Mehmet BOZKUŞ

Tarih: 15.01.2026 10:45

İRAN’IN MEVCUT DURUMU VE REJİMİN GELECEĞİ BÖLGESEL VE KÜRESEL STRATEJİK DENGE 12

Facebook Twitter Linked-in

Rusya İlişkileri, İran’ın bölgesel vekil ağlarını “yapısal tehdit” kategorisinde değerlendirmekte ve enerji akışlarının güvenliği çerçevesinde İsrail ve Ortadoğu’ya askeri varlığını sürdürmektedir.

Rusya İran ilişkileri, stratejik ortaklık ve sınırlı güvence ile İran, Batı’ya karşı jeopolitik dengeleme aracı niteliğindedir. Suriye sahasında askeri koordinasyon, enerji-teknoloji iş birlikleri ve 2025 sonrası imzalanan kapsamlı ortaklık anlaşmaları bu çerçevededir. Rusya Ukrayna savaşı ile ortaya çıkan yaptırımları aşma sürecinde İran üzerinden dünya pazarlarına ulaşma ve körfezde etkin rol alarak ABD yaklaşımına karşı etki üretme stratejisinde kendine İran ile beraber yol alma stratejisini ortaya koymaktadır.

Ancak Rusya, İran’a rejim güvenliği garantisi sunmamaktadır; destek Rusya menfaat ve kazanımlarına göre şekillenmekte olup rasyoneldir, ideolojik yaklaşım içinde değildir.

Çin ekonomik genişleme ve Jeopolitik sessiz güvenceye dayalı politikalar ile  İran’ı enerji kaynağı, BRICS genişleme ortağı ve ABD yaptırımlarına direnç laboratuvarı olarak değerlendirmektedir.

Çin’in stratejisi düşük görünürlüklü ama yüksek etkili ekonomik ve diplomatik destek sistemidir. Çin askeri risk almaz, siyasi müdahale yapmaz,Batı karşıtı sistemler üzerinden politikalar ile cevap verme stratejisini ortaya koyarak İran için açıktan destek yerine kapalı kapılar arkasında çıkar ve menfaatlerini garantiye alacak politikaları ortaya koyarak asla vazgeçmez.

Türkiye istikrar odaklı denge politikası ile Kasrı Şirin anlaşmasından bu yana asla sorun yaşamadığımız ancak her alanda adı konulmamış çekişme ve kriz ortamlarında karşı karşıya gelen sınır komşusu olan olan İran’daki rejim krizinin bölgesel güvenliği bozabileceği ve devlet çöküşü senaryosunun Suriye dosyasını yeniden yakabileceği görüşündedir. Bu nedenle Türkiye; dış müdahaleye karşı, bölgesel istikrardan yana, ekonomik ilişkileri sürdüren bir çizgi izlemektedir.

İsrail bölgenin sorun ülkesi konumu ile her taşın altından çıkan ABD destekli Batılı ülkelerin çıkar ve menfaatleri ile kendisi için ise teolojik politikaları çerçevesinde karşılıklı iki teopolitik devlet olan İsrail ve İran tehdit algısı, saldırı ,ve bölgesel yayılma politikalarında birbirlerine karşı coğrafyanın her bölgesinde karşı karşıya gelen çatışma ve krizlerin bölgedeki iki farklı aktörleridir.

İsrail İran’ı nükleer kapasite ve vekil ağlar bağlamında varoluşsal tehdit kategorisine yerleştirmektedir. Bu durum, İsrail’i önleyici saldırı doktrinlerini,

ABD ile koordineli baskı politikalarını,

Arap devletleri ile örtük güvenlik iş birliklerini,

İbrahim Anlaşmaları ile yeni süreçlerle bölgede etkinlik gösterme,

Yeni enerji jeopolitiğinde etkin olma,

Yeni ticaret yollarında etkinlik sağlama,

Güç mücadelesinde en güçlü devlet etkisini ortaya koyma,gündemde tutmaya itmektedir.

İran’daki son gelişmeler rejimin geleceğinin ne olacağı sorularını da beraberinde getirmektedir. Dışarıdan destekli hiç gösterilerde İran’da sistemsel bir değişim olmayacağını İran halkı kenetlenerek dünya sahnesinde göstermektedirler.

Stratejik olarak değişen güç dengelerinde ve toplumsal ihtiyaçların karşılanmasında yetersiz kalan İran yönetimi İran içi isteklere karşı nasıl bir yol haritası ortaya koyabilecektir.Bu durum farklı süreçleride beraberinde getirmektedir.

Buna göre realpolitik olarak değerlendirildiğinde ise;

Kontrollü Rejim Reformu ön plana çıkmaktadır.İç taleplerin kısmi kabulü ve dılarıdan destekleyen yapıların açıktan deklare edilmesi ve toplumsal ikna süreçlerinin ortaya konulması ile dost düşman süreçleriyle beraber politikalar ile rejim dönüşerek devam eder.

Askeri Sert Politikalar:Protestoculara karşı baskı aygıtları genişler, rejim sertleşerek kendine göre stabilizasyon arar.

İç Çöküş ve Güç Parçalanması ile protestocular istedikleri hedefe ulaşırlar. Rejim düşer, devlet parçalanır veya iç savaş riski doğar. Bölgesel dengeler bütün risklerle karşı karşıya gelebilirler.

Dışarıdan Müdahale ile dış güçler istediklerini elde ederken İran içinde çok farklı ayrışma yapılarının ortaya çıkmasına neden olur.Nükleer dosya üzerinden ABD-İsrail müdahalesi tetiklenir.Küresel denklemde bütün süreçler yeniden şekillenmeye başlarken İran içeriden ve dışarından parçalanma süreçlerini bölgesel denklemlerle beraber yaşamaya başlar.Bu süreç bölgedeki bütün ülkeleri çok yakından ilgilendirirken ABD ve İsrail istedikleri süreçleri yönetme gücünü ortaya koyma stratejisinde yeni denklem paydaşlarını ortaya koymaya başlarlar.Bu durum güç dengesinde büyük bir kırılma süreçlerini de beraberinde getirecektir.

Dolayısıyla bu süreçlerin yaşanılmasının önüne geçilmesi bölge ülkeleri kadar Rusya,Çin içinde stratejik öneme sahiptir. Bütün bıu gelişmeleri aşmak için bölge ülkeleri stratejik işbirliği ve güvenlik işbirliğide dahil olacak şekilde en kısa zamanda bir müttefiklik yapısı oluşturmaları gerekmektedir. Karşılıklı güvene dayalı olacak ve ortak stratejileri beraber belirleyerek karar almaları bütün sorunların çözümünde güç dengesi olarak yerini alamlarını sağlarken menüden masaya geçmelerini de beraberinde getirecektir.

İran, yalnızca bir iç rejim krizi değil; küresel güç rekabetinin yeniden Ortadoğu’ya taşındığı yeni dönemin merkezinde bulunmaktadır. Dolayısıyla İran’daki gelişmeler, sadece İran’ın değil;Körfez güvenliğinin,enerji tedarik zincirlerinin,nükleer dengelerin,BRICS–NATO rekabetinin,İsrail’in ulusal güvenlik stratejisinin yapısını doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir.

 

Mehmet BOZKUŞ

Stratejist-Siyaset Bilimci


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —