Bir önceki yazımızda ,sanatın kendimizi tanımamızla alakalı olarak büyük önemini vurgulamıştık.
İnanıyorum ki ,
kendimizdeki farklılığı fark ettiğimiz durumlarımız olmuştur.
Gel gelelim ! resim sanatını kendi kişisel iç dünyamızla anlatmaya ..
Köşe bizim köşemiz ,
her köşede özgürdür düşüncelerimiz .
Geçmişten günümüze usta sanatçıların eserleri ile ilham alıyor, sanatla bütünleşiyor ve dünyaya sanatla bakmayı öğrenirken ,hem zamanda yolculuk hem de gelecek nesillere bizlerde güzel eserler bırakmak için çaba sarf ediyoruz .
Çocukluğumuzda ,o severek izlediğimiz çizgi film olan Ninja kaplumbağaların dünyanın en ünlü ressamlarının isimlerini taşıdığını biliyor muydunuz?
Bu usta sanatçılardan Leonardo ve Michelangelo ‘nun II.Beyazıt döneminde Beyazıt’ın köprü yaptırma projesine talip olduklarınıda bilmenizi isterim .
Resim sanatını her ne kadar kişisel olarak değerlendirdiğimizde iç dünyamızı dışa yansıtmak olarak değerlendiriyor olsakta ,aslında dünyanın kaderini belirleyen ve değiştiren en büyük ve en önemli sanat dallarından biridir .
Mağara duvarlarına çizilen figürlerden yola çıkalım ve buzul çağına kadar resmin varlığına şahitlik edelim .( Araştıralım elbette)
Resim sanatı ,geçmişten günümüze kadar yaşamın sırlarını en saf en yalın haliyle bizlere tabiri mümkünse ,tarihin tozlu duvarlarında miras bırakmıştır .
Farklı hayatlara , farklı kültürlere ve farklı inançlara ev sahipliği yapmış olan duvarlarda ,binbir figürlerle faklı bilgileri günümüze kadar yaşatmış ve dünya üzerindeki yaşamın tarihine büyük tanıklık etmiştir resim sanatı.
Usta ressamların her fırçasında görkemli görsellerin yanı sıra , Matematik, Fizik ,Kimya ,Biyoloji ve bir çok alanla ilgili bilgiler verilmiştir.
Sanat her dalıyla bambaşka bir tutkudur.
Sanat ölümsüzdür ..
Sanatçılarda ….
Sevgi ve saygılarımla…