Fuat YILMAZER

Tarih: 29.01.2026 11:26

MAZİDEN ÂTİYE TÜRKÇÜ TURANCI YAYINLAR

Facebook Twitter Linked-in

İbn Haldun zaman nedir sorusuna, zaman: “ Bekleyince yavaşlar, gecikince hızlanır, üzülünce can yakar, Mutlu olunca kısalır, acı çekince bitmez, sıkılınca uzar” cevabını vermiş.

Demek ki zaman insan ömründe, hafızada (bellekte), akılda önemli yeri olan bir gerçektir.

Zaman mefhumunu yerinde, hassas ve çok iyi değerlendirmek lazımdır. İyi değerlendirilmesi içinde akıl ve hafıza görevini tam yapıyor olmalıdır.

Akıl ve hafızanın görevini yapması bireyin ve toplumun ne olduğu, neden o olduğunun ana fikrini ortaya koyar.

Millet ve onun organize şekli olan devlette bu kavramların yeri ve önemi büyüktür.

Devletin ve milletin hafızasının diri ve olgunluk hali, tedbiri planlamayı ve başarıyı, miskinlik ve bilinçsizlik hali de zor zamanların gelmesine davetiye olur.

Devlet görevini yapamadığı zaman peşinden gelecek kargaşadır. Akıl ve hafızanın görev yapmadığı yerlerde kargaşanın menşeini ve gidebileceği noktayı tespit etmek oldukça güçtür. İhtilal, iç savaş, çürümüşlük, hırsızlık, güvensizlik, ahlaksızlık, sevgisizlik, ekonomik ve psikolojik yoksulluk, siyasi, ekonomik ve kültürel ahlaksızlık, inanç zayıflaması vs. gibi çeşitli olumsuzlukları devamında görmek mümkün olur.

Erich Fromm; “Düşünmek günah işlemeye benzer insan onun zevkini bir kere tattı mı artık ondan bir daha vaz geçemez” der.

Düşünmek; hafızayı da harekete geçirir, unutmamayı ve hatırlamak istenen olayın hatırlanmasını sağlar.

Hafıza (bellek, kayıt servisi) zihnin önemli noktalarından biridir. Burada geçmişte yaşanan olayların bir kısmı burada toplanır, depolanır.

Hafızanın milliyetçilik, milli ülkü ve milliyetçilik fikirleriyle çok özel yakınlığı vardır. Bunun sonucu öğretilmiş, yaşanmış, okuyarak öğrenilmiş, şahit olunmuş olayları, konuları, bunların geçmiş ve gelecekle ilintisini belirterek, zihinde koruma altına alınmasıdır.

Hafızanın başarılı kayıt tutma ve hatırlamasının yanında önemli bir sonucu daha çıkıyor. Yeri geldiğinde, ihtiyaç duyulduğunda hafızadaki kayıtlı bilgiyi bulup çıkarma, hatırlatma ve yerinde kullanmadır. Buna da maddi anlamda arşiv (arşivcilik) diyoruz.

Tarihin herhangi bir döneminde olmuş, tespiti ve teşhisi yapılmış önemli bir gelişmeyle ilgili bilgi, belge, kitabe, yazıtlar, kaynak göstererek bugüne ve yarına ışık tutar.

Yazımıza konu olan “Türkçü Turancı Süreli Yayınlar, Maziden Atiye” adlı kaynak eserin ortaya çıkarılmasını sağlayan, benim gıpta ile takip ettiğim belgelere ve kütüphaneye sahip Turan CAN’ da tarihe, Türk milletine ve Türkçülüğe karşı çok önemli görev yapmıştır.

Kütüphanesinin zenginliği ve kalitesi, kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya olan önemli bilgi, belge, kitap, dergi, broşürün arşivinde bulunması, bunların ihtiyaç halinde hatırlanması zihin, bellek, hafıza, arşiv ve arşivcilikte önemli yer tutar.

Bu önemli esere hayat veren, düşünen arşivci Turan Can, merhum Prof. Dursun Yıldırım tarafından isabetli bir isimle “Türkçülüğün tutsağı bir er”, “Sahaf Kurdu” isimleriyle eşleştirilmiştir. Bende buna katkı olarak “Türkçülük ateşi ile pişen adam” diyorum.

Turan Can Van doğumludur. Uzun yıllar devlette “Türkiye Zirai Donatım Kurumu” ve TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı” nda yönetici olarak görev yapmış. Görevi sırasında; Sudan, Moğolistan, Afganistan, Kosova, Arnavutluk, Makedonya, Somali, Kazakistan, Etiyopya, Senegal ve Bangladeş’te yurt dışı görevlerde bulunmuştur.

Türkçü Turancı düşün ve inancın bilinçli serdengeçtilerinden olan Turan Can’ın yurt dışında da yayımlanan makaleleri ve farklı çalışmaları vardır.

Gelecek nesillere güçlü bir belge ve bilgi kaynağı olan “Türkçü-Turancı Süreli yayınlar, Maziden Atiye” adlı kitabında fikir dergileri ve Türkiye’de dergicilik başlığı altında ilk bilgileri vermeye başlamış. Türkçü Dergiler, Türkçü Dergilerde “Köycülük” İlkesi, İlk Türkçü Kuruluşlar, Türk Ocaklarının Kuruluşu gibi bir çok başlıklarla bilgiler sunmuştur.

Türkiye’de Yayımlanan Türkçü Turancı Süreli yayınlar başlığı altında Atsız, Akın, Altın Işık, Altınordu, Çağlayan, Çığır, Düşünen Adam, Fedai, Gökbörü, Milli Eğitim ve Kültür, Kavgamız Turan, Milli Kültür gibi başlıklarla 170 dergi ile ilgili bilgi ve belge ortaya koymuştur. Dış Türklerin yayınladığı 86 farklı dergi isimleri de verilen bilgiler arasındadır.

Kitap hakkında daha açıklayıcı bilgiyi Turan Can Kitabının Söz Başı yazısında vermiştir. Bazı bölümlerini buraya alıyorum.

“Bu çalışmayı yapmamızın en önemli sebeplerinden biri, Türkçü süreli yayınların toplu bir kaynakçasının bulunmamasıdır. Çalışma bu duygu ve düşünceden meydana gelmiştir. Hangi Türkçü yayının kaç sayı yayımlandığını, hangi yıllarda basıldığını ve bunlara kimlerin katkı sunduğunu bilmesek de bu konuda çeşitli çalışmaların yapıldığını, farklı farklı listelerin oluşturulduğunu biliyoruz”

Başka bir paragrafta; “Bu eseri hazırlama serüveni, uzun süredir hayal ettiğimiz Türkçü-Turancı Dergiler Sergisi projesinden doğdu. Tam 11 yıl önce, 2014 yılının sonbaharında Moğolistan’da görevliyken, uçsuz bucaksız Ötüken bozkırında gezerken Türkçülük- Turancılık hayalleri kuruyordum” diyor.

Bir başka paragrafta ise; “Takdir edersiniz ki, Türkçü dergilerden bahsedilirken, Türkçülüğün geçirdiği safhalardan bahsetmemek olmazdı. Bizde çalışmamızın giriş bölümünde, Türkçülüğün gelişi ile Türkçülüğe önemli katkı ve hizmetlerde bulunan kişilerin hizmetlerinden örnekler sunarak vefa duygumuzu belirtme istedik.”

Söz konusu eser bilgi ve belgelerin önemi nedeniyle her araştırmacının, her Türk milliyetçisinin kitaplığında bulunması gereken eser olarak görüyorum. Bu nedenle önemli bir görevi iyi yapmış Turan Can beye yürekten teşekkür ediyorum


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —