İnsanlık tarihi, her büyük dönüşümde yeni bir soruyla karşılaşmıştır: “Bu değişim bizi nereye götürüyor?” Bugün aynı soruyu yapay zekâ için soruyoruz. Artık yalnızca bir teknoloji değil; karar mekanizmalarını etkileyen, üretimi dönüştüren, eğitimi yeniden tanımlayan ve toplumsal yapıyı şekillendiren güçlü bir gerçeklikle karşı karşıyayız.
Yapay zekâ, veriyi anlamlandırma ve öğrenme yeteneği sayesinde insan aklının sınırlarını genişletiyor. Sağlık alanında erken teşhis imkânları sunuyor, eğitimde bireyselleştirilmiş öğrenme modelleri oluşturuyor, üretimde verimliliği artırıyor ve iletişimde hız çağını başlatıyor. Kısacası hayatın her alanında görünmez ama etkili bir aktör olarak yer alıyor. Ancak her büyük güç, beraberinde önemli sorumlulukları da getirir.
Bugün yapay zekâyı konuşurken sadece “ne yapabilir?” sorusu yeterli değildir. Asıl sorulması gereken; “nasıl kullanılmalı?” ve “kim için kullanılmalı?” sorularıdır. Çünkü teknoloji tarafsız olabilir, fakat onu kullanan insan değildir. Yapay zekâ doğru ellerde fırsat, yanlış ellerde ise risk oluşturabilir. Veri güvenliği, etik sınırlar, mahremiyet, iş gücü dönüşümü ve dijital eşitsizlik gibi konular bu yeni çağın en önemli tartışma başlıkları arasında yer alıyor.
Özellikle eğitim alanında yapay zekâ, ezbere dayalı sistemleri geride bırakıp düşünmeyi, analiz etmeyi ve üretmeyi merkeze alan bir yapıyı zorunlu kılıyor. Artık bilgiye ulaşmak değil, bilgiyi doğru yorumlamak değerli. Bu noktada “yapay zekâ okuryazarlığı” yeni dünyanın temel becerilerinden biri haline geliyor. Çünkü geleceğin bireyleri yalnızca teknolojiyi kullanan değil, onu anlayan ve yönlendiren kişiler olacak.
Toplumsal açıdan bakıldığında ise yapay zekâ, insanın yerini almak için değil, insanı tamamlamak için var olmalıdır. Duygu, vicdan, etik ve sorumluluk hâlâ insanın alanıdır. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, insanî değerler rehber olmaya devam edecektir. Asıl mesele, teknolojiyi insanlık yararına kullanacak bilinç ve dengeyi kurabilmektir.
Gelecek, yapay zekânın değil; yapay zekâyı doğru yöneten toplumların olacaktır. Bu nedenle korkmak yerine anlamak, uzak durmak yerine öğrenmek ve tüketmek yerine üretmek zorundayız. Çünkü dijital dönüşüm artık bir seçenek değil, çağın gerçeğidir.
Yapay zekâ bize yeni bir dünya sunuyor. Bu dünyanın nasıl şekilleneceği ise tamamen bizim elimizde.
Ayrıca Gazi Üniversitesi’nden, aynı zamanda yapay zekâ araştırmacısı olan Prof. Dr. Çelebi Uluyol hocamızla da kapsamlı ve değerli bir röportaj gerçekleştirdik. İlerleyen zamanlarda bu röportajımızda yer alan değerlendirmelerden çok daha önemli ve yol gösterici bilgilere ulaşabileceksiniz.
Gözde Şahin
Eğitimci /Sunucu
