Menü Sondakika haberler ve güncel haber sitesi.
Hayrettin ÇAKMAK

Hayrettin ÇAKMAK

Tarih: 18.03.2026 12:09

Dünyanın Zembereğini Bozdular

Facebook Twitter Linked-in

TDK “zemberek” kelimesi için iki farklı açıklama yapar.

Birincisi: Saatlerin düzgün bir şekilde çalışmasını sağlayan yaylara verilen addır.

Dünyamız Siyonist rüzgârın etkisiyle kaos iklimine doğru yuvarlanıyor.

Yakın tarihe bir göz atarsak ne görüyoruz?

İkinci dünya savaşı devam ediyor, Almanya savaşı kaybetmek üzere. Yalta’da;

(4-11 Şubat) Churchill (İngiltere), Roosevelt (ABD) ve Stalin (SSCB) bir araya gelip dünyaya şekil vermeye çalışıyorlar. Bu konferansın galibi Stalin olmuştu. ABD henüz atom bombasını kullanmamıştı. Kurt siyasetçi Churchill SSCB’ye güvenmiyor hatta Rus yayılmacılığına karşı bir operasyon planı bile hazırlatmış ama askeri stratejistler uygulanamaz plan deyip dikkate almamıştı. Roosevelt’in ise başka öncelikleri vardı. Öncelikle BM teşkilatı daha sonra da yine ABD projesi olarak NATO kurulmuştur.

Yalta konferansı sonrası ABD başkanı Roosevelt 1945 Nisan ayında beyin kanaması geçirip öldü, yerine Harry S. Truman geçti. Mayıs'ta Almanya şartsız teslim oldu. ABD 6 Ağustos 1945 Hiroşima, 9 Ağustos 1945 tarihinde Nagasakı’ye atom bombası attı

Bundan sonraki görüşmelerde ABD “atom” kozunun verdiği güvenle masada yer alıyordu. Stalin’in Avrupa ‘da bulunan asker sayısını ciddiye almıyordu. Truman, Roosevelt'e kıyasla Stalin'e çok daha şüpheli yaklaşıyordu. Kendisi de danışmanları da SSCB'nin Yalta'daki anlaşmaya uyma arzusu taşımadığını anlamıştı.

ABD başkanının kendi adıyla anılan ve Sovyet yayılmacılığını sınırlama amacı güden "Truman Doktrini" ilan edilir. Böylece Soğuk Savaş başlamış oluyordu.

Berlin duvarı 1989 yılında yıkılınca “soğuk savaş” devri bitmiş “soğuk barış” dönemi başlamıştı. Soğuk savaşta (bağımsızlar olsa da) dünya iki kutupludur. Varşova paktı ve NATO etrafında kenetlenmiş, kapitalist blokla, sosyalist blok arasında bir yarış vardır. Yıllarca ülkeler bu blokların faziletiyle oyalanmıştır. Sistemlerin tarifini de en eğlenceli yapan kişi Winston Churchill şöyle diyordu: “Kapitalizmin doğal ahlaksızlığı; nimetleri adaletsiz paylaşmasıdır.Sosyalizmin doğal faziletiyse sefaleti eşit paylaşmasıdır”

Bugünden bakınca; soğuk savaş döneminde bir denge vardı ve bugüne göre daha güvenliydik. Her ne kadar etkisi az, kusurları çok olsa da BM teşkilatı karar aldığında; bloklar arası denge gereği ülkeler bir nebze de olsa kararın gölgesini üzerlerinde hissederler, BM’de haksız durumda kalmayı istemezlerdi. Günümüzde BM karar bile alamıyor. BM Genel sekreteri İsrail ile Hamas çatışmasının başlarında Refah sınır kapısına gidiyor, İsrail izin vermediği için Gazze’ye giremiyor. 2 Ekim 2024 tarihinde ise İsrail Genel sekreteri istenmeyen kişi ilan edip ülkeye girişini yasaklamıştır.

Milletvekilliğim döneminde bir TV programında “BM teşkilatı; hegemonik devletlerin sekreteryasını yapar, başka bir işe yaramaz” demiştim ama az demişim. Yahudiler Filistin’e göç etmeye başladığı günden buyana bölgede terör estirmiştir. İkinci dünya savaşına kadar İngiliz korumasında, İkinci dünya savaşından sonra ABD korumasında yapmadığı vahşilik kalmamıştır. Batılıların Ortadoğu dediği Müslüman coğrafya da savaşlar saldırılar hiç bitmemiştir. BM hiçbirini durduramamıştır. Savaş bölgesinden fotoğraflar, videolar yayınlanır UN (United Nations/Birleşmiş Milletler) yazılı arabalar, erzak paketleri, UN yazılı yelek mont giymiş görevliler görürüz. Merhum Erbakan Hoca Birleşmiş Milletler Teşkilatının acizliğini alaya alarak şöyle söylerdi. “BM insanlar ölürken aç ölmesinler diye gıda götürüyor” derdi.

Müslüman dünyanın hele ki petrol zengini bölge ülkelerinin dağınıklığını eleştirdiği bir toplantıda “İslâm birliği kurulmadığı müddetçe, Filistinlilere yapılan gıda yardımları onların sadece aç olarak değil tok olarak ölmelerini sağlar.” Demiştir.

Şimdi BM teşkilatına bakalım.

Dünyanın en büyük örgütü olan Birleşmiş Milletlerin amaçlarından bir kısmı aşağıdaki şekilde yazılıdır. Metni kısaltarak alıyorum: Dünya barışını, güvenliğini, Savaşları ve barışa dönük tehditleri önlemek, BM’nin temel amacıdır.

Birleşmiş Milletlerin en güçlü organı ise Güvenlik konseyidir. Üye ülkeler arasında güvenlik ve barışı korumakla yükümlüdür. Birleşmiş Milletlerin diğer organları sadece tavsiye kararı alırken, BM Güvenlik Konseyi`nin kararları, tüm üye ülkeler açısından bağlayıcılık taşımaktadır. Güvenlik Konseyi on beş ülkeden oluşmakta olup, üyelerden beşi daimî üye statüsündedir ve mutlak veto yetkisine sahiptir. Karar alabilmek için 9/15 oranı gereklidir, Bunun için daimî üyelerden birinin aksi yönde oy kullanmaması gereklidir. Peki; kimdir bunlar? ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin. Bütün dünyanın kaderi bu beş ülkenin kararına bağlıdır. Bu ülkeler olaylara nasıl bakar? Sorusuna yine Winston Churchill’le cevap arayalım “Büyük devletlerin dostları ve düşmanları olmaz. Onların sadece çıkar ilişkileri vardır.” Der.

Bir yerde soykırım yaşanıyor olsa da eğer bu beş ülkeden biri veto ederse; BM soykırım kararı alamaz. (1995'te Sırp birlikleri, Srebrenitsa’da 8.372 Müslüman erkek, kadın ve çocuğu katletmişti. 2'nci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'daki en büyük vahşetle ilgili hazırlanan soykırım karar tasarısını Rusya’nın veto ettiği gibi.)

Beş üye içinde yeryüzünde yaşayan 2 Milyara ulaşan İslam dünyasından bir üye yoktur. Keza 1,3 Milyarlık Afrika kıtasından 450 milyonluk Güney Amerika’dan da bir üye yoktur. Birleşmiş Milletler teşkilatı kendinden bekleneni vermekten çok uzaktır. BM’nin yapısının değiştirilmesi, keyfiliğin önlenmesi ve adil bir çizgiye çekilmesi şarttır ama bu bir üçüncü dünya savaşı sonrası mı yapılmalı?

En yüksek tahminle dünyada 18 milyon civarında Yahudi var. I. dünya savaşın da olsun, 2.dünya savaşın da olsun kârlı çıkan onlar oldu. Birinci dünya savaşında Osmanlı’dan kurtuldular. Bu dönem Osmanlı’yı imha İsrail’i İnşa projesiydi. Arapça, Türkçe, Kürtçe ve Farsçayı anadili gibi konuşan Şeyh Abdullah takma adlı İngiliz ajanı John Philby: Suudi Arabistan’ın kurulmasında öncülük yapmış, 1924’te Filistin’de Yahudi göçüne izin vermiştir. İkinci dünya savaşı sonrasında da İsrail’in kuruluşu ilan edilmiştir. Bugün engel olunmazsa; bir üçüncü dünya savaşını çıkartma peşindeler. İsrail bunları Armageddon savaşı gibi sapkın inançları gereği yapıyor. Dünyanın güçlü devletlerinde etkin lobileri ve çok ciddi finansal güçleri vardır. Bu sayede ilaç sanayii ile haberleşme nerdeyse tekellerindedir. Beş daimî üyenin beşinde de etkilidirler ve onların gücünü kukla gibi oynatıp kendi amaçlarına göre hareket ettiriyorlar.

Komşumuz Irak’ın 150 milyar varillik petrol rezervi var. Irak dünyada Venezuela, Suudi Arabistan ve İran'dan sonra 4'üncü sırada yer alıyor. Irak sahip olduğu toprak yapısı sayesinde ise Kuveyt ve Suudi Arabistan'dan sonra petrolün en kolay çıkarılabildiği 3'üncü ülke konumundadır. ABD'nin Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre ise Irak; sırasıyla Rusya, Suudi Arabistan ve ABD'den sonra günlük yaklaşık 5 milyon varille en çok petrol üreten 4'üncü ülkedir.

Ne yaptılar? BM Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ve BM Silah Denetçilerinin yok demelerine rağmen kimyasal silah yalanı ile ABD ve İngiltere tarafından Irak işgal edilmiştir. İşgal karşısında BM dünyayı harekete geçirebildi mi? Hayır! İngiltere ve ABD beşli çetenin üyesi olunca BM eli kolu bağlı seyretmiştir.

Bugün Irak petrol ve doğalgazının yüzde 85’i İngiliz ve ABD şirketlerinin elindedir. Yine resmi verilere göre Irak, dünya petrol rezervinin yüzde 11-12’sine sahiptir  Bu zenginlikteki bir Irak’ta Dünya Bankası’nın verilerine göre yaklaşık 48 milyon nüfuslu ülkenin yüzde altmışı günlük 6 (yazıyla altı) doların altında bir gelirle yaşamaya mahkûmdur.

Petrol rezervinde birinci sıradaki Venezuela devlet başkanını ve eşini sübyancı haydut Trump yönetimindeki ABD bir gece baskınıyla ülkesinden kaçırıp ABD’ye getirmiştir.

Petrol rezervinde 3. Sıradaki İran benzer gerekçelerle saldırı altındadır. İsrail’in elinde atom silahı var. İran için nükleer silaha sahip olamazsın dayatması yapılıyor. O zaman İsrail’e de nükleer silaha sahip olamazsın demek gerekmez mi?

Net bir şey söylüyorum: İran kalksa ABD’ye; sizin şirketler bizim ülkemizde petrol ve doğalgaz çıkartabilir dese Trump Muharrem ayında İran’a gider, karısı Melania’ya burka (önünü görmek için yüz kısmı kafesli çarşaf) giydirir, kendisi de aşure günü Kerbela şehitlerini anma adına sırtına zincirle vurur.

Bernard Shaw’a atfedilen o meşhur sözü hatırlayalım: “Kan kokusu almış bir köpek balığından daha tehlikelisi, petrol kokusu almış emperyalistlerdir” çıkarları için her şeyi yaparlar. Batı bu noktada ahlaksızdır, vahşidir, çapulcudur.

Diğer petrol rezervi yüksek ve halkı Müslüman olan ülkelere gelince; onlar kendi rızalarıyla sağıldıkları için saldırıya uğramıyorlar.

Hulasa-i kelam: Trump ve Netenyahu adlı haydutlar dünyanın zembereğini bozdular.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —