Caydırıcılığın barışla ilişkisi klasik güvenlik yaklaşımında caydırıcılık çoğu zaman çatışmanın maliyetini artırarak barışı koruma yöntemi olarak tanımlanır.
Türkiye’nin son yıllarda ortaya diplomaside sahada ve uluslararası ilişkilerde ortaya koyarak oluşturduğu ;
Değişken Diplomasi,
İletişim Teknolojisi diplomasisi,
Veri diplomasisi,
Siyasal diplomasi,
Enerji diplomasisi,
Finansal diplomasi,
Savunma diplomasisi,
Teknoloji diplomasisi
Ulaşım diplomasisi ile bölgemizde ve yakın, orta ve uzak bölgelerde barış ve güvenliği tesis etme, dış ilişkilerin yapısal zemine oluşturulması, refah ve kalkınma ortamını süreklilik kazandırma, küresel ölçekli hedeflerine kısa, orta ve uzun süreçli politikalarla yol haritası oluşturulması için ”Milli Dış Politika Vizyonu” ile geliştirdiği stratejik inisiyatif alma ve geleceğin dünyasına göre yapılanma aktif rol alacak karar merkezlerinde olma ,pratik, hızlı karar alıp uygulama, yönetme ve ”Barış için Caydırıcılık ” stratejisini uygulama alanlarıyla beraber uygulamaktadır.
Türkiye’nin bu konseptle kurduğu temel denklem şu şekilde ”Barışı korumak için caydırıcı olmak, caydırıcı olmak için etkili olmak.”
Dolayısıyla Türkiye, kendisini saldırgan değil barışın sürdürülebilirliği için güç kullanmaktan çekinmeyeceğini bu nedenle barışı tehdit edenlere karşı saha da yetkin ve etkin mücadele yönetemi ile masa da barış için etkinliğinin gereği şekilde var olmak ve süreçleri yönetmek ve karar mekanizmalarında bulunmaktır. Güçlü bir aktör olarak konumlandırmaktadır.
Doktrinin arka planı neden “Barış İçin Caydırıcılık ”Bu stratejinin arkasında üç temel zorunluluk bulunmaktadır:
1. Çevresel İstikrarsızlık Havzası
Türkiye’nin bulunduğu coğrafi konumu ve yakın çevresi dünyanın en istikrarsız bölgelerinden biri olarak kabul edilir.
Suriye iç savaşı, Ukrayna Rusya savaşı, Irak’ta parçalı egemenlik, Libya ve Afrika gelişmeleri, Doğu Akdeniz enerji rekabeti, Kıbrıs, Ermenistan, İran, Afganistan, Karabağ–Kafkasya gerilimi, Karadeniz’de Rusya–NATO dengesi, Balkanlar’da etnik fay hatları Kızıldeniz ve Afrika’da çatışma alanları, Bu coğrafi gerçeklik ”Pasif Barış'ın imkânsızlığı anlamına gelir.
2. Güvenlik Tehditlerinin Asimetrikleşmesi
Değişen güç yapılanmaları ve vekil aktörlerin kullanım şekillerinde ki değişim ve uluslararası terör örgütlerin taşeron rol üstlenmeleri ile beraber tehditler artık devletlerden değil
Terör örgütlerinden, Vekil milislerden, Hibrit güçlerden, Ulus ötesi ağlardan, Ekonomik blokajlardan, Enerji koridorlarından gelmektedir. Bu nedenle barışı korumak için sadece savunma değil aynı zamanda tehdit unsurlarını bulundukları yerlerde etkisiz hale getirme stratejileriyle beraber aktif caydırıcılık gerekir.
3. Küresel Güç Dağılımındaki Kırılma
ABD–Çin rekabeti, NATO–BRICS gerilimi ve Rusya’nın yeniden yükselmesi gibi değişkenler Türkiye’yi dengeleyici, tampon aktör konumu ile ”Balans Küresel Güç” konumuna getirmiştir.
“Barış İçin Caydırıcılık” Türkiye’nin bu doktrini üç katmanlı süreçlerle yönetmekte ve şekillendirmektedir.
1. Stratejik Caydırıcılık (En Geniş Katman)
Bu katman dış aktörlere şu mesajı üretir.“Türkiye’nin güvenlik kırmızı çizgilerini ihlal etmek bölgesel maliyet doğurur. ”Bu maliyetler karşısında yer alarak Türkiye’ye karşı hamle yapanlara gerekenin yapılması için adımlar atılmaktadır.
Bu mekanizma özellikle, Doğu Akdeniz, Karabağ, Karadeniz, Suriye–Irak hattı vs. olmak üzere en yakından en uzak noktaya kadar kendisini göstermekte ve üzerinde çalışmaktadır.
2. Operasyonel Caydırıcılık (Saha Düzeyi)
Bu alan askeri angajman ve ileri savunma ile ilgilidir. Fırat Kalkanı ile DEAŞ’a caydırıcılık, Zeytin Dalı / Barış Pınarı, YPG/PKK’ya caydırıcılık, Pençe Serisi Irak kuzeyi operasyonel caydırıcılık Karabağ, Ermenistan’a ve bölgesel statükoya caydırıcılık ,Libya, Doğu Akdeniz enerji denklemine caydırıcılık, Somali ve Sudan denklemleriyle beraber Filistin coğrafyasında bunların içindedir. Tehdit unsuru olan bütün coğrafi alanlarda kendisini göstereceğidir. Bu, caydırıcılığın barış koruma formuna dönüşmesidir.
3. Diplomatik Caydırıcılık (Barış İnşası)
Türkiye dünya genelinde 148 Büyükelçilik,14 Daimi Konsolosluk,99Başkonsolosluk, 1 Konsolosluk Ajanslığı,1 Konsolosluk Bürosu ile toplamda 264 diplomatik temsil yapısı ile dünyanın 3. büyük diplomatik yapısına sahiptir. Türkiye burada ”Askeri güç , Diplomatik sonuç” modelini işletir. Buna göre şimdiye kadar izlediği, Ukrayna–Rusya Tahıl Koridoru, Körfez normalleşmeleri, Karabağ sonrası bölgesel entegrasyon, Somali–Etiyopya ara buluculuğu girişimleri, Gazze, Bu bağlamda Türkiye kendisini bölgesel stabilizatör aktör olarak konumlandırmakta aynı zamanda bölgesel be küresel balans güç merkezi konumuna gelmesini sağlamaktadır.
Jeopolitik dengede Türkiye’nin pozisyonu stratejisi Türkiye’yi üç ana güç hattı arasında konumlandırır:
1.NATO Ekseni
Türkiye için burada ifade edilen, askeri garanti, Karadeniz güveliği, teknoloji ve standart entegrasyonu
2.Avrasya Türkistan Ekseni
Bu eksende ise enerji koridorları, ticaret yolları, karasal güvenlik, Kafkasya denkleminde ağırlık
3.Orta Doğu ve Mavi Vatan Ekseni
Bu eksen, deniz güç projeksiyonu, enerji rekabeti, liman–lojistik stratejisi, güvenlik yapısı üzerinden işler. Türkiye, bu üç ekseni aynı anda taşımaya çalışan nadir ülkelerden biridir.
Stratejinin kademeleri ise Türkiye’nin barış için caydırıcılık stratejisinin araç seti altı yapılı ve değişken oluşumlarla beraber artmaktadır. Askeri güç ile ileri savunma , saha üstünlüğü ekseni oluşturma. Savunma sanayi ile maliyet azaltımı , savunma sanayisinde bağımsız, hinterlant etkisi oluşturmak.
Diplomasi eksen ile ara buluculuk, dengeleme, adalet, insan hakları,
Enerji stratejisi ekseni ile transit , hub modeli, piyasa oluşturma ve fiyat belirleme, üretim yapısını güçlendirme.
Ekonomi ekseni ticari koridorlar ,altyapı oluşturma ve uzun zamanlı finansal merkez güç olma.
Yumuşak güç ekseni insani diplomasi ,STK kapasitesi ile kazan kazan politikaları ile siyasi güç ekseninin toplumsal ulaşım merkezinde olmalı
Bu model barışa yönelik maliyet düşürücü mekanizma üretirler.
Doktrinin bölgesel, küresel etkileri bu strateji sonucunda bölgesel ve küresel ölçekli, çatışma barış rekabet üçgeninde istikrara yaklaşım stratejileri izlenmektedir. Dolayısıyla sıcak barış değil soğuk barış üretir. Özellikle Kafkasya ve Karadeniz’de bu etki çok görünürdür.
Bütün bu yapılanma ”Barış için Caydırıcılık” yapılanması içinde Türkiye’nin Jeopolitik güç dengesi içinde etkin yetkin ve karar alıp veren ve uygulayıcı güç dengesi içinde olmasını sağlamaktadır.
Türkiye’nin barış için caydırıcılık yaklaşımı şu cümlede toplanabilir. Türkiye savaşı kazanmak için değil, barışı sürdürebilmek için caydırıcı olmayı seçmiştir.
Bu strateji Türkiye’yi:
Pasif barışçıdan -Aktif barış üreticisine,
Müdahale edilenden- Oyun kurana,
Tampon ülkeden -Dengeleyici aktöre,
Bölgesel güçten-Küresel Balans Ülkesi konumuna gelmesini sağlamaktadır.