Mahalle kültürünün en güvenilir kapılarından biridir eczaneler.
Başımız sıkıştığında ilk çaldığımız yer…
Gecenin bir vakti ışığı yanan tek adres…
Ancak bugün Hatay’ın Dörtyol ilçesinde vatandaşın karşılaştığı manzara kaygı verici:
“İlaç yok.”
Bu tablo yalnızca yerel bir sorun değil. Türkiye’nin birçok noktasında benzer sıkıntılar yaşanıyor.
Ancak deprem sonrası ekonomik ve lojistik kırılganlığı daha derinden hisseden Hatay’da durum çok daha çarpıcı.
Bir yanda ilacını bulabilmek için eczane eczane dolaşan hastalar…
Diğer yanda artan maliyetler karşısında ayakta kalmaya çalışan eczacılar…
Sorun Sadece Raflardaki Boşluk Değil
İlaç tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, döviz kuruna bağlı fiyatlandırma sistemi ve kamu iskontoları nedeniyle bazı ilaçların piyasada bulunabilirliği ciddi şekilde azalıyor.
Özellikle:
Kronik hastalık ilaçları
Antibiyotikler
Çocuk şurupları
gibi hayati öneme sahip ürünlerde dönemsel yokluklar yaşanıyor.
Bu durum yalnızca bir “ürün temini” meselesi değildir.
Bu, doğrudan halk sağlığı meselesidir.
Eczacıların Görünmeyen Ekonomik Mücadelesi
Eczacılar ciddi bir ekonomik baskı altında hizmet veriyor:
Artan kira bedelleri
Yükselen elektrik ve işletme giderleri
Döviz kuruna bağlı maliyet artışları
Sabit kalan veya yetersiz güncellenen kar oranları
Özellikle küçük ve orta ölçekli ilçelerde faaliyet gösteren eczaneler için mevcut kar marjı sürdürülebilirliği zorlaştırıyor.
Unutulmamalıdır ki: Ekonomik olarak ayakta kalmakta zorlanan bir sağlık noktası, uzun vadede hizmet kalitesini korumakta da zorlanır.
Bu mesele yalnızca bir esnaf sorunu değil, doğrudan kamu sağlığı sorunudur.
Deprem Bölgesinde Ekstra Sorumluluk
Hatay gibi depremden ağır yara almış şehirlerde eczaneler yalnızca ticari işletme değildir.
Afet anında:
İlaç temini
Reçetesiz acil destek
Vatandaşın ilk temas noktası olma görevi
eczaneler üzerinden yürütüldü.
Sağlık sisteminin ilk basamağı olan bu yapının zayıflaması, olası bir kriz anında çok daha büyük sonuçlar doğurabilir.
Deprem bölgesindeki eczaneler için özel destek mekanizmaları artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Çözüm İçin Açık Çağrı
Buradan hem merkezi idareye hem yerel yönetime açık çağrımızdır:
Eczanelerin ekonomik sürdürülebilirliği için kar oranları güncellenmeli.
İlaç fiyatlandırma ve tedarik sistemi gerçek piyasa koşullarına göre yeniden düzenlenmeli.
Deprem bölgesindeki eczanelere özel teşvik ve destek programları uygulanmalı.
Akılcı ilaç kullanımı konusunda yerel bilinçlendirme kampanyaları başlatılmalı.
Çünkü eczane yalnızca bir ticarethane değildir;
mahallenin sağlık kapısıdır.
Bugün “ilaç yok” diyen bir sistem, yarın “güven yok” noktasına sürüklenmemelidir.
Dörtyol’dan yükselen bu uyarı sesi, aslında Türkiye’nin dört bir yanındaki eczanelerin ortak çağrısıdır.
Sağlık ihmale gelmez.
Ve güven, en az ilaç kadar hayati bir ihtiyaçtır.
Fatma Nur KARAYİĞİT