Mehmet BOZKUŞ

Tarih: 02.02.2026 11:20

TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN, MISIR VE YENİ DENGE YAPILARI

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 3–4 Şubat tarihlerinde Suudi Arabistan ve Mısır’a gerçekleştireceği ziyaretler, Orta Doğu’da oluşmakta olan yeni güç hatlarının ve denge arayışlarının yönünü göstermesi bakımından uluslararası kamuoyu tarafından yakından izlenmektedir.

Bu temaslar, klasik ikili diplomatik ziyaretlerin ötesinde; bölgesel mimarinin yeniden inşasına dönük çok katmanlı bir stratejik hamle niteliği taşımaktadır.

Şubat ayının ilk haftasında Türkiye’nin 3 Şubat’ta Suudi Arabistan, 4 Şubat’ta Mısır ile yürüttüğü diplomatik temaslar; Orta Doğu’da yeniden şekillenen güç dengeleri, kırılgan güvenlik ortamı ve küresel sistemde artan belirsizlikler bağlamında dikkat çekici bir yoğunlaşmaya işaret etmektedir.

ABD–Çin rekabetinin bölgeye yansımaları, Suriye ve Gazze merkezli krizler ile enerji ve ticaret hatları üzerindeki güvenlik riskleri bu diplomatik takvimin arka planını oluşturmaktadır.

Küresel ve Bölgesel Arka Plan

İran–ABD hattında artan gerilimler; Pakistan–Hindistan rekabeti; AB–Hindistan, İsrail–Hindistan eksenlerinde gelişen yeni iş birlikleri, küresel ölçekte güç merkezlerinin yeniden konumlandığını göstermektedir. Bu tablo, Orta Doğu ülkelerinin bölge dışı aktörler tarafından kriz ve kaos üzerinden yönlendirilmesine dayalı eski düzenin sürdürülemez hale geldiğini ortaya koymaktadır.

Mevcut şartlar, bölge ülkelerinin kendi aralarında stratejik bir yapı oluşturarak ortak refleks geliştirmesini her zamankinden daha gerekli kılmaktadır.

Suudi Arabistan–Türkiye Ekonomi ve Güvenlik Senkronizasyonu

Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler, son dönemde normalleşmenin ötesine geçerek stratejik senkronizasyon düzeyine taşınmıştır. Ziyaret, ekonomik iş birlikleri ile bölgesel güvenlik dosyalarının eşgüdüm içinde ele alındığı bütüncül bir zemin sunmuştur.

Ekonomi ve Yatırım, Körfez sermayesinin enerji gelirlerine bağımlılığı azaltma hedefi doğrultusunda; üretim, savunma sanayi, altyapı ve teknoloji alanlarında Türkiye ile yeni yatırım haritalarının oluşturulması.

Enerji ve Lojistik Hatlar, Kızıldeniz–Doğu Akdeniz ekseninde ticaret yollarının güvenliği ve enerji arz güvenliğinin sağlanması; küresel jeopolitiğin kritik dönemeçlerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Bölgesel Krizlerde Koordinasyon, Suriye, Gazze, Yemen ve İran–Arap dengeleri bağlamında; doğrudan çatışma dışı fakat koordineli pozisyonlar üretme çabası.

Bu çerçevede Suudi Arabistan, Türkiye açısından ekonomik bir nefes alanı oluştururken; Türkiye de Suudi Arabistan için bölgesel istikrar ve çok yönlü diplomasi kapasitesini güçlendiren bir ortak konumundadır.

Mısır -Türkiye Normalleşmeden Stratejik Kurumsallaşmaya

Mısır ziyareti, iki ülke arasında normalleşme sürecinin kurumsal ve stratejik bir düzeye taşındığını göstermektedir. Bu temas, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil; bölgenin geleceğine dair ortak yol haritalarının oluşturulması bakımından da sembolik bir eşik niteliğindedir.

Doğu Akdeniz Dengesi, Enerji paylaşımı, deniz yetki alanları ve çok taraflı denklemler içinde Mısır’ın kilit rolü.

Gazze ve Filistin Dosyası, Kahire’nin arabuluculuk kapasitesi ile Ankara’nın diplomatik görünürlüğünün örtüştüğü alanlar.

Suriye Meselesi,Yeni yönetim süreci ve atılan adımların bölgesel istikrar açısından desteklenmesi.

Arap Dünyasıyla Yeniden Entegrasyon İdeolojik ayrışmaların gerisinde, devletler arası çıkar temelli ve pragmatik bir diplomatik yaklaşımın öne çıkması.

Suudi Arabistan ve Mısır ziyaretlerinin kesişim kümesi çok kutuplu dünyaya uyum ABD ve Avrupa merkezli eksenlerin zayıfladığı bir dönemde, bölgesel aktörlerle doğrudan ve eşit ilişkilere dayalı diplomasi.

Ekonomi–Diplomasi bütünleşmesi siyasi diyalog ile ekonomik iş birliklerinin eş zamanlı ve karşılıklı fayda temelinde ilerletilmesi.

Bölgesel Arabuluculuk ve Denge,Türkiye’nin çatışmaların merkezinde değil, temas ve denge alanlarında konumlanma iradesini bölgesel ortaklarla birlikte güçlendirmesi.

3 Şubat Suudi Arabistan ve 4 Şubat Mısır ziyaretleri, tekil diplomatik temaslardan ziyade bölgesel denge mimarisine yönelik eşgüdümlü bir stratejik hamle olarak değerlendirilmelidir. Suudi Arabistan ile ekonomik–güvenlik ekseni, Mısır ile siyasi–jeopolitik normalleşme, Türkiye’nin Orta Doğu’da yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri olma iddiasını pekiştirmektedir.

Bu temaslar, Orta Doğu’da yeni dönemin çatışma değil; temas, denge ve ortak çıkar merkezli bir diplomatik dil üzerinden şekillenmeye başladığını göstermektedir.

 

Mehmet BOZKUŞ


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —