ABD öncülüğündeki Batı bloğu Türkiye’ye düşmandır. Bunun sebebi: Türkiye’nin eski Türkiye olmayışıdır.
Batı bloğu kendisine peyk bir Türkiye ister. Hakkını arayan, bölgesel bir güç halindeki Türkiye, onlar için savaş nedenidir. İktidarda hangi parti, hangi lider olursa olsun fark etmez. Daha önceki yazılarımdan bazı alıntılar yaparak bu yazıyı hazırladım. Dikkat ediniz Anadolu’ya girişimiz, İstanbul’u fethedişimiz batılılar tarafından hiçbir zaman unutulmuş değildir.
Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık, "Sizi uyarıyorum bir tarihçi olarak. Batı hiçbir zaman vazgeçmedi."
Almanya'nın Münih şehrinde 1958 yılında katıldığı Bizantinistler Kongresinde; Almanya'nın Bavyera Bölgesi Kardinalinin (bu kardinal daha sonra 16. Benedictus adını alarak papa olmuş, Kasım 2006’da ülkemize de gelmiştir). Kongrede yaptığı konuşmada "Ayasofya'nın kubbesi üzerinde Hıristiyanlığın yıldızı parlayacak." ifadesi üzerine salondakiler tarafından dakikalarca ayakta alkışladığını anlatmıştı.
Alman Benedictus’tan sonra Papa olan Arjantin doğumlu Franciscus (Kasım 2014’te ülkemize gelmişti) Bakın ne söylüyor: “Aklım İstanbul’da. Ben Azize Sophia’yı (Ayasofya) düşünüyorum ve çok acı çekiyorum” Papa Franciscus
TBMM başkanlarından İsmail Kahraman anlatıyor. Ayasofya camiinde 1935 yılında kurulan iskelenin sökülmesi için talimat verdim. (Bu iskele güya tamir için kurulmuştu)
Talimattan bir hafta sonra ABD’den üç kişilik bir heyet geldi “500 bin dolar ayırıyoruz Ayasofya’nın kubbesindeki paratoneri değiştirelim” dediler. Bizim paramız var siz o parayı İstanbul surlarına harcayın dedim. Bir iki hafta sonra bir heyet daha geliyor. “Ayasofya’nın üstündeki bakırları değiştirelim 5 milyon dolar ayırdık” yine aynı cevabı alıyorlar. Aradan kısa bir süre sonra yeni bir heyet geldi. O heyetteki bir kız bu camianın çok saygı duyduğu milliyetçi bir adamın kızıydı. Şaşırdım. Sırf 1935 yılında kurulan iskele sökülmesin diye bütün tamiratları yapmak üzere daha yüksek rakamlar önerdiler. Amaç Ayasofya’nın ibadete açılmasını engellemekti. Recep Tayyip Erdoğan
Olmasaydı açılamazdı, açtırmazlardı.
Hukuki yönüne bir bakalım, nasıl açıldı: 1976 yılında MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) bünyesinde bir grup öğrenci Ayasofya’da namaz kılmıştık. Ayasofya dendiği zaman hemen dikkatle dinlemeye çalışırım. Açılma konusu gündeme geldiğinde; O zamanlar İyi Parti Genel Başkanı olan Meral Akşener bir TV programında eline bir A-4 kâğıt alıp şunları söylüyordu: “Tayyip Erdoğan’ın şöyle bir A-4’e yazmasına bakar. Ama bakın buradan iddia ediyorum sayın Erdoğan onu açamaz!”
Danıştay10.Dairesi, Ayasofya’nın camiden müzeye çevrilmesine dair 1934 yılında alınan Bakanlar kurulu kararını “Ayasofya’nın Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı mülkiyetinde olduğu, cami olarak toplumun hizmetine sunulduğu ve tapu belgesinde cami vasfının tescilli olduğu, Vakıf senedindeki cami vasfı dışında kullanımının ve başka bir amaca özgülenmesinin (tahsis edilmesinin) mümkün olmadığı” gerekçesiyle iptal etmiştir.
Sayın Erdoğan aldı eline kalemi Akşener’in söz ettiği A-4 kağıdına gereğini yazdı Ayasofya’yı açtı! Unutmadan belirtelim ki; Meral Akşener: Yanılmışım, tebrik ederim, hayırlı uğurlu olsun demiştir.
Batılılar hiçbir zaman durmadılar, durmazlar. 1088 yılında Bizans hükümdarı I. Aleksios'un, ''Türklerin Hıristiyanlık için bir tehdit olduğunu, birleşip Haçlı Seferlerini başlatmanın şart olduğunu'' vurguladığı Papa'ya yazdığı mektuptan beri saldırılar kesintisiz sürüyor.
Fransız Devriminin elebaşlarından Voltaire de Osmanlı-Rus Savaşı sürerken Rus Çariçesi II. Katerina’ya gönderdiği mektupta: “Türkleri öldürerek bana yeniden hayat veriyorsunuz. Türk dilini ve onu konuşanları Avrupa’dan sürmek gerek. İnsanlığın iki büyük baş belası var: Birincisi veba, ikincisi Türkler''
İngiliz Başbakanı William Ewart Gladstone 5 Eylül 1876 "Türkler insan olmayan numunelerdir. Medeniyetimizin bekası için onları Asya steplerine geri sürmeli, Anadolu'da yok etmeliyiz."
23 Şubat 1921 bu sefer İngiliz Başbakanı Lloyd George, "Türkler, bir insanlık kanseri, bu belayı ve potansiyel dert kaynağını Avrupa'dan def etmek gibi büyük bir fırsatı gerçekten kaçırmayalım" diyordu.
Birinci Dünya Savaşı'nın 100. yılı nedeniyle değerlendirme yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "1. Dünya Savaşı bitmedi. Devam ediyor” demişti.
George W. Bush dönemi Amerikan Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, "Fas'tan Basra Körfezi'ne kadar Türkiye'nin de içinde olduğu Ortadoğu'da bulunan 22 devletin rejimi, sınır ve haritaları değiştirilecek” diyerek zehrini kusuyordu.
"Yüzyılın hesaplaşmalarıyla karşı karşıyayız. Bu son istiklal savaşımızdır.
Bugün Türkiye; yakın coğrafyada, Afrika’da öne çıkıyor ve masada oturma iradesini ortaya koyuyor. Rusya Ukrayna savaşında tahıl kıtlığına BM değil CB Erdoğan’ın girişimleri sonucu çözüm bulunuyor. Putin’in de açıkladığı gibi İstanbul’da yapılan görüşmelerde Rusya Ukrayna heyetleri anlaşmak üzereydi. İngiliz Başbakan Boris Johnson gitti ve Zelenski’yi barıştan vaz geçirdi.
Savunma sanayiinde yüzde 80 kendi silahını üreten, diplomaside hamleler yapan bir Türkiye ABD tarafından hiçbir zaman sevilmez. Net konuşuyorum Birinci dünya savaşında İngiltere, ikinci dünya savaşından sonra da ABD bizim düşmanımızdır. Türkiye’de ki bütün darbelerin arkasında bu iki ülke vardır. İlişkilerdeki samimi pozlar tamamen tiyatrodur. Hatırlayalım Birinci Dünya Savaşında İngilizler Anadolu’ya Yunanlıları çıkardılar. Şimdi de ABD ile Yunanistan sınırımızda yığınak yapıyor. CB Erdoğan bu konuyu sorduğunda ABD’li yetkililer Rusya için çevreleme yaptıklarını söylediler. Erdoğan’da bunu yemezler demiştir. Rusya Türkiye’den çevrelenir, Yunanistan’dan nasıl çevrelenir? Böyle bir sınırı yok ki. Hulasa düşmanı biliyoruz. Düşmanın finosu Netenyahu’yu da biliyoruz.
Tarihimizde üç büyük vatan zaferimiz var. 26 Ağustos 1071 tarihli Malazgirt zaferi ile bu toprakları Vatan tuttuk.
17 Eylül 1176 tarihli Miryokefalon (Myriokephalon) muharebesi "Düzbel Savaşı" ile Selçuklular Bizans’ı ikinci kez bozguna uğratınca Anadolu’nun kesin tapusu alınmış Vatan korunmuştur.
26 Ağustos 1922 Başkumandanlık Meydan Muharebesi ile de Bizans’ın torunları Yunan, bozguna uğratılmış ve vatan kurtarılmıştır.
Dost ve müttefik dediğimiz ebedi ve ezeli düşmanlarımız karşısında “bize ikinci bir Myriokephalon zaferi gerekebilir.” Çünkü: ABD ve Batı bir asırdır alıştıkları Türkiye’yi arıyor. Türkiye’nin Türkiye’den yönetilmesini haz edemiyorlar.
Bugün dünya sistemi çökmüştür. Uluslararası kurallar aşırı derece esnetilmiştir. Gücü yeten yetene bir devirdeyiz. Bu duruma “Haydutluk düzeni” denir. Ahlaki hiçbir değer tanımayan Trump ve Netenyahu ikilisi aslında İkilisi değil İblisi dünyayı tutuşturmaya çalışıyorlar. Her şeye karşı hazırlıklı olmalıyız.