UZAKLARDA ARAMA...
Mutlu mu olmak istiyorsun farklı dünyalar seç kendine. Kimsenin dünyasına ihtiyacın yok ki. Yaradılış gereği mi yoksa kolayı seçtiğimizden mi bilmem, mutluluğu ya da ayakta kalabilmeyi hep başkaları ile paralel sanıyoruz. İlla hayatımızda biri olur ya da birini yanımızda hissedersek her şeyin üstesinden daha çabuk geliriz mantığı ile hareket ediyoruz. Soru şu aslında neden bu kadar kendimizi güvende hissetmek istiyoruz. Neden hayatı illa birileri ile yönetmeyi tercih ediyoruz. Birilerinin dünyasında olmalı mıyız mutlu olmak için. Niçin kendi mutluluğumuzu yönetemiyoruz. Ne oluyor da mutluluk elimizden kayıp gidiyor. Nasıl oluyor da kendi dünyamızın içinde yaşamak yerine kayboluyoruz. Ne uğruna kendi tercihlerimizden vazgeçiyoruz. Cevap çok basit. Çünkü kendi dünyamızı yaratmaktan aciziz. Çünkü hep kendimizden önce başka dünyalara odaklanıp onların mutluluğuna öncelik veriyoruz. İşin aslı çünkü kendimizi önemsemiyoruz. Çünkü kendi dünyamızın merkezine kendimizi koymuyoruz.
Her şeyiyle sadece sana ait bir dünyan mı olsun istiyorsun o zaman sadece şunu yap. Bir trenin vagonları gibi, bir evin odaları, bir üzümün salkımları, bir ananın evlatları gibi... sıraya koy, koru, düzenle, temizle, eşitle, canlı tut, sahip çık, söz ver, saygı duy, ilgi göster, önemse, her şeyi ile kabullen, tüm sadakatin, samimiyetin ile sarıl, sonsuz bir özgüvenle sev kendi dünyanı ve...
Öyle bir dünya inşa et ki kendine, kendini o dünyanın merkezine öyle koy ki ve ona öyle aşkla bağlan ki kimse, senin dünyana bırak girmeyi yaklaşmaya bile cesaret edemesin. Ve şu felsefeyi asla benimseme. Ben ona, bunu söylersem üzülür mü ya da kırılır mı. Bırak üzülen üzülsün, kırılan kırılsın. Sen eminsen kendinden ve yaptığından, en önemlisi vicdanın rahatsa gerisinin ne düşündüğünün, söylediğinin ve ne yaptığının hiçbir önemi yok.
İşin aslı şu aslında, mutlu olmak için çok uzaklara gidip çok kapı çalma, kimsenin dünyasına girme, bunun için kendine sebepler üretme, nedenlere takılma, bahanelere sığınma, yani kendini boşuna kandırma, olmayanı oldurmaya uğraşma, servetin olan iradeni boşa harcama, çizgini bozma, taviz verme, pes etme savaş, cesur ol korkma, dik dur susma, inancını kaybetme ve asla kimse için kendini hiçbir şey uğruna günah keçisi ilan etme, unutma ki kayalıklardan aşağı atılacak ilk kişi sen olacaksın...
Kalemimden... Melek Kaya