Son 50 yılda, ABD'nin sözde "demokrasi," "özgürlük" ve “iktidar” vaatleriyle desteklediği, güvendiği ve kullandığı figürler, gruplar ya da rejimler, terör ve zulüm bataklığında boğulup tarihin lağım çukurlarına gitti. Bu coğrafyalarda ABD'ye sırtını dayayanların akıbeti, hep aynı trajik sonla bitti: Terk edilmek, yenilmek, ihanet ve yok edilmek. Afganistan'dan Irak'a, Suriye'den Ukrayna'ya, bu hikaye defalarca tekrarlandı. ABD, kendi çıkarları için bu aktörleri şişirip şişirip kullandı, sonra da sümüklü mendil gibi çöpe attı.
Afganistan’da ABD’ye güvenenler kargo uçaklarının tekerleri altında ezildi
Şimdi, bu gerçekleri bir bir masaya yatıralım. Tarih, ders almak isteyenler için sayısız örneklerle dolu. Afganistan'dan başlayalım. 1980'lerde Sovyetlere karşı mücahitleri destekleyen ABD, Usama bin Ladin gibi figürleri güçlendirdi. Bu gruplar, zamanla Taliban ve El Kaide'ye dönüştü, ABD’nin oyunlarını bozdu. Bunun üzerine ABD bunlara savaş açtı. Sonuç? 2001'de ABD işgaliyle Taliban devrildi. Ama asıl trajediyi, ABD'nin kurduğu Afgan hükümeti ve ordusu yaşadı: 300 bin kişilik, milyarlarca dolarlık eğitimli kuvvetler, 2021'de Taliban karşısında eriyip gitti. Afganistan’ın işgali için kurulan o fiyakalı kurumlar, makamlar, yapılar, kısa zamanda buharlaştılar. ABD çekildi, kuklaları çöktü. Kendi milletine karşı zalim işgalcilerle işbirliği yapmış olan onursuzlar, ABD kargo uçaklarının tekerlekleri altında karınca gibi ezilmekten kurtulamadılar.
ABD, daha önce desteklediği Taliban’a yani yerel bir örgüte mağlup oldu. “Süper Güç” ABD ve yanındaki onlarca devlet, gariban bir Taliban tarafından yere serildi.
ABD’ye sırtını dayayan Iraklıların akıbeti
Bu, ABD'ye güvenenlerin klasik sonu: Terk edilmek ve yenilmek. Irak'ta durum daha vahim. 1980'lerde, güya İran'a karşı Saddam Hüseyin'i destekleyen ABD, kimyasal silahlarla yapılmış olan Halepçe katliamını görmezden geldi. Saddam, Kürtlere ve Şiilere zulüm yaptı. Akıbeti? Saddam Hüseyin, 2003'te ABD işgaliyle devrildi, 2006'da bir Kurban Bayramı günü idam edildi. Sonra, ABD'nin kurduğu Irak ordusu: Yüzlerce milyar dolar harcanan kuvvetler, 2014'te IŞİD karşısında dağıldı ve kaçtı, milyonlarca insanı IŞİD’in kucağına attı. Süper güç ABD’nin fiyakalı taşeron güçleri yerel bir örgüt tarafından paçavraya çevrildi. ABD'nin “güç sarhoşluğu” aslında “güç boşluğu,” IŞİD gibi “canavarlar” doğurdu. Bugün Irak hâlâ parçalanmış halde.
Gafillere hayal satan ABD Ermenistan’ı bitirdi
Ermenistan'a gelince, ABD'nin Karabağ'da Ermeni ayrılıkçılara verdiği destek, terör ve işgal politikalarını körükledi. 1990'lardan beri Dağlık Karabağ'ı işgal eden Ermeni güçler, Azerbaycanlılara zulüm etti. Sonuç? 2020’de 44 gün savaşlarında yenildiler, Karabağ'ı kaybettiler. ABD'nin vaatleri havada kaldı, boş hayaller ellerinde patladı, açlık ve fakirliğin, kuşatma ve izolasyonun pençesindeki Ermenistan yalnızlaştı. Şimdi Azerbaycan ve Türkiye’nin inisiyatifine kalmış durumdalar. Bu, ABD'nin küçük müttefiklerini nasıl harcadığının bir başka örneği idi.
Ukrayna’yı tahriklerle cesaretlendiren ABD ve Avrupa koca bir ülkeyi paramparça ettirdi
Ukrayna'da, 2014'ten beri ABD'nin desteklediği hükümet ve aşırı sağ gruplar gibi Azov Taburu, Batıdan gelen yönlendirme ve kışkırtmalarla, Rusya karşıtlığında ısrar etti. Ukrayna, NATO, ABD ve AB’ye çok güvendi. Rusya’nın saldırıları sonucu savaş başladı. Akıbet? Rusya'nın 2022 işgaliyle ülke harabeye döndü, milyonlar yerinden edildi. ABD silah verdi, ama barış getirmedi; sadece savaşı uzattı. Rusya’nın zayıflatılması için koca Ukrayna’yı tüketti. Evet Rusya biraz zayıfladı ama Ukrayna paramparça… Zelenskiy hükümeti hâlâ ayakta, ama ABD'nin desteği azaldıkça, yenilgi kapıda. Şimdilerde Trump, Ukrayna’yı hedefe koyup eleştirirken Rusya ile yakınlaşıyor. Trump’ın son bir yıllık görev süresinde ABD-Rusya arasındaki ticaret %17 artı. Ama Avrupa, Rusya’ya “ambargo” uyguluyor!
Şimdilik çöpe atılan son örnek Suriye’deki PKK/YPG/SDG
Suriye'de ABD'nin “muhalif” maskesi altında desteklediği terör grupları, özellikle YPG/PKK uzantıları, IŞİD'le savaş bahanesiyle korkunç bir terör yaydı. Kürt sivillere bile zulüm ettiler. ABD, onları Türkiye’ye ve ülkedeki Sünni kesime karşı kullandı, ama Türkiye'nin operasyonlarıyla iyice zayıfladılar. Buna rağmen Ankara, “Terörsüz Türkiye” sürecinde terörü bırakmaları ve örgütü lağvetmeleri için bir şans verdi. Lakin Tel Aviv’den gelen Şeytani üflemelere bel bağlayarak bu şansı teptiler. Şimdi Suriye ordusunun operasyonlarıyla bozguna uğradılar. Fareler gibi kaçacak delik arıyorlar. Çok güvendikleri ABD ve Israil onları kurtaramıyor. Onursuzca ve zelil bir şekilde tarihin lağım çukuruna atıldılar.
İsrail de çöpe atılmak üzere..
ABD'nin "müttefikleri" hep aynı kaderi paylaşıyor: Kullanılıp, kullanılıp atılmak. İsrail'e bakın: ABD'nin en sadık müttefiki, Filistin'de soykırımcı politikalarla zulüm yapıyor. Dünyanın en vahşi ve en kanlı küresel terör organizasyonu…
Ama akıbet? Sürekli çatışmalar, izolasyon ve iç çöküş. ABD desteğiyle ayakta duruyorlar, ama Gazze'de yaşananlar, onların da sonunu getirecek. Tarih, zulüm yapanların er ya da geç hesap verdiğini gösteriyor. Önümüzdeki en geç bir-iki sene içinde inşallah İsrail’in de o lağım çukuruna atıldığını göreceğiz.
ABD, FETÖ’yü kullandı attı
Türkiye'de ise, ABD'nin desteklediği FETÖ gibi gruplar, 2016 işgal girişimiyle terör estirdi. PKK/YPG'yi Suriye'de besleyip, Türkiye'ye karşı kullandı. Akıbet? FETÖ lideri Gülen ABD'de öldü ama örgütü de parçalanıyor. ABD'ye güvenenler, Türkiye'de de hüsrana uğradı.
Yunanistan ve Kıbrıs Rumları ABD ve İsrail’e yem olmak üzere
Yukarda sıraladığımız onca örneğe rağmen kalplerindeki düşmanlık nedeniyle gözleri kör, kulakları sağır olanlar kendi halkını, ahmakça emeller için heba ediyorlar. Bu konuda son örneklerden ikisi Yunanistan ve Kıbrıs Rum yönetimi.. ABD ve İsrail’e çok güveniyorlar. Kendi halklarını da bu aptalca hayale inandırmaya çalışıyorlar. Halbuki düşmanlığa bu kadar para yatırmak yerine hiç maliyeti olmayan iyi niyet ve iyi komşuluk için Türkiye’ye güvence verseler daha mutlu, daha müreffeh ve daha güvende olacaklar. Sadece bakış açılarını değiştirmeleri gerekiyor. Bu yoldan dönmezlerse halklarına çok yazık edecekler. Bizden uyarması…
Bu örnekler gösteriyor ki, ABD'ye sırtını dayayıp terör ve zulüm yapanlar, er ya da geç yalnız kalır, yenilir, tarihin çöplüğüne atılır. ABD, müttefiklerini değil, kendi hegemonyasını korur. Müslümanlar ve mazlum milletler bu dersi iyi almalı: Bağımsızlık ve ittifaklar, emperyalizme karşı en güçlü kalkandır. Yoksa son 50 yılın trajedisi tekrarlanır.
Bu gelişmelere karşın gelecek günler çok umut verici. Sözünü ettiğimiz İTTİFAK çabaları hızla ete kemiğe bürünüyor. Dünya yeni bir çağa giriyor.
Mutlu şafaklar yakındır inşallah.