Hayrettin ÇAKMAK

Tarih: 10.02.2026 18:34

SİZCE BU YAZININ BAŞLIĞI NE OLMALI?

Facebook Twitter Linked-in

İngilizlerin dünkü çözümleri bugünün sorunlarıdır. Topyekûn savaş halinin yaşandığı birinci dünya savaşının lideri İngiltere idi. Avrupa, Asya ve Afrika’da birçok ülkenin sınırları o dönemde çizilmiştir. Filistin’de İsrail’in kurulması da İngilizlerin eseridir. Bana şu soru sorulsa: İngiltere’ye mi yoksa ABD’ye mi lanet okursun? Tereddütsüz birinci sırada İngiltere derim. Zaten ABD’de İngiliz çocuğudur.

İngilizler Osmanlı devletini yıkmıştır. Haçlı-Siyonist ittifakını sağlayan sinsi siyasetin sahibidir. Filistin'i 1917'de bizden aldılar. 1948 yılına kadar orada bir devlet kurmanın alt yapı çalışmalarını (siyasi hafriyatını) yaptılar. İkinci dünya savaşından sonrada da Hitler sayesinde o topraklara yeterli Yahudi göçünü sağlayıp İsrail’i ilan ettiler.

İngilizler nasıl bir hafriyat yapmıştı? O bölgedeki Osmanlı topraklarında Kurdukları devletlere bakınız: Suudi Arabistan (1932), Lübnan (1943), Ürdün; Suriye (1946) ve Mısır (1953) Mısır 1922 yılında bağımsızlığını ilan etse de 1946 yılına kadar İngilizler ülkeden çekilmedi 1953 yılında yapılan darbe ile cumhuriyet ilan edilmiştir.

İngiliz iblisi bu işleri yaparken çok önemli casuslarını devreye sokmuştu. Daha önce de yazmıştım. Mesela John Philby: Arapça, Türkçe, Kürtçe ve Farsçayı anadili gibi konuşabiliyordu. Şeyh Abdullah takma adıyla Suudi Arabistan’ın kurulmasında öncülük yapmıştır. 1924 yılında Filistin’de Yahudi göçüne izin vermiştir. Bu kişi Kâbe imamlığı da yapmış, hacca gidenlere namaz kıldırmıştır. Özetle Arap dünyasını Osmanlı’dan koparıp batıya bağlayan en önemli ajandır.

Yukarıda sayılan ülkeler İsrail’in sınır komşuları olduğu için diğer ülkeleri almadım.

Bu ülkelerin yöneticileri, haçlı batı bloğunun tayin ettiği genel vali gibi hareket etmiştir.

Sadece Suudi Kralı Faysal bin Abdülaziz farklı hareket ederek cihat ilan etmiş, petrol ambargosu başlatmıştı. ABD’den gelen yeğeni tarafından vurulmuştur.

Netanyahu, BM Genel Kurulu'nda Filistinsiz bir harita gösterebiliyor, 7 Ekim Hamas saldırısından sonra da rahatlıkla "Orta Doğu'yu değiştireceğiz" diyebiliyor.

İslam Ülkeleri İşbirliği Teşkilatı, 57 üyesi ile BM’den sonra dünyadaki en büyük teşkilattır. Gazze konusu ile Riyad’da yapılan zirvede Türkiye’nin teklif ettiği birkaç madde kabul edildi. Asıl vurucu olup soykırımcıyı zora sokacak maddeler, BAE, Fas, Suudi Arabistan ve Bahreyn tarafından reddedildi. Reddedilen 4 madde şunlardı:

İşgalcilere mühimmat sağlamak amaçlı ABD üslerinin kullanılmasının engellenmesi

Siyonist sivil havacılığının Arap hava sahasında engellenmesi

Diplomatik ve ekonomik ilişkilerin dondurulması

Petrol ambargosu ile tehdit etmek.

Netanyahu ''Arap liderlerine söylüyorum. İktidarınızı ve çıkarınızı korumak istiyorsanız, yapabileceğiniz tek şey var. O da sesinizi kesmek” diyerek tehdit etti. Sesi çıkan Arap lider oldu mu? Bırakın ses çıkarmayı elçiliklerini bile çekmediler.

Gözleri önünde soykırım yapılırken bu ülkelerin aymazlığı affedilemez. Yerler içerler gübre üretirler, ABD’ye haraç öderler.

Bizzat yaşadığımı bir olayı nakletmek isterim. 1989 yılında Bursa Gökdere alanında “Soydaş Mitingi” düzenlemiştik. Merhum Erbakan Hoca konuşmacıydı. Miting sonrası yemek için İnkaya köyündeki Tarihi Çınar alanı mekân olarak seçilmişti.

Toplam 20 kişilik bir hazırlık olur hesabındaydık. Tesis işletmecisi muhtara 20 kişi diyorum ama sen 40 kişilik bir hazırlık yap dedim. Miting bitti hareket ettik. Baktım ki bizi takip edenler 40 kişiyi de geçecek. İl binasının yanından geçeceğiz. Hocam dedik

İl binasına çıkalım mı? Hiç görmediniz. (Bunu derken derdimiz; peşimize takılanları azaltmaktı) Erbakan Hoca: Teşkilat en üst katta, binada asansör var mı? Diye sordu.

Yok ama yavaş yavaş çıkılır deyince; yanındaki Suudi Arabistanlı Profesörü işaret ederek dedi ki: Bak evladım bu adam merdivende üç ay bekler bir basamak çıkmaz. Sırtına alıp çıkarırsan ne ala. Öyle olmasa bir avuç İsrail bunları nasıl yenebilir.

Maalesef o bölgenin Siyonistlerden önce bu kafa yapısından ve kafa yapısına sahip yöneticilerden kurtarılması lazımdır. Sonrasında Siyonistleri kovalamak kolaydır.

Aslında İsrail, Abdülhamid’in tahttan indirildiği 27 Nisan 1909’da kurulmuştur demek yanlış olmaz. Dönemin yazarlarından Serbesti gazetesinin sahibi ve her dönemin muhalifi (Gazetecilik mesleği gereği Abdülhamit, İttihatçılar ve Atatürk’ü eleştirmiştir) Mevlanzade Rıfat, İttihatçılar için "Siyon Yahudi cemiyetine bağlı idiler" tespitini gazeteci olarak yakalamış ve yazmıştır.

İttihatçıların ilk işi Abdülhamid Han'ın, Yahudilerden korumak için şahsi mülküne geçirdiği Filistin topraklarını kamulaştırmak olmuştur. Kamulaştırma olmasaydı İngiliz şeytanı işgal ettiği özel bir mülkte devlet kuramazdı. İttihatçılar sayesinde İşgal ettiği Özel mülk vasfı kaldırılmış kamuya ait topraklara Siyonistleri taşıyıp İsrail’i kurdular.

Siyonistler o topraklara gelmeye başladığı günden buyana planlı bir şekilde bölgeyi Müslümanlardan temizlemeye çalışıyor. Katliam yapıyor, soykırım yapıyorlar. Amma o İsrail bizim yaptığımız harf devriminin zıddını yaparak 2 bin yıllık alfabesine hayat vermiştir. İnancını dinini, dilini kendi milli varlığıyla koruyor ve yaşıyor.

Bölgedeki halkı Müslüman olan ülkeler maddi olarak çok öndedir. Yalnız bu maddi güç doğru kullanılmıyor. Gördüğümüz şey “sefahattir, aşırılıktır, yoldan çıkmaktır”

Şu nikah çeşitlerine bakar mısınız?

Misyar Nikahı: Bu nikahta kadın kocasından nafaka talep edemiyor. Sürekli kendisinin yanında kalmasını da isteyemiyor. Kocası kendi tayin ettiği zamanlarda eşinin yanına gidiyor. Bu nikah: Farklı yerlerde iş sahibi olanlar ve seyahate çıkanlar tarafından uygulanıyor. Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde Sünni bir kesim tarafından caiz görülüyor. Nikah, seyahat süresince kullanılmak üzere ve bu süreyle sınırlı yapılıyor. Suudi Arabistan’da bu tür nikahlar için eşleştirme yapan pek çok internet sitesi vardır.

Misyaf (Yaz Nikahı) Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde uygulanan bir nikah türü. Bu nikahın en büyük özelliği yaz döneminde kıyılması ve yaz tatilinin sonunda boşanma sonucuyla bitmesi. Bu nikah türü daha çok Körfez ülkelerinde yaşayanların yaz tatillerini geçirdikleri Yemen gibi ülkelerde uygulanıyor. Gizli kıyılan bu nikahta da kadının nafaka ve çok eşlilik durumunda eşitlik hakkı bulunmuyor. Binyat et-Talak (Boşanma Niyetli Nikah): Nikahın boşanmayla sonuçlanacağını erkek biliyor ancak bu niyetini kadına söylemiyor. Sebebi de: Eğer söylerse İran’daki gibi Geçici (Mut’a) nikahı olur diyeymiş.

Zevaç Friend (Arkadaş Nikahı) Batı’daki arkadaşlık ve cinsel birliktelik içeren “kız arkadaş” ifadesinin bir uyarlaması. Daha çok Batı'da yaşayan öğrenci ve gençler arasında uygulanan bu nikah türü, yine gizlilik esasına dayalı ve erkeğe herhangi bir geçim sorumluluğu yüklemiyor.

Misfar (Sefer Nikahı): Seferden dönünceye kadar yapılan bu nikah özellikleri ve şartları itibariyle Misyar nikahına çok benziyor. Misfar’ın tek farkı daha çok gezginlere yönelik olması ve bir sefer/gezi süresince geçerli olacak şekilde yapılması.

Örfi nikah (Tamamen gizli nikah): Hiç kimseye duyurulmadan yapılan ve tamamen gizli bu nikaha Mısır ve Ürdün’de rastlanıyor.

Nehariyye (Gündüz Nikahı): Bu nikah türünde erkek, sadece gündüz vakti bir araya gelmek şartıyla, bir kadınla nikah kıyabiliyor.

Bir günlük nikah (Nikah-ı Muta): İran başta olmak üzere Şiiler arasında görülen Mut’a nikahı, belli bir ücret karşılığında, belli bir süre için, şahit şartı olmaksızın, cinsel yönden yararlanmayı ifade eden sözlerle yapılan nikaha deniyor.

Bir gerçeği itiraf edelim. Yukarıda sayılan nikah çeşitlerinden bir kısmı “Metres” hayatına kılıf gibi durmuyor mu? Türkiye’de bile parayı bulan muhafazakâr mahalleden bir kesimin “kılıf” peşine koştuğunu gördüğünüze en azından duyduğunuza eminim. İstanbul’da bir ilçede pahalı giyinen, altlarında lüks araçları olan manken gibi mesture hanımlar göze batardı. Bu hanımlar birinci eşten gizi yapılan nikahlanmalardı.

Hayrettin Karaman Hoca, Uluslararası tanınırlığı olan Türkiye’de hocaların hocası olarak bilinen İslam hukuku Profesörüdür. (92 yaşına girdi hala yazıyor, irşada devam ediyor. Allah sağlık sıhhat afiyet versin) Karaman Hoca: Birinci eşten gizli olarak yapılan nikahın geçerli olmadığı görüşündedir. Bu nikah yalan üzerine kuruludur. Hem birinci eşe hem de ikinci eşe yalan söylenir. Duyulunca boşanmalar oluyor, aile yuvası dağılıyor.

Maalesef bizde yaygın olan “İki şahit buldum mu basarım nikahı” inanışı var.

Aslında insan elini kalbinin üzerine koyup kalbine: ben böyle bir nikah yapıyorum buna ne nikahı nedir? Kalbi ona “bu nikah hovardalık nikahıdır” diyecektir.

Siyonistlerden başladık konu nerelere bağlandı. Yazıya hangi başlığı koyacağımı şaşırdım. Sizce bu yazının başlığı ne olmalı?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —