Gözde ŞAHİN

Tarih: 30.11.2025 13:35

Toplumsal Dayanışmanın Sessiz Gücü

Facebook Twitter Linked-in

Sokaklarda bir sessizlik var fark ediyor musunuz?

Kimsenin ağzından çıkmayan ama herkesin omuzlarında taşıdığı ağır bir gerginlik..

Artık insanların yüzüne baktığınızda bir telaş, bir öfke, bir kırılma hali görüyorsunuz. Bu toplum, yıllardır biriktirdiği yüklerin ağırlığı altında yavaş yavaş çatırdamaya başladı.

Kimse bunu yüksek sesle söylemiyor ama hepimiz biliyoruz:Bugün insanlar öfkeli değil; tükenmiş durumda.Ve tükenen insanın tepkisi öfkeden çok daha tehlikelidir.

Ekonomik kaygılar, bitmeyen borçlar, güvencesizlik, gelecek korkusu…

Bunların her biri bir yara. Bu yaraların üzerine eklenen adaletsizlik duygusu ise toplumsal bir yangın başlatıyor. İnsanlar bir gününü değil, bir yaşamını düzene sokmaya çalışırken nefes alamaz hale geliyor. Bu yüzden trafikte en küçük tartışma kavgaya dönüşüyor, markette fiyat etiketine bakan birinin gözleri doluyor, öğrenci gelecek planı yaparken içini çekiyor.

Bu ülkenin insanı yoruldu.Hem de sadece fiziken değil, ruhen çökmüş durumda.Bugün sokakta herhangi birine “Nasılsın?” diye sorun.

Alacağınız cevap kelimelerden değil, yorgun bakışlardan okunacak. Çünkü insanlar artık dertlerini saklamıyor; saklayacak enerjileri bile kalmadı. Evine ekmek götürmeye çalışan bir baba, çocuğunun masrafını düşünen bir anne, asgari ücretle ay sonunu hesaplayan gençler… 

Hepsi aynı duyguda birleşiyor: Tükenmişlik..

Bu tükenmişlik sadece bireysel değil. Toplumsal reflekslerimiz bile zayıfladı.

Birbirimizi anlamıyoruz, dinlemiyoruz, empati kurmuyoruz. İnsanlar “Bir şey olmaz artık…” diye diye umudunu kaybetti. İşte asıl tehlike burada başlıyor. 

Çünkü umudunu kaybeden toplum, geleceğini de kaybeder.

Peki çözüm ne? Birbirimizi duymak. Gerçekten duymak.Yargılamadan, küçümsemeden, “Ben olsam…” demeden…

Bu ülkenin insanı zor günlerden defalarca geçti.

Ama bugün başka bir dönemin içindeyiz. Bu dönem ekonomik krizden, siyasal tartışmalardan, günlük gerginliklerden çok daha büyük bir şey:Toplumsal dayanma sınırının aşılması.Eğer birbirimize tutunmazsak, bu kopuş daha da büyüyecek.

Eğer birbirimizi anlamazsak, bu gerginlik daha da sertleşecek.Eğer toplumun sinir uçlarına dokunan bu derin sorunları görmezden gelirsek, kimse yarını konuşamayacak.Bu nedenle her birimizin sorumluluğu var.Küçük bir anlayış bile, büyük bir kırılmayı önleyebilir.

Toplumsal dayanışma, sesini yükseltmeyen ama etkisi en yüksek olan güçtür. Sessizdir; ama bir insanın hayatını değiştirebilir. Yorgun bir anneye uzatılan yardım eli, umut arayan bir gence söylenen doğru bir söz, sokakta çalışan bir emekçinin yüzüne bırakılan küçük bir teşekkür… 

Bunlar zincirin halkalarıdır. Ne kadar güçlendirirsek, toplum o kadar sağlam olur.

Belki de bugün yapmamız gereken tek şey, birbirimizi biraz daha fazla görmeyi öğrenmektir. Aynı sokakta yürüdüğümüz insanların neler yaşadığını bilmesek de, iyi davranmayı seçebiliriz. Çünkü dayanışma bazen büyük bir proje değil, küçük bir insanlıktır.Toplumlar kırılabilir; ama dayanışma varsa yeniden toparlanır. Ve biz, bu sessiz gücü büyütmeye devam ettikçe, karanlık dönemlerin içinden daha güçlü çıkabiliriz.

Unutmayın;Toplumu ayakta tutan şey direnci değil, birbirine kenetlenmesidir.

 

Gözde ŞAHİN

Öğretmen/Sunucu


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —