkan;tarımsal girdilerden tutun Milli Tarım Politikalarına, onların üretiminden, ürünlerin işlenip pazarlamasına varıncaya kadar sektörün bütün standartlarının tümüne hâkim, vatan ve toprak denince yüreği titreyen, vatanına, devletine ve milletine kalben, ruhen, fikren, zihnen bağlı, işine sevdalı,güçlü, yüksek profil sahibiüst düzey yöneticilerden biridir…

Varol Yıldız ismi,bugün kendisini tanımayanlar için pek bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak başında onun gibi yöneticilerin var olduğu kamu ve kamu yararına çalışan kurumlarda, özel sektör ve hatta sivil toplum kuruluşlarında, insanların huzur ve sükûn içindearzu ettikleri bir ortamda çalışmalarının ve hizmet vermelerinin herkese nasip olmayacağını bilmelerini isterim…

Ülkemim güzel insanları…

Yukarıda ilk paragraflarda var olmaktan bahsettik ya...

Var olmak;bir bireyin nefes alması, bir yer işgal etmesi ve sadece yaşamasından ibaret değildir. Var olmak, fiziksel bir mevcudiyetin ötesinde, bir anlam ve değer üretmek, yaşadığı çevresi, ülkesi, milleti, toplum ve üzerinde doğduğu ve yetiştiği topraklar için fayda sağlamak, milli ve manevi değerlerine sahip çıkmak, mücadele etmek ve geride hakiki bir iz bırakmak demektir. 

Var olmak; sadece etten ve kemikten ibaret, idealsiz ve ruhsuz, devletine ve milletine yük olan bir canlı, uzayda yer kaplayan, ağırlığı ve hacmi olan bir cisim olmak değil, devletinin, milletinin ve yaşadığı toplumun geleceğine dokunabilmek, onların yükselişlerine yaptığı katkılarla gerçekten var olmak demektir. 

Tarihte iz bırakan büyük insanların hayatlarına baktığınızda, onların sadece yaşamadığını, aynı zamanda mücadele ettiğini, ürettiğini, inandıkları değerler uğruna kavga ettiklerini ve hatta öldüklerini görürsünüz. Adını tarihin altın sayfalarına yazdıranlar, vatanı, devleti, milleti, ülkesi ve halkı için gözünü kırpmadan hayırlı hizmette bulunanlardır. Onlar, sadece kendi hayatlarını yaşamakla yetinmeyen, büyük bir dava,ülküve idealin peşinden gidenlerdir.

Bugün de aynı ruhla, aynı şuurla hareket etmek, ülkemiz için, devletimiz için, milletimiz için, vatanımız için, toplumumuz için faydalı olmak; ilimde, sanatta, ekonomide, siyasette, tarımda ve her alanda katkı sunmak, sorumluluk almak,Hamlet’in repliğinde söylediği gibi bütün mesele“olmak ya da olmamak”tır.

Varol Başkan’ı yakından tanıma fırsatına sahip biri olarak, onun gibi insanların sayısının artması temennisiyle, kendisine en kalbi duygularımla şunları söylemek isterim.

Muhterem Başkanım…

Bir çiftçi için var olmak; ekiniyle, pamuğuyla, arpasıyla, yulafıyla, pancarı ve bütün ürün kartelasıyla, yetiştirdiği hayvanlarıyla, alın teriyle ülkesine duyduğu sevdadır. Tarımın sadece ekonomik bir faaliyet değil, bir vatan görevi olduğunun bilincinde olmaktır. Tohumu toprağa düşürdüğünde, yalnızca mahsul değil, aynı zamanda ülkesinin geleceğine dair umudu da yeşerttiğini bilmek demektir.

Bir çiftçi için var olmak; toprağın bereketini artırmak, onu koruyup gelecek nesillere miras bırakmaktır. Yağmuru bekleyen bir buğday başağı gibi, ümidini hiçbir zaman yitirmemek, bazen doluya, bazen kuraklığa, bazan dona, bazen bitkisel hastalıklara rağmen ve hatta yapılan ucuz ithalatlara rağmen sabır ve dirayet göstererek üretmeye devam etmek demektir. 

Bir çiftçinin sabahın erken saatlerinde tarlasına attığı ilk adım, aslında ülkenin kalkınmasına doğru atılmış bir adımdır. Tarımda sürdürülebilirliği sağlamak, üreticiyi desteklemek, toprağı layıkıyla işlemek, bir milletin bağımsızlığını ve geleceğini teminat altına almaktır. Çünkü kendi gıdasını üretemeyen bir toplum bağımsızlığını asla sürdüremez.

Bir çiftçi için gerçek var olmak budur. Siz zaten bunları yapan birisisiniz ve varsınız. 

Kıymetli Başkanım…

Toplum içinde bir iz bırakmak; bir anlam taşımak, bir değer üretmektir. Siz, Ziraat Odasında başkanlık yapmış, Tarım Kredi Kooperatiflerinde yüksek sorumluluk üstlenmiş bir çiftçi olarak yalnızca kendi hakkını değil, tüm çiftçilerin hakkını savunmuş, onların dertleriyle dertlenmiş, çözüm yolları aramış, üretimin devamlılığı için mücadele etmiş yüksek ahlak sahibi bir şahsiyetsiniz…

Siz, yalnızca kendiniz için değil, bir milletin gıda üretimi için sabahın ilk ışıklarıyla tarlasına ayak basan yüksek bir misyonun parçasısınız. 

Siz, çiftçiliği bir meslekten öte bir dava ve ülkü olarak gören, varlığın gerçek anlamını kavrayan milli şuur sahibi bir insansınız… 

Siz, ürettiğiniz tarımsal ürünlerle, tarıma bakış açınız, siyaset dışı perspektifiniz, bölgenizin ve ülkenizin çiftçiliğine kattığınız değerle çiftçiliğin yüz akısınız. 

Başkanlık görevinizi yürütürken, Türk çiftçisine hizmetin en iyisini sunmak için yaptığınız çalışmalar, ortaya koyduğunuz çabalarınız, örnek yöneticiliğiniz ve liderliğinizle Eskişehir Ziraat Odası’nın, Türkiye Tarım Kredi Kooperatiflerinin, Eskişehirli hemşehrilerinizin, sizi tanıyan, hayat hikâyenizi bilenlerin gönüllerinde ve kalplerinde her daim adınız gibi “Varol’acaksınız.

                                                                                                 Başkan Varol Yıldız Traktörün başında ilaçlama için beklerken...

**

Ülkemin temiz ve güzel insanları, şurası asla unutulmamalıdır ki…

Üreten bir insanın varlığı yalnızca kendi hayatına değil, gür bir ağacın dallarının altında toplananinsanlara dokunan bir gölge gibidir. 

Sayın Varol Yıldız; tarlada izi olduğu kadar, harmanda da yüzü olan, başta kendi bölgesi olmak üzere ülkemize hizmet eden Eskişehir’in yüksek bir değeridir. Ve bu yüksek değer; azmi ve çalışkanlığıyla, vatanına duyduğu sevdasıyla ülkesi için, devleti için, milleti için, gelecek yarınlar için üretmeye ve ışık olmaya devam ediyor.

Sağ olsun…

Varol’sun…

Allah (CC) yar ve yardımcısı olsun…

 

 

UKRAYNALI VEKİL " GERİ SAYIM BAŞLASIN" DEDİ

ABD, TAHRAN'IN NÜKLEER ANLAŞMAYI KABUL ETMEMESİ HALİNDE İRAN'IN VARLIĞINA SON VERECEK

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN İSRAİL'E KINAMA

MYANMAR'DAKİ FELAKETTE CAN KAYBINDA ARTIŞ

AVRUPALILARA İNGİLTERE'YEGİRİŞTE ETA BAŞLADI

GAZZE'DEKİ CAN KAYBI 50 BİNİ GEÇTİ

İSRAİL GAZZE'DEKİ OPERASYONU GENİŞLETİYOR

İZLANDA'DA VOLKANİK PATLAMA

ABD'li bir grup senatör Rusya'ya yönelik yaptırımları sıkılaştırmakla tehdit etti

PUTİN ÇİN DIŞ İŞLERİ BAKANI WANG Yİ'Yİ KABUL ETTİ

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 28 22 1 5 40 71
2.Fenerbahçe 27 20 2 5 42 65
3.Samsunspor 28 15 7 6 12 51
4.Beşiktaş 27 13 6 8 14 47
5.Eyüpspor 28 12 8 8 9 44
6.İstanbul Başakşehir 27 11 10 6 6 39
7.Göztepe 27 10 9 8 10 38
8.Gazişehir Gaziantep 27 11 11 5 0 38
9.Kasımpaşa 28 9 8 11 -3 38
10.Trabzonspor 27 9 9 9 12 36
11.Antalyaspor 28 10 12 6 -20 36
12.Konyaspor 28 9 12 7 -6 34
13.Rizespor 27 10 14 3 -12 33
14.Alanyaspor 28 8 13 7 -10 31
15.Sivasspor 28 8 14 6 -8 30
16.Bodrum FK 28 8 14 6 -11 30
17.Kayserispor 27 7 11 9 -14 30
18.Hatayspor 27 4 16 7 -22 19
19.Adana Demirspor 27 2 21 4 -39

YAZARLAR