Gözde ŞAHİN

Tarih: 18.01.2026 13:13

Bir Çocuğun Ölümü Toplumun Alarmıdır

Facebook Twitter Linked-in

Failin de çocuk olduğu her cinayet, yalnızca adli bir vaka değil; eğitimden aile yapısına, dijital dünyadan toplumsal duyarsızlığa kadar uzanan çok katmanlı bir alarmdır. Bu sessizlik sürdükçe kayıplar artmaktadır. 

Son dönemde art arda gelen haberler, artık yalnızca içimizi acıtmıyor; bizi ciddi bir gerçekle yüzleşmeye zorluyor. Haber bültenlerinde sıkça duyduğumuz o cümle, meselenin vahametini tek başına anlatıyor: “Fail de çocuktu.” 

Bu cümle, sıradan bir adli bilgi olmaktan çoktan çıktı. Çünkü bir çocuğun başka bir çocuğu öldürebildiği bir toplumda artık sadece akran zorbalığını konuşmak yeterli değil. Bu, çok daha derin ve çok daha tehlikeli bir toplumsal kırılmanın göstergesi. Bugün çocuklar; öfkeyi tanımadan, sınırları öğrenmeden, duygularını yönetmeyi deneyimleyemeden büyüyor. 

Dijital dünyanın sınırsızlığı, şiddetin sıradanlaştırıldığı içerikler, denetimsiz ekran süresi ve rol model eksikliği; çocukların ruh dünyasında onarılması zor yaralar açıyor.

Biz yetişkinler ise çoğu zaman bu tabloyu ya hafife alıyor ya da görmezden geliyoruz…

Oysa mesele “bir çocuğun suçu”ndan ibaret değil. Bir çocuk başka bir çocuğa zarar verdiğinde, sorumluluk yalnızca o çocuğun omuzlarına yüklenemez. 

Zamanında fark edilemeyen davranış sorunları, yeterince desteklenmeyen aileler, kalabalık sınıflarda yalnız bırakılan öğrenciler ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği bu zincirin halkalarıdır.

Medyanın şiddeti olağanlaştıran dili ve sosyal medyanın denetimsiz etkisi de bu süreci beslemektedir. En tehlikeli nokta ise şiddetin normalleşmesidir. Artık çocukların karıştığı şiddet olayları alışıldık bir haber gibi sunuluyor. 

Toplum olarak şaşırmıyoruz, irkilmiyoruz, durup düşünmüyoruz. Oysa her böyle haber, geleceğe bırakılmış bir uyarıdır. 

Ceza elbette konuşulmalıdır. Ancak cezanın tek başına çözüm olmadığını görmek zorundayız. Asıl mesele, şiddet ortaya çıkmadan önce önleyici adımların atılmasıdır.

Çocukların duyulduğunu hissettiği bir eğitim ortamı, ailelere verilen psikososyal destek, güçlü rehberlik sistemleri ve sorumluluk bilinciyle hareket eden bir toplumsal yapı olmadan bu döngü kırılmaz. 

Bir öğretmen olarak şunu açıkça söylemek isterim: Bir çocuk öldüğünde yalnızca bir hayat kaybolmaz; eğitim sistemi, aile yapısı ve toplumsal vicdan da ağır bir sınavdan geçer. 

Bir anne olarak ise şunu eklemek zorundayım: Bu alarmı duymamazlıktan gelmek, artık bir tercih değil; bir ihmaldir. Çocukları şiddetten koruyan, onları duyan ve yönlendiren bir toplum inşa etmek hâlâ mümkün; yeter ki bu alarmı geç olmadan ciddiye alalım…

 

Gözde Şahin

Sunucu-Eğitimci


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —