Yurdumuzda genel anlamda huzursuzluk havası göze çarpmaktadır.
Halkın önemli bölümünün ekonomik sıkıntıyla mücadele etmesi,
Ahlaki kriz, hukukun siyasallaştırılması tehlikesi,
Gençlerdeki şiddet eğiliminin endişe verecek şekilde artması ve bunun çocuk yaşlara doğru evrilmesi.
Siyasi ve sosyal huzursuzluklar,
Emeklilerin üzüntü veren durumu,
Vergi adaletsizliği,
Yarınlarımıza destek olacak yatırımlar yerine inşaatçılığın ön planda tutulması, sağlık sisteminin çöküşü,
Eğitimin millilikten uzaklaştırılma eğilimi ve çalışması,
Dünya savaşına sürüklenirken, savaşın ana unsuru ordunun kendine has özellikleri olan hastaneden, doktordan, hemşireden, sağlık personelinden mahrum bırakılmaya devam edilmesi;
Sınırlarımız dışında ki bizi çok rahatsız eden gelişmeler ve bunların yanında iç bünyemizde iç ve dış güçlerce harlanan sözde Kürt sorunu ve onunla ilgili açılım politikası tüm Türk insanını rahatsız ve huzursuz etmektedir.
Bu durumdan rahatsız olan siyasi partilerde mevcuttur. Onlarda kendilerine göre seçim için hazırlık yapmaktadırlar.
Halk duygusaldır. Duygusal düşünür ve karar verir.
Akıl devreye alınmadığı zaman öncülüğü duyguya kaptırır.
Erich Fromm: “Düşünmek günah işlemeye benzer, insan onun zevkini tattı mı artık ondan bir daha vazgeçemez.” diyor.
Düşünmek aklı da hafızayı da harekete geçirir.
23 yıllık yorgun iktidardan görevi teslim almak isteyen muhalefet akıl ve duyguyu da içinde barındıran çok güçlü plan ve program yapmaları gerekir.
Muhalefet derken Ana muhalefet partisi CHP halk nazarında tam güven sağlayamamaktadır. Atatürk’ün partisiyiz, Atatürk’ün kurduğu partiyiz dedikleri anda bile Atatürk’ün düşünce, görüş ve uygulamalarına ters gelecek konuşma, icraat yapabilmektedirler.
Onun için farklı görüşteki insanlar sıkıştıkları anda dahi CHP’ ne güven duyamıyorlar. Belirli bir çizgiyi tutturup istikrarlı bir şekilde o çizgide devam etmeliler.
Bilakis şimdi herkes, her camia, Atatürk’ün bilinçli inşa ettiği milli bünyeye, üniter yapıya zarar verecek söylem ve eylemden kaçınmaları gerekir.
İYİ Parti başta olmak üzere muhalefet partileri şunu iyi bilmelidir.
Yorgunluk ve zayıflama belirtileri görülse de rakipleri çok güçlüdür, plan ve programlarında duyguyu ve aklı beraber kullanmaktadır. Bu nedenle çeyrek asırdır tek başına ülke yönetmektedirler.
Bu kabul edilmiş gerçeği değiştirebilmek için, yapacakları hizmeti isim isim, madde madde tespit etmeli, halkı ikna edecek şekilde de anlatmalı ve belgelendirmelidirler.
Devlet dili bilinmeli ve ülkeyi hangi kurum, kurallar ve kadro ile yöneteceğinin verileri paylaşılmaya başlanmalıdır.
Halk her zaman güven duyma yolunu tercih eder.
Kendilerine güven duyulmasını sağlanmalıdırlar.