Menü Sondakika haberler ve güncel haber sitesi.
Çetin AY .

Çetin AY .

Tarih: 10.03.2026 18:22

İÇ CEPHE DIŞ CEPHENİN NAMUSUDUR

Facebook Twitter Linked-in

Kutuplaşmaya dur demek, ülkenin güvenliğini korumaktır.

Kutuplaşma ile zarar görmüş bir iç cepheyi güçlendirmeye çalışmak, siyasi bir depremde hasar görmüş bir binayı onarmaya benzer.

İç cepheyi güçlü kılan şey siyasetin dili değil, adalet duygusudur.

Siyasi kararların deneme-yanılma anlayışıyla yürütülmesi toplumda güven duygusunu zedeler. Çünkü yanlış kararların bedelini çoğu zaman siyasetçiler değil, toplumun kendisi öder.

Bir dönem “açılım” denildi (2009).
Bugün geriye dönüp bakıldığında birçok insan şu soruyu soruyor:
Bu süreç gerçekten doğru hesaplandı mı?

Bir dönem Atlantik ötesine çağrılar yapıldı (15 Haziran 2012).
Dönemin başbakanı “Artık bu hasret bitsin, ülkeye dön” diye seslendi.
Daha sonra FETÖ’nün bu ülkeye büyük zarar verdiği ortaya çıktı.
Oysa o yapının oluşturabileceği risklere dair uyarılar o yıllarda da dile getiriliyordu.

Bir dönem “çözüm süreci” denildi (21 Mart 2013).
Terörün sona ereceği ve barışın güçleneceği ifade edildi.
Ancak süreç beklenen sonucu vermedi ve 2015 yılında yaşanan hendek çatışmalarında çok sayıda askerimizi, polislerimizi ve gencecik evlatlarımızı kaybettik.

Bu tecrübeler toplum hafızasında önemli dersler bırakmıştır. Devlet aklının günü kurtaran siyasal reflekslerden çok, uzun vadeli istikrarı gözeten kararlarla hareket etmesi gerektiği sıkça dile getirilmektedir.

Vatandaş yaşanan tabloyu görüyor.
Adalet ve ekonomiye dair yaşanan sıkıntılar arttıkça geçim kaygısı büyüyor, toplumda kutuplaşma duygusu güçleniyor.

Yoğun mülteci akınının yol açtığı asayiş sorunları ve sosyal gerilim de toplumdaki huzursuzluğu artıran başlıklar arasında sıkça tartışılıyor.

Bu ortamda vatandaş şu soruyu soruyor:
“Kutuplaşma ve ayrışma bu noktaya geldikten sonra verilen sözlere toplum yeniden nasıl güven duyacak?”

Güçlü bir iç cephe yalnızca çağrılarla kurulmaz. Bunun temel şartları hukukun üstünlüğü, güçlü kurumlar ve toplumun devlete duyduğu güvendir.

Toplumu dinli-dinsiz, laik-muhafazakâr diye ayıran bir dil toplumsal barışı zayıflatır. Türkiye’nin gücü ayrışmada değil, ortak vatan bilincinde saklıdır.

Siyasi dilin toplumu ayrıştırmak yerine birleştirici olması gerektiği bugün her zamankinden daha fazla konuşulmaktadır.

Bu millet en zor zamanlarda bile devletine sahip çıkarak iç cepheyi ayakta tutmuştur. Tarih boyunca da ayrışarak değil, kenetlenerek ayakta kalmıştır.

Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla söz değil, devlete duyulan güveni güçlendirecek kararlı adımların atılmasıdır.

Çünkü güçlü bir devletin temeli ortak vatan bilinci ve toplumsal güvendir.

Türkiye siyasi çıkarlar uğruna üzerinde denemeler yapılacak bir yer değildir; köklü bir devlettir.



Çetin Ay
BWA Başkanı
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —